gokyuzu.org

Dünya Uzay Haftası 4 -10 Ekim

4 – 10 ekim tarihleri arasında kutlanan ve uluslararası bir etkinlik olan Dünya Uzay Haftası, 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmiştir. 4 ve 10 ekim tarihlerinde olmasının nedeni var. Dünya Uzay Haftası, insanlığın uzaya doğru açılmasında dönüm noktaları olan iki önemli olaya işaret etmektedir.

  • 4 Ekim 1957 – Dünya’nın ilk yapay uydusu SPUTNIK-1’in uzaya fırlatılması ve böylece uzay keşif yollarının açılması,
  • 10 Ekim 1967 – Kısa adı ile ‘Uzay Antlaşmas’ olarak bilinen ‘Ay ve Gök Cisimleri Dahil Uzayın Keşfi ve Kullanımı için Devletlerin Faaliyetlerini Düzenleyen İlkeler Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi.

Bu nedenle her yıl 4 – 10 Ekim tarihleri arası Dünya çapında Dünya Uzay Haftası olarak kutlanır. Birleşmiş Milletler’in (BM) finanse ettiği ve tüm Dünya’dan uzaya ilgisi olan insanların gönüllü olarak katıldığı bu organizasyon, milyonlarca insanı ‘uzay’ teması altında birleştiriyor.

Türkiye de Dünya Uzay Haftası’nı kutlayan ülkeler arasında. Dünya’da her yıl 50’den fazla ülkede coşkuyla kutlanan Dünya Uzay Haftası, bu yıl da Türksat AŞ’nin koordinatörlüğünde ülkemizde organize edilecek. Türksat AŞ, Dünya Uzay Haftası kapsamında kamu kurumlarını, sanayi kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini, eğitimcileri ve bireyleri uzay çatısı altında bir araya getirmeyi ve ülkemizde uzay bilincinin geliştirilmesini desteklemeyi hedefliyor.

Dünya Uzay Haftası’nın Hedefleri:

  • İnsanlığı uzayın faydaları hakkında bilgilendirmek,
  • Uzayın sürdürülebilir ekonomik kalkınmada kullanımını teşvik etmek,
  • Uzay programlarına toplum desteğini göstermek,
  • Çocukları yeni şeyler öğrenmeleri ve kendi geleceklerini şekillendirmeleri heyecanlandırmak,
  • Uzay çalışmaları içinde yer alan enstitüleri canlandırmak,
  • Uzayın keşfi ve uzay eğitimi alanlarında uluslarası işbirliklerini canlandırmaktır.

Ülkemiz Dünya Uzay Haftası boyunca en çok etkinlik düzenleyen ülkelerin başında gelmektedir. Yaklaşık 90 merkezde, Türksat AŞ koordinatörlüğünde çeşitli etkinlikler ile kutlanacak. 2009 yılı etkinliklerinin ana teması ise ‘2023 (Cumhuriyet’in 100. yılı) Cacabey Uzay İstasyonu’ olacak. Başlıca etkinlikler ise şöyle:

  • Resim yarışmaları,
  • Kompozisyon yarışmaları,
  • Maket yarışmaları,
  • Uzay için eğitim konferansları,
  • Planetaryum (Yıldızevi) gösterileri,
  • Gece gözlemleri,
  • Fotoğraf sergisi,
  • Sosyal sorumluluk projeleri,  
  • Uzay temalı Karagöz ve Hacivat gösterisi,
  • Dünya Uzay Haftası yürüyüşü
  • Dünya Uzay Haftası futbol turnuvası.

Hoşgeldin Discovery

Discovery Uzay Mekiği 14 günlük görevinin ardından bugün TSİ 03:53’te Edwards Hava Kuvvetleri Üssü’ne yumuşak bir iniş yaptı.
  Discovery Uzay Mekiği
Fotoğraf: NASA TV
Görevi sırasınca Discovery yaklaşık 7.6 milyon km katetti ve uzay mekiği Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ)’na erzak ve araştırma faaliyetler için gerekli olan bir kısım mühimmatları sevketti.

Kuyruklu Yıldızlar

Kuyruklu yıldızlar, buz, toz ve gazdan oluşmuş gökcisimleridir.

Kuyruklu Yıldızların Genel Özellikleri:

  • Aynı Güneş Sistemi’ndeki gezegenler gibi belli bir yörüngesi olup belirli bir periyotla bu yörüngede dönerler.  
  • Kuyruklarının uzunluğu 1 AB ile 10 milyon kilometrenin birkaç katı arasında değişir.
  • Güneş Sistemi’nin oluşumu sırasında meydana gelmişlerdir.
  • Kuyruklu yıldızlar, Güneş’ten uzak iken çok az ışık yansıtan gökcisimleridir. Ancak Güneş’e yaklaştıkça ısınmaya, parlamaya ve genişlemeye başlar. Günberideyken yani Güneş’e en yakın konumlarındayken en parlak konumlarına ulaşırlar.

Kuyruklu Yıldızların Yapısı: Tipik bir kuyruklu yıldız, saç (koma), çekirdek (nüve), hidrojen zarfı ve 2 tane kuyruğa sahiptir.

  • Çekirdek (Nüve):  Kuyruklu yıldızın tek katı bölgesidir. Buz, toz ve donmuş gazdan oluşmuştur. Kirli bir kartopunu andırır. Genellikle çapı 1 km ile 20 km arasında değişir. Ama çapı 100 km ile 300 km arasında değişen kuruklu yıldızlar da vardır. Kuyruklu yıldız Güneş’e yaklaştıkça (yaklaşık bir AB) çekirdekte bulunan donmuş su ve gazlar süblimleşir ve saç kısmı oluşur. 
  • Saç (Koma): Çekirdeği saran toz ve gaz bulutudur. Büyüklüğü onbin kilometre ile birmilyon kilometre arasında değişebilir. Saç için kuyruklu yıldızın atmosferi denebilir. Güneş’e yaklaştıkça saç daha büyük bir hale gelir.  
  • Hidrojen Zarfı: Güneş’ten gelen morötesi ışınların saçtaki gazlara etkisi ile kimyasal tepkimeler  sonucu ortaya çıkan iyon bulutlarıdır. Ortaya çıkan iyonlar morötesi spektrumda görülebilir. Bu nedenle atmosferimiz morötesi ışınları soğurduğundan Dünya’dan gözlemlenemez. Ancak SOHO gibi uzay araçları ile tespit edilirler. Büyüklükleri 10 milyon ile 100 milyon km arasında değişir.

Hidrojen zarfı. (Telif Hakkı: SOHO/SWAN (ESA & NASA) & J.T.T. Mdkinen et al.)

