gokyuzu.org

Takımyıldızlar

Takımyıldız, gökyüzünün (veya gök küresinin) bölündüğü 44 güney yarımkürede 44 kuzey yarımkürede olmak üzere toplam 88 alandan her birine verilen isimdir. Terim genellikle, yanlış bir biçimde, görünüşte birbiriyle ilgili gözüken yıldız gruplarını tanımlamak için kullanılır.

Bazı ünlü takımyıldızlar, çeşitli nesnelere benzetilen parlak yıldız düzenlerine sahiptir. Örnek olarak, bir avcı figürünü çağrıştıran Avcı Takımyıldızı (Orion) ve aslan figürü çağrıştıran Aslan Takımyıldızı (Leo) verilebilir.

Günümüzde Geçerli 88 takımyıldız:

Andromeda | Pompa | Cennetkuşu | Kova | Kartal | Sunak | Koç | Arabacı | Çoban | Çelikkalem | Zürafa | Yengeç | Av Köpekleri | Büyük Köpek | Küçük Köpek | Oğlak | Karina | Koltuk | Erboğa | Kral | Balina | Bukalemun | Pergel | Güvercin | Berenis’in Saçı | Güneytacı | Kuzeytacı | Karga | Kupa | Güneyhaçı | Kuğu | Yunus | Kılıçbalığı | Ejderha | Tay | Irmak | Ocak | İkizler | Turna | Herkül | Saat | Suyılanı | Küçüksuyılanı | Hintli | Kertenkele | Aslan | Küçük Aslan | Tavşan | Terazi | Kurt | Vaşak | Çalgı | Masa | Mikroskop | Tekboynuz | Sinek | Cetvel | Sekizlik | Yılancı | Avcı | Tavus | Kanatlıat | Kahraman | Anka | Ressam | Balık | Güneybalığı | Pupa | Kumpas | Ağcık | Okçuk | Yay | Akrep | Heykeltraş | Kalkan | Yılan | Altılık | Boğa | Dürbün | Üçgen | Güney Üçgeni | Tukan | Büyük Ayı | Küçük Ayı | Yelken | Başak | Uçanbalık | Tilkicik

Andromeda

Andromeda, modern 88 takımyıldızdan biridir. Ayrıca, batlamyus’un 48 takımyıldızdan oluşan listesinde de geçer. Adını yunan mitolojisindeki bir karakter olan prenses Andromeda’dan alır. Kanatlı At (Pegasus) takımyıldızının yanında bir kuzey yarımküre takımyıldızıdır. Andromeda Gökadası’nı barındırıyor olması en dikkat çekici özelliğidir. Kimi zaman Zincirli Prenses olarak da anılır.

Orion (Avcı)

Gökyüzünde hem güney hem de kuzey yarıküresinde bulunan ve bu sayede tüm dünyadan görülebilinen, oldukça parlak yıldızlardan oluşan dolayısıyla da kolay bulunabilinen takım yıldız. Avcının belirgin şekli dört belirgin yıldızdan oluşan boyu eninin iki katı kadar olan bir dikdörtgen ve bu dikdörtgenin merkezinde çapraz durmakta olan üç ayrı yıldızdır. Betelgeuse avcının sağ omzuna, Bellatrix sol omzuna, Rigel sol ayağına ve Saif de sağ ayağına denk gelir. Ortadaki üç çapraz yıldız (alttan üste sırayla Alnitak,Alnilam ve Mintaka) avcının kemerini (Orion kuşağı olarak da bilinir) oluşturur. Kuşağın altında bulunan M 42 bulutsusu (nebulası) avcının kılıcıdır. Heka adındaki avcının başını simgleyen kısım aslında üç daha sönük yıldızdan meydana gelir. Betelgeuse’un üstündeki yıldızlar avcının sag kolunu Bellattrix’den ötede olan yıldızlarda avcının kalkanını oluşturur.

Avcı kış ayları boyunca Türkiye’den rahatlıkla gözlemlenebilir. Avcıyı gözlemlemek isteyenler güney ufkuna bakmalıdır. Avcının yeri bulunulan aya göre güneybatı ile güneydoğu arasında değişir. Bünyesinde gökyüzünün en parlak yıldızlarından Rigel (7. en parlak yıldız) ve Betelgeuse (10. en parlak yıldız)’  ün bulunması ve etrafındaki takımyıldızların solukluğu Avcının kolaylıkla gözlemlenebilmesini sağlar. Avcının komşuları Boğa, İkizler, Eranus nehri, Tavşan takımyıldızlarıdır.

Aquila (Kartal) Takımyıldızı

Aquila, modern 88 takım yıldızdan biridir. Görünüm olarak Samanyolu üzerinde yer alır. En parlak yıldızı Altair’dir ve bu yıldız yaz üçgeni oluşturan üç yıldızdan birdir. Yaz üçgenin diğer yıldızları Vega Lir (Çalgı) Takımyıldızında, Deneb ise Cygnus (Kuğu) Takımyıldızında bulunur.