  • Kuyruklar: Kuyruklu yıldızlar iyon ve toz kuyruğu olmak üzere iki adet kuyruk taşırlar. Güneş’e yaklaştıkça daha görünür olurlar.
  1. İyon Kuyruğu: Güneş rüzgarlarının etkisi ile oluşur. Güneş rüzgarları kuyruklu yıldızın saçındaki gaz iyonlarına çarparak geri iter. Bu da iyon kuyruğunun oluşumuna sebep olur. İyon kuyruğu her zaman Güneş’e bakar ve yüzlerce milyon kilometre uzunluğunda olabilir. Florasan etkisi ile kendi ışığını yayar. 
  2. Toz Kuyruğu: Oluşumunun ana sebebi Güneş ışığının sıcaklığıdır. Donmuş su ve gazlar eriyince ortaya çıkan mikroskobik gazlar Güneş ışığının ya da radyasyonunun basıncı ile geri itilir ve kuyruk oluşturur. Kuyruklu yıldızın kendi yörüngesindeki dönüşü nedeniyle toz kuyruğu eğilir. Uzunluğu 10 milyon kilometreyi aşar.   

    Kuyruklu yıldızın yapısı. (Telif Hakkı: 2005 (c) Pearson Prentice Hall, Inc.)   Kuyruklu Yıldızın Kuyrukları. (Fotoğraf: Rob JONES)

Kuyruklu yıldızların Kökeni: Kökenlerinin Oort Bulutu’nun ve Kuiper Kuşağı olduğu düşünülmektedir. 

  • Oort Bulutu: Bu görüş Hollandalı gökbilimci Jan Hendric Oort tarafından  ileri sürülmüştür. Jan Hendric Oort, yörüngesi iyi bilinen uzun periyotlu 20 kadar kuyruklu yıldızı incelemiş ve hepsinin belli bir yerde (Güneş’ten uzaklığı 10 bin ile 100 bin AB) kesişim yaptığını farketmiştir. Bu kuyruklu yıldızların Güneş Sistemi’nden çıkmadıklarını ancak iç Güneş Sistemi’nde de dolanım yapmadıklarını görmüştür. Oort Bulutu’nun Güneş Sistemi’nin oluşması sırasında dışarı itilen uzay döküntülerinden oluştuğu düşünülmektedir. Buradan kuyruklu yıldızların ya bir yıldız sisteminin gelgit etkisi ile ya da Samanyolu’nun yarattığı gelgit etkisiyle geldikleri düşünülüyor. Periyotları 200 ile birmilyon yıl arasında değişmekteyken yörüngeleri de dış merkezlidir. 
  • Kuiper Kuşağı: Neptün’ün yörüngesinden sonra gelen bölgedir. Gezegenimsiler, buzlu cisimler ve uzay taşları barındırır. Buradakikuyruklu yıldızların da gaz devlerinin yani Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ün çekim gücü ile geldiği düşünülüyor. Periyotları 200 yıldan az ve düzensiz olup yörüngeleri Oort Bulutu’ndan gelen kuyruklu yıldızlara göre daha çemberseldir. 

Kuyruklu Yıldızların Ömrü: Kuyruklu yıldızlar ya bir Güneş Sistemi cismiyle çarpışarak ya uzaya fırlayarak ya da yanarak ölürler. Çok azı ise 4.5 milyon yıllık yaşamlarına devam ederler. Çarpışıp yokolan kuyruklu yıldızlara en iyi örnek şüphesiz 1994 yılında meydana gelen Shoemaker – Levy 9 KY (SL9) ile Jüpiter’in çarpışmasıdır. Çarpışmadan önce kuyruklu yıldız bir çok parçaya ayrılmıştır.   

(Solda) Shoemaker – Levy 9 Kuyruklu Yıldızı’nı Jüpiter’e yaklaşması. Telif Hakkı: NASA – ESA

(Sağda) Çarpışmadan sonra Jüpiter’deki oluşan iz. Telif Hakkı: NASA – ESA

(Altta) Kuyruklu yıldızın 21 parçası. Telif Hakkı: Hubble / NASA  

                                         

Göktaşı Yağmurları: Yılın belli zamanlarında oluşan göktaşı yağmurlarının sebebi kuyruklu yıldızlardır. Kuyruklu yıldız ilerlerken arkasında bir takım tozlar bırakır. Dünya ile bu döküntüler kesiştiği zaman günler süren göktaşı yağmuları oluşur. Dikkatli incelenirse göktaşlarının belli bir noktadan geldiğini görülür. Bu noktaya saçılım noktası denir. Bu yağmurlar saçılım noktasının bulunduğu takımyıldıza göre isimlendirilir. 

Kuyruklu Yıldız Araştırmaları: 1970 yılları astronomi için parlak bir dönem olmasına rağmen (ki bu yıllarda Apollo görevi ile Ay’a gidilmiş gaz devlerine araçlar gönderilmişti) kuyruklu yıldızlar hakkında çok fazla bilgi olmaması araştırmacıları bilgi toplamak amacıyla uzay araçlarına çevirdi. Çünkü kuyruklu yıldız Dünya’ya yakınken kuyruk ve saç kısmı oluştuğu için, uzaktayken de çok küçük göründüğü için gözlenlenemiyordu. Yörüngesinin ve periyodunun uygun olması nedeniyle Halley Kuyruklu Yıldız seçildi. Halley Kuyruklu Yıldızı’na 7 tane araç gönderildi. En başarılısı kuyruklu yıldıza en fazla yaklaşan Giotto Uzay Aracı oldu.  

Kuyruklu Yıldız Gözlemi: Işık kirliliğinin olmadığı bir alanda gökyüzüne dikkatli bakılırsa gökyüzünde yükselen bir ışık sütunu görülebilir. Bu ışık, kuyruklu yıldızların bıraktığı tozların Güneş ışığını yansıtmasıyla ortaya çıkar. (Samanyolu diski ile karıştırılmamalıdır.) Zodyak yani Burçlar Kuşağı’nn etrafında daha parlaktır. Bir kuyruklu yıldız keşfedilmek isteniyorsa bakılması gereken yer Burçlar Kuşağı’dır. Kuyruklu yıldızları daha parlak görmek için ise Güneş battıktan birkaç saat sonra batıya ya da Güneş doğmadan birkaç saat önce doğuya bakılmalıdır.