Lyra (lir [Çalgı]) Takımyıldızı

Lir Takımyıldızı bir çok takımyıldıza nazaran gökyüzünde oldukça küçük bir alan kaplar. Lir Takımyıldızın en parlak yıldızı Vega’dır. Bu Yıldızın kadir değeri + 0,03 dür ve diğer yıldızların parlaklıklarını karşılaştırmada referans olarak alınabilir. Vega yaz üçgenin üç yıldızından birdir.

Cygnus (Kuğu) Takımyıldızı

Cygnus (Kuğu) modern 88 takımyıldızdan biridir. Bir çok parlak yıldız içerir. Bu yıldızlardan en önemlisi ve en parlak olanı Deneb ‘dir ve yaz üçgeninin üç yıldızından biridir. Kuğu takımyıldızı görünüm bakımından Samanyolu üzerinde güneye doğru uçan bir kuşu andırır.

Ursa Major (Büyük Ayı) Takımyıldızı

Ursa Major özellikle kuzey yarım kürenin büyük bir bölümünde yıl boyunca görülebilir. Oldukça parlak yıldızlardan oluşmuştur. Belirgin kepçe biçimi sayesinde diğer takımyıldızlardan ayırması oldukça kolaydır. Kepçenin sapındaki üç parlak yıldızdan ortadaki; ünlü bir çift yıldız olan Mizar’dır ve ona yakın görünümde daha sönük olan başka bir çift yıldız; Alcor yer alır. Ursa Major ‘ün en parlak yıldızdarı Dubhe ve Merak’tır. Bu iki yıldız cezvenin ucunda, sap kısmına en uzak görünümde bulunurlar. Bu yıldızların aralarındaki mesafeyi referans alarak Merak-Dubhe yönünde 5 birim gittiğimizde Kutup Yıldızı’na (Polaris) ulaşırız. Kutup Yıldızı ise Ursa Minor (Küçük Ayı) Takımyıldızında yer alır. Ayrıca kepçenin sap kısmını oluşturan üç yıldızın çizdiği kavisi takip ederek Bootes (Çoban) takımyıldızının en parlak yıldızı olan Arcturus’a ulaşabiliriz. Bu özellikleri ile Ursa Major: Gökyüzünde diğer takımyıldızları bulurken oldukça kolaylık sağlar.

Ursa Minor (Küçük Ayı) Takımyıldızı

Küçük Ayı Takımyıldızı’da büyük kardeşi gibi kuzey yarımkürenin çok büyük bir kısmında, yıl boyunca görülebilir. Şekli Büyük Ayı gibi kepçeyi andırır. Sap kısmının en son yıldızı Kuzey Yıldızı olarak bilinen Polaris’tir. Bu yıldız sayesinde açık bir havada, yönümüzü kolayca belirleyebiliriz.

Scorpius (Akrep) Takımyıldızı

Bu takımyıldız Scorpio olarak da bilinir. Batıda Libra (Terazi), doğuda ise Sagittairus (Yay) takımyıldızları arasında yer alır. Birçok parlak yıldız barındırır. Bunların en önemlisi ve en parlağı Antares, akrebin kalbi olarak bilinir. Antares ömrünün sonlarına gelmiş bir kızıl devdir. Astronomik olarak yakın bir gelecekte bir süper novayla yaşamını noktalayacaktır.

Sagittarius (Yay) Takımyıldızı

Sagittarius (Yay) Takımyıldızı: Sembol olarak okunu Scorpius (Akrep) Takımyıldızına doğrultmuş bir yay olarak tasvir edilmiştir. Ophiuchus (Yılancı) ve Capricornus (Oğlak) Takımyıldızları arasında yer alır.

Güneş Patlamaları

Hiç 1.4 milyon kilometre çapında bir mıknatıs gördünüz mü ? Evet bu mıknatıs yaklaşık Dünyanın çapının 110 katı kadar büyüklükte. Sanırım bu soruya cevabınız büyük ölçüde hayır olacaktır ama aslında bahsettiğimiz bu büyük mıknatıs dünyamızda yaşamın oluşmasını ve devam etmesini sağlayan Güneş’ten başka bir şey değildir. Güneş’in de tıpkı bir mıknatıs gibi kutupları bulunmakta ve bu kutuplar arasında çok büyük manyetik kuvvetler oluşmaktadır. Bu manyetik kuvvetler bazen güneşin yüzeyinde siyah noktaların oluşmasına neden olurlar bu siyah noktalar güneş lekesi olarak adlandırılırlar. Bu lekelerin siyah görünmesinin nedeni güneşin yüzey sıcaklığından yani yaklaşık 5500 dereceden daha soğuk olmalarından kaynaklanmaktadır tabi burada soğuk kelimesi biraz anlamsız kalmaktadır çünkü güneş lekelerinin olduğu yerler de yaklaşık 4000 derece civarındadır. Güneş lekelerinin olduğu yerlerde diğer bir güneş etkinliği gerçekleşir ki bu da güneş patlamalarıdır. Patlamalar Güneş’in ürettiği yüksek enerjili ışınım ve atomik parçacıkların aniden boşalması sonucu oluşur. Bu ani ve şiddetli boşalma güneş lekelerinden çıkan parçacıkların manyetik alanlara yakalanmamasından dolayı gerçekleşir. Bu enerji atımını bir hortumdan tazyikli suyun dışarı çıkışı olarak düşünebiliriz. Astronomlar bu patlamaları X-ray ışımalarının şiddetine göre üçe ayırmışlardır buna göre X sınıfı patlamalar en büyük ve şiddetli M sınıfı patlamalar orta şiddetli ve C sınıfı patlamalar ise genellikle M sınıfı patlamalardan sonra meydana gelen küçük patlamalardır. Bu patlamalar sonucunda uzaya güneşin normal zamanda fırlattığından on milyon kat daha fazla sayıda atomik parçacık fırlatılır. Bu parçacıklardan biri olan nötrinolardan bir saniye içerisinde vucudumuzdan milyarlarcası biz hissetmeden geçmektedir. Nötrinolar elektrik yükü ve hatta neredeyse kütlesi olmayan, ışık hızında hareket eden ve çok ender olarak diğer bir maddeyle etkileşime giren temel parçacıklardır.