Burçlar Kuşağı ve Samanyolu Diski. (Fotoğraf: Daniel LOPEZ, Telde Gözlemevi, IAC)

Önemli Bazı Kuyruklu Yıldızlar: 

  • Halley Kuyruklu Yıldızı (1P/Halley): Edmond Halley’in 1705 yılında Newton’un hareket kanunlarını kullanarak 1758’de geçeceğini tahmin ettiği kuyruklu yıldız. Tahminin doğru çıkması üzerine o sırada ölmüş olan Halley’in adı kuyrukluyıldıza verildi. Halley’in ortalama periyodu 76 yıldır fakat Güneş’e yaklaştıkça kütle kaybetmesi ve başka gezegenlerin kütle çekim alanına girmesinden dolayı  bu periyod kesin olarak tahmin edilememektedir. En son 1910 ve 1986 yılında geçtiği bilinen kuyrukluyıldızın bir dahaki ziyaretinin 2062 nin başında olacağı düşünülüyor. Halleyin ölçüleri 16x8x8km dir.
  • Hyakutake Kuyruklu Yıldızı (C1996/B2): 30 ocak 1996’da Yuji Hyakutake’nin basit dürbünler sayesinde keşfettiği kuyrukluyıldız. Astronomlar  Hyakutakede Kuyruklu Yıldızı’nda diğer kuyrukluyıldızların aksine büyük miktarlarda etan ve metan gözlemlediler.
  • McNaught Kuyruklu Yıldızı (C2006/P1): 2007 yılının ocak ayında gözlemlenen kuyruklu yıldız astronomlar tarafından son 10, 20, 30 ve hatta 40 yılın en parlak kuyrukluyıldızı olarak nitelendirildi. Bu ünvanı kendisine kazandıran ise Dünya’dan bakıldığında Güneş’e çok yakın olmasına karşın görülebilmesiydi.
  • Encke Kuyruklu Yıldızı (2P/Encke): Şu ana keşfedilen en ufak periyotlu kuyruklu yıldız. Periyodu 3 yıldır. Çekirdeği 4.8 km çapındadır.
  • Biele Kuyruklu Yıldızı (3D/Biele): 1772 yılında keşfedilen bu kuyrukluyıldız sonraki Dünya ziyaretinde 2 parçaya ayrılmış olarak görüldü. 1852 yılında ise iki parçanın birbirinden yaklaşık 2.5 milyon kilometre uzakta olduğu görülmüştür.

Kuyruklu yıldızlar, Messier Kataloğu’nun hazırlanmasında çok önemli rol üstlenmişlerdir.

Kaynaklar:

  • Astronomy: The Solar System and Beyond / Michael A. Seeds.
  • Comet Science: The Study of Remmants from the Birth of the Solar System 
  • Stars and Planets / Ian Ridpath

Hazırlayan: Sinan CATE

Düzenleyen: Mehmet Kemal ARDOĞA

Kuyruklu Yıldızlar

Kuyruklu yıldızlar, buz, toz ve gazdan oluşmuş gökcisimleridir.

Kuyruklu Yıldızların Genel Özellikleri:

  • Aynı Güneş Sistemi’ndeki gezegenler gibi belli bir yörüngesi olup belirli bir periyotla bu yörüngede dönerler.  
  • Kuyruklarının uzunluğu 1 AB ile 10 milyon kilometrenin birkaç katı arasında değişir.
  • Güneş Sistemi’nin oluşumu sırasında meydana gelmişlerdir.
  • Kuyruklu yıldızlar, Güneş’ten uzak iken çok az ışık yansıtan gökcisimleridir. Ancak Güneş’e yaklaştıkça ısınmaya, parlamaya ve genişlemeye başlar. Günberideyken yani Güneş’e en yakın konumlarındayken en parlak konumlarına ulaşırlar.

Kuyruklu Yıldızların Yapısı: Tipik bir kuyruklu yıldız, saç (koma), çekirdek (nüve), hidrojen zarfı ve 2 tane kuyruğa sahiptir.

  • Çekirdek (Nüve):  Kuyruklu yıldızın tek katı bölgesidir. Buz, toz ve donmuş gazdan oluşmuştur. Kirli bir kartopunu andırır. Genellikle çapı 1 km ile 20 km arasında değişir. Ama çapı 100 km ile 300 km arasında değişen kuruklu yıldızlar da vardır. Kuyruklu yıldız Güneş’e yaklaştıkça (yaklaşık bir AB) çekirdekte bulunan donmuş su ve gazlar süblimleşir ve saç kısmı oluşur. 
  • Saç (Koma): Çekirdeği saran toz ve gaz bulutudur. Büyüklüğü onbin kilometre ile birmilyon kilometre arasında değişebilir. Saç için kuyruklu yıldızın atmosferi denebilir. Güneş’e yaklaştıkça saç daha büyük bir hale gelir.  
  • Hidrojen Zarfı: Güneş’ten gelen morötesi ışınların saçtaki gazlara etkisi ile kimyasal tepkimeler  sonucu ortaya çıkan iyon bulutlarıdır. Ortaya çıkan iyonlar morötesi spektrumda görülebilir. Bu nedenle atmosferimiz morötesi ışınları soğurduğundan Dünya’dan gözlemlenemez. Ancak SOHO gibi uzay araçları ile tespit edilirler. Büyüklükleri 10 milyon ile 100 milyon km arasında değişir.

Hidrojen zarfı. (Telif Hakkı: SOHO/SWAN (ESA & NASA) & J.T.T. Mdkinen et al.)

  • Kuyruklar: Kuyruklu yıldızlar iyon ve toz kuyruğu olmak üzere iki adet kuyruk taşırlar. Güneş’e yaklaştıkça daha görünür olurlar.
  1. İyon Kuyruğu: Güneş rüzgarlarının etkisi ile oluşur. Güneş rüzgarları kuyruklu yıldızın saçındaki gaz iyonlarına çarparak geri iter. Bu da iyon kuyruğunun oluşumuna sebep olur. İyon kuyruğu her zaman Güneş’e bakar ve yüzlerce milyon kilometre uzunluğunda olabilir. Florasan etkisi ile kendi ışığını yayar. 
  2. Toz Kuyruğu: Oluşumunun ana sebebi Güneş ışığının sıcaklığıdır. Donmuş su ve gazlar eriyince ortaya çıkan mikroskobik gazlar Güneş ışığının ya da radyasyonunun basıncı ile geri itilir ve kuyruk oluşturur. Kuyruklu yıldızın kendi yörüngesindeki dönüşü nedeniyle toz kuyruğu eğilir. Uzunluğu 10 milyon kilometreyi aşar.   

    Kuyruklu yıldızın yapısı. (Telif Hakkı: 2005 (c) Pearson Prentice Hall, Inc.)   Kuyruklu Yıldızın Kuyrukları. (Fotoğraf: Rob JONES)

Kuyruklu yıldızların Kökeni: Kökenlerinin Oort Bulutu’nun ve Kuiper Kuşağı olduğu düşünülmektedir. 

  • Oort Bulutu: Bu görüş Hollandalı gökbilimci Jan Hendric Oort tarafından  ileri sürülmüştür. Jan Hendric Oort, yörüngesi iyi bilinen uzun periyotlu 20 kadar kuyruklu yıldızı incelemiş ve hepsinin belli bir yerde (Güneş’ten uzaklığı 10 bin ile 100 bin AB) kesişim yaptığını farketmiştir. Bu kuyruklu yıldızların Güneş Sistemi’nden çıkmadıklarını ancak iç Güneş Sistemi’nde de dolanım yapmadıklarını görmüştür. Oort Bulutu’nun Güneş Sistemi’nin oluşması sırasında dışarı itilen uzay döküntülerinden oluştuğu düşünülmektedir. Buradan kuyruklu yıldızların ya bir yıldız sisteminin gelgit etkisi ile ya da Samanyolu’nun yarattığı gelgit etkisiyle geldikleri düşünülüyor. Periyotları 200 ile birmilyon yıl arasında değişmekteyken yörüngeleri de dış merkezlidir. 
  • Kuiper Kuşağı: Neptün’ün yörüngesinden sonra gelen bölgedir. Gezegenimsiler, buzlu cisimler ve uzay taşları barındırır. Buradakikuyruklu yıldızların da gaz devlerinin yani Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ün çekim gücü ile geldiği düşünülüyor. Periyotları 200 yıldan az ve düzensiz olup yörüngeleri Oort Bulutu’ndan gelen kuyruklu yıldızlara göre daha çemberseldir. 

Kuyruklu Yıldızların Ömrü: Kuyruklu yıldızlar ya bir Güneş Sistemi cismiyle çarpışarak ya uzaya fırlayarak ya da yanarak ölürler. Çok azı ise 4.5 milyon yıllık yaşamlarına devam ederler. Çarpışıp yokolan kuyruklu yıldızlara en iyi örnek şüphesiz 1994 yılında meydana gelen Shoemaker – Levy 9 KY (SL9) ile Jüpiter’in çarpışmasıdır. Çarpışmadan önce kuyruklu yıldız bir çok parçaya ayrılmıştır.   

(Solda) Shoemaker – Levy 9 Kuyruklu Yıldızı’nı Jüpiter’e yaklaşması. Telif Hakkı: NASA – ESA

(Sağda) Çarpışmadan sonra Jüpiter’deki oluşan iz. Telif Hakkı: NASA – ESA

(Altta) Kuyruklu yıldızın 21 parçası. Telif Hakkı: Hubble / NASA  

                                         

Göktaşı Yağmurları: Yılın belli zamanlarında oluşan göktaşı yağmurlarının sebebi kuyruklu yıldızlardır. Kuyruklu yıldız ilerlerken arkasında bir takım tozlar bırakır. Dünya ile bu döküntüler kesiştiği zaman günler süren göktaşı yağmuları oluşur. Dikkatli incelenirse göktaşlarının belli bir noktadan geldiğini görülür. Bu noktaya saçılım noktası denir. Bu yağmurlar saçılım noktasının bulunduğu takımyıldıza göre isimlendirilir. 

Kuyruklu Yıldız Araştırmaları: 1970 yılları astronomi için parlak bir dönem olmasına rağmen (ki bu yıllarda Apollo görevi ile Ay’a gidilmiş gaz devlerine araçlar gönderilmişti) kuyruklu yıldızlar hakkında çok fazla bilgi olmaması araştırmacıları bilgi toplamak amacıyla uzay araçlarına çevirdi. Çünkü kuyruklu yıldız Dünya’ya yakınken kuyruk ve saç kısmı oluştuğu için, uzaktayken de çok küçük göründüğü için gözlenlenemiyordu. Yörüngesinin ve periyodunun uygun olması nedeniyle Halley Kuyruklu Yıldız seçildi. Halley Kuyruklu Yıldızı’na 7 tane araç gönderildi. En başarılısı kuyruklu yıldıza en fazla yaklaşan Giotto Uzay Aracı oldu.  

Kuyruklu Yıldız Gözlemi: Işık kirliliğinin olmadığı bir alanda gökyüzüne dikkatli bakılırsa gökyüzünde yükselen bir ışık sütunu görülebilir. Bu ışık, kuyruklu yıldızların bıraktığı tozların Güneş ışığını yansıtmasıyla ortaya çıkar. (Samanyolu diski ile karıştırılmamalıdır.) Zodyak yani Burçlar Kuşağı’nn etrafında daha parlaktır. Bir kuyruklu yıldız keşfedilmek isteniyorsa bakılması gereken yer Burçlar Kuşağı’dır. Kuyruklu yıldızları daha parlak görmek için ise Güneş battıktan birkaç saat sonra batıya ya da Güneş doğmadan birkaç saat önce doğuya bakılmalıdır.

Burçlar Kuşağı ve Samanyolu Diski. (Fotoğraf: Daniel LOPEZ, Telde Gözlemevi, IAC)

Önemli Bazı Kuyruklu Yıldızlar: 

  • Halley Kuyruklu Yıldızı (1P/Halley): Edmond Halley’in 1705 yılında Newton’un hareket kanunlarını kullanarak 1758’de geçeceğini tahmin ettiği kuyruklu yıldız. Tahminin doğru çıkması üzerine o sırada ölmüş olan Halley’in adı kuyrukluyıldıza verildi. Halley’in ortalama periyodu 76 yıldır fakat Güneş’e yaklaştıkça kütle kaybetmesi ve başka gezegenlerin kütle çekim alanına girmesinden dolayı  bu periyod kesin olarak tahmin edilememektedir. En son 1910 ve 1986 yılında geçtiği bilinen kuyrukluyıldızın bir dahaki ziyaretinin 2062 nin başında olacağı düşünülüyor. Halleyin ölçüleri 16x8x8km dir.
  • Hyakutake Kuyruklu Yıldızı (C1996/B2): 30 ocak 1996’da Yuji Hyakutake’nin basit dürbünler sayesinde keşfettiği kuyrukluyıldız. Astronomlar  Hyakutakede Kuyruklu Yıldızı’nda diğer kuyrukluyıldızların aksine büyük miktarlarda etan ve metan gözlemlediler.
  • McNaught Kuyruklu Yıldızı (C2006/P1): 2007 yılının ocak ayında gözlemlenen kuyruklu yıldız astronomlar tarafından son 10, 20, 30 ve hatta 40 yılın en parlak kuyrukluyıldızı olarak nitelendirildi. Bu ünvanı kendisine kazandıran ise Dünya’dan bakıldığında Güneş’e çok yakın olmasına karşın görülebilmesiydi.
  • Encke Kuyruklu Yıldızı (2P/Encke): Şu ana keşfedilen en ufak periyotlu kuyruklu yıldız. Periyodu 3 yıldır. Çekirdeği 4.8 km çapındadır.
  • Biele Kuyruklu Yıldızı (3D/Biele): 1772 yılında keşfedilen bu kuyrukluyıldız sonraki Dünya ziyaretinde 2 parçaya ayrılmış olarak görüldü. 1852 yılında ise iki parçanın birbirinden yaklaşık 2.5 milyon kilometre uzakta olduğu görülmüştür.

Kuyruklu yıldızlar, Messier Kataloğu’nun hazırlanmasında çok önemli rol üstlenmişlerdir.

Kaynaklar:

  • Astronomy: The Solar System and Beyond / Michael A. Seeds.
  • Comet Science: The Study of Remmants from the Birth of the Solar System 
  • Stars and Planets / Ian Ridpath

Hazırlayan: Sinan CATE

Düzenleyen: Mehmet Kemal ARDOĞA

Astronomi Yaz Kampı

“2009 Astronomi Yılı” çerçevesinde düzenlenen bir çok etkinlikten biri de Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite Astrofizik Araştırma Merkezi (ÇAAM) ve Ulupınar Gözlemevi’nin birlikte “Astronomi Yaz Kampı”. Kampta, Kazdağları’nda yapımı süren Türkiye’nin en büyük teleskopu görülebilir.

Astronomi Yaz Kampı

“2009 Astronomi Yılı” çerçevesinde düzenlenen bir çok etkinlikten biri de Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite Astrofizik Araştırma Merkezi (ÇAAM) ve Ulupınar Gözlemevi’nin birlikte “Astronomi Yaz Kampı”. Kampta, Kazdağları’nda yapımı süren Türkiye’nin en büyük teleskopu görülebilir.

Kraterler

En son karşılaştığımız göktaşlarından biri “asteroid 2008 TC3”, bu göktaşı Dünya yüzeyine çarpacağı tam bir doğrulukla tahmin edilen ilk göktaşı olma özelliğini taşıyor. Dünya yüzeyinde bilinen, göktaşları tarafından oluşturulmuş yaklaşık 170 krater vardır, fakat şundan eminiz ki Dünyamız tarihi boyunca bildiğimizden daha fazla ve şiddetli çarpışmalara maruz kalmıştır. Güneş Sistemi’ndeki diğer tüm kayaç gezegenler ve aylar, göktaşı çarpmaları sonucu oluşmuş kraterler ile kaplıdır. Bir teleskop veya dürbünle kendi Ay’ımızın yüzeyine bakarsak veya MESSENGER Uzay Aracı’nın yolladığı Merkür fotoğraflarını incelersek Güneş Sistemi’ndeki en yaygın yeryüzü şeklinin kraterler olduğunu göreceğiz. Dünyamız’da ise yeryüzünün dörtte üçü sularla kaplı, bu yüzden okyanuslarda oluşabilecek herhangi bir krateri bulmak çok zordur. Bundan başka 2008 TC3 göktaşının maruz kaldığı durum gibi, ki atmosferin üst noktalarında yanıp parçalanmıştır, atmosferimiz küçük göktaşlarının yeryüzüne ulaşmalarını ve çarparak krater oluşturmalarını engellemektedir. Mevsimsel değişimler, erozyon, Dünya kabuğundaki tektonik dönüşümler ise yeryüzünün oluşumu boyunca maruz kaldığı göktaşı bombardımanın izlerini silmişlerdir. Yeryüzündeki kraterlerin neredeyse tamamı ise uzay çağına girilmesi ve uydu fotoğrafçılığının başlaması ile keşfedilmiştir. En son keşfedilen krater ise bir yer bilimci tarafından Google Earth kullanılarak bulunmuştur. Aşağıda Dünya’nın en etkileyici 10 krateri listelenmiştir. Devam eden fotoğraflarda ise yeryüzünde bulunan diğer krater ve Güneş Sistemi’nde kraterler ile dolu yüzeye sahip bazı gezegenler ve uydu fotoğrafları listelenmiştir.

Bir kraterin oluşumu; çarpan göktaşının parçalarının bir miktarı krater içinde kalır ve büyük bir miktarı metrelerce veya göktaşı büyük ise kilometrelerce uzağa yayılır.

1-) Vredefort Krateri

Vredefort Krateri. Telif Hakkı: NASA

Bilinen en geniş ve en yaşlı krater olan Vredefort Krateri Güney Afrika’dadır. Çapı yaklaşık 250 km’dir ve yaşının 2 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir. Kraterler ters kubbeye sahiptirler ve bu uydu fotoğrafında da Vredefort Krateri’nin dairesel kubbesi tam olmasa da belli olmaktadır.

Manicouagan Impact Structure2-) Manicouagan Krateri

Manicouagan Krateri. Telif Hakkı: NASA 

Bu krater Kanada, Quebec’tedir. Yaklaşık olarak 70 km çapındadır ve 212 milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde buzla kaplı bir göldür. Uzay aracında bulunan astronotlar tarafından çekilen bu fotoğrafta kayalıkların dış halkası görülmektedir. Daha da yakından inceleyecek olursak açık bir şekilde kayalıkların eridiği ve şiddetli çarpışma ile şekillendiği ortaya çıkar. Kraterin gerçek çapının 100 km olduğu, aşınma sonucu bugünkü ölçülerine ulaştığı düşünülüyor.

3-) Chicxulub Krateri

Chicxulub Krateri. Telif Hakkı: NASA

Muhtemelen dinozorların yok olmasına sebep olan göktaşının oluşturduğu krater. Meksika’da Yucatan Peninsula’da su altında bulunmaktadır. Çapının 170 km olduğu ve 65 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilmektedir. Çarpmanın etkisi ile ortaya çıkan enerji 100 tera tonluk TNT bombasının oluşturacağı enerjiye eşittir. Muhtemelen çarpışmanın ardından yok edici tsunami dalgaları, bir dizi depremler ve Dünya çapında volkanik patlamalar ortaya çıktı. Birçok bilimadamının ortak görüşü bu çarpışmanın dinozorları yok ettiği yönünde; çünkü çarpışmanın ardından sera etkisi ile küresel ısınma hızla artarak uzun süreli mevsim değişimlerine sebebiyet verdi.

Aorounga4-) Aorounga Krateri 

Aorounga Krateri. Telif Hakkı: NASA 

Aorounga üçlü krateri Afrika, Çad’da Sahra Çölü’nün bir köşesinde yaklaşık 200-300 milyon yıl önce oluşmuştur. Resimde uzaydan alınmış radar görüntüsü görülmektedir. Aynı merkezli bu kraterlerin en büyüğünün çapı yaklaşık 17 km’dir; fakat bu ilginç kraterin birkaç çarpışma sonucu oluşmuş olabileceği tahmin edilmektedir. İkinci krater neredeyse ana krater büyüklüğünde. Böyle büyük bir kraterin oluşmasına yaklaşık 1-2 km çapında bir göktaşının sebep olabileceği tahmin edilmektedir.

Clearwater Lakes5-) Clearwater Kraterleri 

Clearwater Kraterleri. Telif Hakkı: NASA

İkiz ve göl kraterleri olan Clearwater Kraterleri muhtemelen 290 milyon yıl önce Kanada, Quebec’te aynı anda oluşmuştur. Oluşuma sebep olan göktaşlarının, parçalanmış bir göktaşının iki ayrı parçası olduğu düşünülmektedir. Büyük olan Batı Gölü 32 km çapında ve küçük olan Doğu Gölü 22 km çapındadır.

6-) Barringer Krateri

Barringer Krateri. Telif Hakkı: NASA

Büyük bir krater olmamasına rağmen bu krateri bu kadar çekici yapan başlıca sebep nasıl bu kadar iyi korunduğudur. Barringer Krateri, ABD’de Arizona’da bulunmaktadır. Genişliği 1.2 km ve derinliği 175 m dir. Barringer Krateri’nin oluşum nedeninin, yaklaşık 50 bin yıl önce yapısında bolca demir bulunduran 50 m çapında ve bir kaç yüzbin ton ağırlığındaki bir göktaşı olduğu düşünülüyor. Göktaşının büyük bir kısmı ya buharlaştı ya da eriyerek dağıldı. Çarpmanın etkisi ile göktaşı pek çok küçük parçaya ayrılarak kraterin çevresinde 7 km’lik bir alana saçıldı. Günümüze değin 639 kg örnek toplanabilmiştir.

7-) Wolfe Creek Krateri

Wolfe Creek Krateri. Telif Hakkı: NASA 

Bir diğer iyi korunmuş krater de Wolfe Creek Krateri, Kuzey Avustralya Çölü’nün düzlüklerinde bulunmaktadır. Kraterin 300 bin yıllık olduğu düşünülüyor. Çapı 880 m ve derinliği ise 60 m’dir. Krater kısmen kum fırtınalarının etkisi ile kuma gömülmüş durumda. Yörede yaşayanların bu çevreyi çok tanımalarına ve kraterin alışılmadık bir yeryüzü şekli olmasına rağmen, krater 1947 yılına kadar keşfedilememiştir.

😎 Deep Bay Krateri

Deep Bay Krateri. Telif Hakkı: NASA

Deep Bay Krateri, Kanada’da Saskatchewan’da bulunmaktadır. Krater dikkat çekici bir şekilde daireseldir ve 13 km’ lik bir çapa sahiptir, derinliği de oldukça fazla olup 220 m’dir. Kraterin yaşının 99 milyon yıl olduğu tahmin ediliyor. Aynı zamanda şekilsiz ve sığ bir gölün de parçasıdır.

9-) Kara-Kul Krateri 

Kara-Kul Krateri. Telif Hakkı: NASA 

Kara-Kul Krateri yeryüzünün en yüksek rakımına sahip krateridir. Tacikistan’da Afganistan sınırına yakın bir bölgede bulunan kraterin 10 milyon yıl önce oluştuğu tahmin ediliyor. Krater genel olarak 45 km çapında olup içerisinde 25 km genişliğinde bir göl yer almaktadır. Pamir Dağları’ndaki krater, deniz seviyesinden 6000 m yüksekliğiyle en yüksek krater olma ünvanını taşıyor. Bu krater de, son yıllarda alınan uydu fotoğrafları sayesinde bulunmuştur.

A circular object in the sky

AI-generated content may be incorrect.10-) Bosumtwi Krateri

Bosumtwi Krateri. Telif Hakkı: NASA

Bosumtwi Krateri, Afrika’da Gana’da bulunmaktadır. Sağlam bir kayaç yapıya sahiptir. Çapı 10.3 km ve yaşının 1.3 milyon yıl olduğu tahmin edilmektedir. Tamamen su ile dolu olup Bosumtwi Gölü adını almıştır. Yine göl yatağı kristalinden meydana gelmiştir.

Yeryüzündeki Diğer Kraterler ve Diğer Gökcisimlerindeki Kraterler

1-) Gosses Bluff Krateri, Avustralya 

Gosses Bluff Krateri. 

2-) Kaali Krateri, Estonya

Kaali Krateri. Telif Hakkı: Otto de Voogd 

3-) Tunguska Krateri, Tunguska

 Tunguska Krateri. Telif Hakkı: University of Bologna

4-) Victoria Krateri, Mars 

Victoria Krateri. Telif Hakkı: JPL / NASA 

5-) Moltke Krateri, Ay

Moltke Krateri. Telif Hakkı: NASA / Apollo 10

 Kaynaklar:

1-) http://www.environmentalgraffiti.com/featured/10-greatest-major-impact-craters-on-earth/1403

2-) http://www.universetoday.com/2008/11/10/earths-10-most-impressive-impact-craters/

3-) http://www.solarviews.com/eng/tercrate.htm

4-) http://www.unb.ca/passc/ImpactDatabase/

Iridium Uyduları

Iridium Uyduları, uydu telefonlarının ve çağrı cihazlarının birbirleriyle olan bilgi ve ses akışını sağlamak için Dünya’nın yörüngesine oturtulmuş uydulardır. Toplam sayıları 72 olmakla beraber ilk planlanan sayıları 77 olduğu için 77 atom numaralı elementin yani iridyumun ismi bu uydulara verilmiştir. Uydular alçak yörünge uyduları olmakla beraber deniz seviyesinden yükseklikleri 780 km kadardır ve yörüngelerinde saatte 27000 km hıza ulaşabilmektedirler. Haberleşme akışını sağlamak için kendi kendi yörüngesinde bulunan arkadaki ve öndeki uydular ile yan yörüngede aynı düzlemdeki 2 uydu ile sürekli irtibat halindedir. Periyotları yaklaşık 100 dakikadır.

Barındırdıkları yüksek yansıtma özelliğine sahip antenlerden dolayı parlamalara neden olurlar. Bu parlamalara iridium parlamaları denir. Bazen görülebilirlikleri o kadar yüksek olur ki gündüz bile görülmeleri mümkün olabilmektedir. Bazı zamanlar, parlaklıkları -8 kadire kadar ulaşabilmektedir.

2009 yılının 10 Şubat gününde iridyum uydularından Iridium 33, artık kullanılmayan bir başka uydu Kosmos-2251 ile çarpışmıştır. Çarpışmadan oluşan parçacıklar, diğer uydulara verebilecekleri olası hasarlara karşı Amerikan Strateji Komutanlığı tarafından her an takip edilmektedir.

-7. kadirden bir Iridium Uydusu

Fotoğraf: M. Raşid Tuğral

Heavens-Above sitesinden bulunduğunuz koordinatları girerek ya da bulunduğunuz şehri seçerek gelecekteki ya da geçmişteki parlamaların zamanını, koordinatlarını tespit etmek etmek mümkün. Site sadece Iridyum uydularının değil aynı zamanda Uluslararası Uzay İstasyonu (International Space Station) gibi yörüngede dolanan başka cihazların parlamaları hakkında da bilgi veriyor.

Kraterler

En son karşılaştığımız göktaşlarından biri “asteroid 2008 TC3”, bu göktaşı Dünya yüzeyine çarpacağı tam bir doğrulukla tahmin edilen ilk göktaşı olma özelliğini taşıyor. Dünya yüzeyinde bilinen, göktaşları tarafından oluşturulmuş yaklaşık 170 krater vardır, fakat şundan eminiz ki Dünyamız tarihi boyunca bildiğimizden daha fazla ve şiddetli çarpışmalara maruz kalmıştır. Güneş Sistemi’ndeki diğer tüm kayaç gezegenler ve aylar, göktaşı çarpmaları sonucu oluşmuş kraterler ile kaplıdır. Bir teleskop veya dürbünle kendi Ay’ımızın yüzeyine bakarsak veya MESSENGER Uzay Aracı’nın yolladığı Merkür fotoğraflarını incelersek Güneş Sistemi’ndeki en yaygın yeryüzü şeklinin kraterler olduğunu göreceğiz. Dünyamız’da ise yeryüzünün dörtte üçü sularla kaplı, bu yüzden okyanuslarda oluşabilecek herhangi bir krateri bulmak çok zordur. Bundan başka 2008 TC3 göktaşının maruz kaldığı durum gibi, ki atmosferin üst noktalarında yanıp parçalanmıştır, atmosferimiz küçük göktaşlarının yeryüzüne ulaşmalarını ve çarparak krater oluşturmalarını engellemektedir. Mevsimsel değişimler, erozyon, Dünya kabuğundaki tektonik dönüşümler ise yeryüzünün oluşumu boyunca maruz kaldığı göktaşı bombardımanın izlerini silmişlerdir. Yeryüzündeki kraterlerin neredeyse tamamı ise uzay çağına girilmesi ve uydu fotoğrafçılığının başlaması ile keşfedilmiştir. En son keşfedilen krater ise bir yer bilimci tarafından Google Earth kullanılarak bulunmuştur. Aşağıda Dünya’nın en etkileyici 10 krateri listelenmiştir. Devam eden fotoğraflarda ise yeryüzünde bulunan diğer krater ve Güneş Sistemi’nde kraterler ile dolu yüzeye sahip bazı gezegenler ve uydu fotoğrafları listelenmiştir.

Bir kraterin oluşumu; çarpan göktaşının parçalarının bir miktarı krater içinde kalır ve büyük bir miktarı metrelerce veya göktaşı büyük ise kilometrelerce uzağa yayılır.

1-) Vredefort Krateri

Vredefort Krateri. Telif Hakkı: NASA

Bilinen en geniş ve en yaşlı krater olan Vredefort Krateri Güney Afrika’dadır. Çapı yaklaşık 250 km’dir ve yaşının 2 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir. Kraterler ters kubbeye sahiptirler ve bu uydu fotoğrafında da Vredefort Krateri’nin dairesel kubbesi tam olmasa da belli olmaktadır.

Manicouagan Impact Structure2-) Manicouagan Krateri

Manicouagan Krateri. Telif Hakkı: NASA 

Bu krater Kanada, Quebec’tedir. Yaklaşık olarak 70 km çapındadır ve 212 milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde buzla kaplı bir göldür. Uzay aracında bulunan astronotlar tarafından çekilen bu fotoğrafta kayalıkların dış halkası görülmektedir. Daha da yakından inceleyecek olursak açık bir şekilde kayalıkların eridiği ve şiddetli çarpışma ile şekillendiği ortaya çıkar. Kraterin gerçek çapının 100 km olduğu, aşınma sonucu bugünkü ölçülerine ulaştığı düşünülüyor.

3-) Chicxulub Krateri

Chicxulub Krateri. Telif Hakkı: NASA

Muhtemelen dinozorların yok olmasına sebep olan göktaşının oluşturduğu krater. Meksika’da Yucatan Peninsula’da su altında bulunmaktadır. Çapının 170 km olduğu ve 65 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilmektedir. Çarpmanın etkisi ile ortaya çıkan enerji 100 tera tonluk TNT bombasının oluşturacağı enerjiye eşittir. Muhtemelen çarpışmanın ardından yok edici tsunami dalgaları, bir dizi depremler ve Dünya çapında volkanik patlamalar ortaya çıktı. Birçok bilimadamının ortak görüşü bu çarpışmanın dinozorları yok ettiği yönünde; çünkü çarpışmanın ardından sera etkisi ile küresel ısınma hızla artarak uzun süreli mevsim değişimlerine sebebiyet verdi.

Aorounga4-) Aorounga Krateri 

Aorounga Krateri. Telif Hakkı: NASA 

Aorounga üçlü krateri Afrika, Çad’da Sahra Çölü’nün bir köşesinde yaklaşık 200-300 milyon yıl önce oluşmuştur. Resimde uzaydan alınmış radar görüntüsü görülmektedir. Aynı merkezli bu kraterlerin en büyüğünün çapı yaklaşık 17 km’dir; fakat bu ilginç kraterin birkaç çarpışma sonucu oluşmuş olabileceği tahmin edilmektedir. İkinci krater neredeyse ana krater büyüklüğünde. Böyle büyük bir kraterin oluşmasına yaklaşık 1-2 km çapında bir göktaşının sebep olabileceği tahmin edilmektedir.

Clearwater Lakes5-) Clearwater Kraterleri 

Clearwater Kraterleri. Telif Hakkı: NASA

İkiz ve göl kraterleri olan Clearwater Kraterleri muhtemelen 290 milyon yıl önce Kanada, Quebec’te aynı anda oluşmuştur. Oluşuma sebep olan göktaşlarının, parçalanmış bir göktaşının iki ayrı parçası olduğu düşünülmektedir. Büyük olan Batı Gölü 32 km çapında ve küçük olan Doğu Gölü 22 km çapındadır.

6-) Barringer Krateri

Barringer Krateri. Telif Hakkı: NASA

Büyük bir krater olmamasına rağmen bu krateri bu kadar çekici yapan başlıca sebep nasıl bu kadar iyi korunduğudur. Barringer Krateri, ABD’de Arizona’da bulunmaktadır. Genişliği 1.2 km ve derinliği 175 m dir. Barringer Krateri’nin oluşum nedeninin, yaklaşık 50 bin yıl önce yapısında bolca demir bulunduran 50 m çapında ve bir kaç yüzbin ton ağırlığındaki bir göktaşı olduğu düşünülüyor. Göktaşının büyük bir kısmı ya buharlaştı ya da eriyerek dağıldı. Çarpmanın etkisi ile göktaşı pek çok küçük parçaya ayrılarak kraterin çevresinde 7 km’lik bir alana saçıldı. Günümüze değin 639 kg örnek toplanabilmiştir.

7-) Wolfe Creek Krateri

Wolfe Creek Krateri. Telif Hakkı: NASA 

Bir diğer iyi korunmuş krater de Wolfe Creek Krateri, Kuzey Avustralya Çölü’nün düzlüklerinde bulunmaktadır. Kraterin 300 bin yıllık olduğu düşünülüyor. Çapı 880 m ve derinliği ise 60 m’dir. Krater kısmen kum fırtınalarının etkisi ile kuma gömülmüş durumda. Yörede yaşayanların bu çevreyi çok tanımalarına ve kraterin alışılmadık bir yeryüzü şekli olmasına rağmen, krater 1947 yılına kadar keşfedilememiştir.

😎 Deep Bay Krateri

Deep Bay Krateri. Telif Hakkı: NASA

Deep Bay Krateri, Kanada’da Saskatchewan’da bulunmaktadır. Krater dikkat çekici bir şekilde daireseldir ve 13 km’ lik bir çapa sahiptir, derinliği de oldukça fazla olup 220 m’dir. Kraterin yaşının 99 milyon yıl olduğu tahmin ediliyor. Aynı zamanda şekilsiz ve sığ bir gölün de parçasıdır.

9-) Kara-Kul Krateri 

Kara-Kul Krateri. Telif Hakkı: NASA 

Kara-Kul Krateri yeryüzünün en yüksek rakımına sahip krateridir. Tacikistan’da Afganistan sınırına yakın bir bölgede bulunan kraterin 10 milyon yıl önce oluştuğu tahmin ediliyor. Krater genel olarak 45 km çapında olup içerisinde 25 km genişliğinde bir göl yer almaktadır. Pamir Dağları’ndaki krater, deniz seviyesinden 6000 m yüksekliğiyle en yüksek krater olma ünvanını taşıyor. Bu krater de, son yıllarda alınan uydu fotoğrafları sayesinde bulunmuştur.

A circular object in the sky

AI-generated content may be incorrect.10-) Bosumtwi Krateri

Bosumtwi Krateri. Telif Hakkı: NASA

Bosumtwi Krateri, Afrika’da Gana’da bulunmaktadır. Sağlam bir kayaç yapıya sahiptir. Çapı 10.3 km ve yaşının 1.3 milyon yıl olduğu tahmin edilmektedir. Tamamen su ile dolu olup Bosumtwi Gölü adını almıştır. Yine göl yatağı kristalinden meydana gelmiştir.

Yeryüzündeki Diğer Kraterler ve Diğer Gökcisimlerindeki Kraterler

1-) Gosses Bluff Krateri, Avustralya 

Gosses Bluff Krateri. 

2-) Kaali Krateri, Estonya

Kaali Krateri. Telif Hakkı: Otto de Voogd 

3-) Tunguska Krateri, Tunguska

 Tunguska Krateri. Telif Hakkı: University of Bologna

4-) Victoria Krateri, Mars 

Victoria Krateri. Telif Hakkı: JPL / NASA 

5-) Moltke Krateri, Ay

Moltke Krateri. Telif Hakkı: NASA / Apollo 10

 Kaynaklar:

1-) http://www.environmentalgraffiti.com/featured/10-greatest-major-impact-craters-on-earth/1403

2-) http://www.universetoday.com/2008/11/10/earths-10-most-impressive-impact-craters/

3-) http://www.solarviews.com/eng/tercrate.htm

4-) http://www.unb.ca/passc/ImpactDatabase/

Iridium Uyduları

Iridium Uyduları, uydu telefonlarının ve çağrı cihazlarının birbirleriyle olan bilgi ve ses akışını sağlamak için Dünya’nın yörüngesine oturtulmuş uydulardır. Toplam sayıları 72 olmakla beraber ilk planlanan sayıları 77 olduğu için 77 atom numaralı elementin yani iridyumun ismi bu uydulara verilmiştir. Uydular alçak yörünge uyduları olmakla beraber deniz seviyesinden yükseklikleri 780 km kadardır ve yörüngelerinde saatte 27000 km hıza ulaşabilmektedirler. Haberleşme akışını sağlamak için kendi kendi yörüngesinde bulunan arkadaki ve öndeki uydular ile yan yörüngede aynı düzlemdeki 2 uydu ile sürekli irtibat halindedir. Periyotları yaklaşık 100 dakikadır.

Barındırdıkları yüksek yansıtma özelliğine sahip antenlerden dolayı parlamalara neden olurlar. Bu parlamalara iridium parlamaları denir. Bazen görülebilirlikleri o kadar yüksek olur ki gündüz bile görülmeleri mümkün olabilmektedir. Bazı zamanlar, parlaklıkları -8 kadire kadar ulaşabilmektedir.

2009 yılının 10 Şubat gününde iridyum uydularından Iridium 33, artık kullanılmayan bir başka uydu Kosmos-2251 ile çarpışmıştır. Çarpışmadan oluşan parçacıklar, diğer uydulara verebilecekleri olası hasarlara karşı Amerikan Strateji Komutanlığı tarafından her an takip edilmektedir.

-7. kadirden bir Iridium Uydusu

Fotoğraf: M. Raşid Tuğral

Heavens-Above sitesinden bulunduğunuz koordinatları girerek ya da bulunduğunuz şehri seçerek gelecekteki ya da geçmişteki parlamaların zamanını, koordinatlarını tespit etmek etmek mümkün. Site sadece Iridyum uydularının değil aynı zamanda Uluslararası Uzay İstasyonu (International Space Station) gibi yörüngede dolanan başka cihazların parlamaları hakkında da bilgi veriyor.