Güneş etkinliklerinden belkide en tehlikelisi yüzeyden yani güneşin taç tabakasından kütle atımıdır. Bu olay genellikle güneş patlamalarıyla ilgili olsada her zaman aynı şekilde gerçekleşmiyor. Yüzeyden kütle atımı sırasında atomik parçacıklar güneş yüzeyinden sanki bir balon gibi ayrılıyorlar ve hızları saniyede 2000 km’ye miktarları ise 10 milyar tona kadar çıkabiliyor.

Güneş patlamaları ve yüzeyden kütle atımları sırasında uzaya büyük hızlarla bırakılan bu atomik parçacıkların Dünya üzerinde de büyük etkileri bulunmaktadır. Güneş’ten çıkan bu parçacıklar Dünya’ya yaklaşık 8 dakikada ulaşır ve ulaşan bu parçacıklar atmosferin iyonosfer tabakasını etkileyerek uzun radyo dalgalarının iletimini bozup haberleşme uydularının yörüngelerinde değişikliğe sebep olmaktadır. Ayrıca elektrik santralleri de bu parçacık bombardımanından olumsuz yönde etkilenmekte ve devre dışı kalabilmektedir. Nitekim 1989 Mart ayında olağanüstü şiddetli bir güneş fırtınası Kanada Quebec eyaletinde tüm elektrik sistemini 9 saat süreyle felç etmiştir.

Güneş patlamaları, her ne kadar dünya üzerinde olumsuz etkiler yaratsa da bu patlamalar sonucu dünyaya ulaşan parcacıkların atmosfere girerek ordaki diger parçacıklarla etkileşiminden kaynaklanan çok güzel bir doğa olayınada neden olurlar ki bu doğa olayına Aurora yani kuzey ışıkları adı verilir. Kuzey ışıkları genellikle kutup noktasına yakın enlemlerde gerçekleşir. Ülkemizin olduğu enlemlerde oluşmamasının nedeni gelen parçacıkların dünya atmosferine dünyanın manyetik kutuplarından yani kuzey ve güney kutup noktalarından girmesidir. Ancak çok büyük patlamaların neden olduğu kuzey ışıklarının çok az da olsa ülkemizin olduğu enlemlere inme şansı vardır. Kuzey ışıklarının gözlenebildiği enlemlerde değişik renklerin gökyüzünü sanki bir perde gibi süslediği görülebilir.

İlk güneş lekesi milattan önce 325 yılında Yunanlı bilimadamı Theophrastus tarafından fark edilmiştir. Güneş üzerindeki ilk güneş patlaması ise 1 Eylül 1859 tarihinde Richard C. Carrington and Richard Hodgson adlı iki bilimadamı tarafından aynı anda gözlenmiştir. Güneş üzerindeki bu patlamalar 11 yıllık bir döngüyle birbirini takip etmekte ve bu dönem içinde maksimum seviyeye ulaşmaktadır .

Güneş’inde tıpkı dünyamız gibi mevsimleri vardır ama güneşin bir yılı 11 yılda tamamlanır. Bu 11 yıllık döngü içerisinde güneş lekelerinin hızlı bir şekilde arttığı zamanlar güneşin etkinliğinin en fazla olduğu anlardır. Güneş lekelerinin sayısı azaldıkça güneşin etkinliği de azalır. Güneş bu 11 yıllık dönem içerisinde maksimum etkinliğine genellikle bir kere ulaşır. Şu anda içinde bulunduğumuz devre 1996 yılında başlamış olup 2007 yılında sona erecektir. Bu dönem içinde güneş maksimum etkinliğine 2000 yılında ulaşmış ve patlamalar sonucu Dünya çapında iletişim uydularında bazı aksaklıklara neden olmuştu 2000 yılından sonra gitgide etkinliğini kaybeden güneş 2002 yılıyla birlikte tekrar aktif hale geçti ve güneş lekeleri artmaya başladı. Yeniden uyanan Güneş’te sık sık patlamalar olmaya başladı. Bilim adamlarının yaptığı açıklamalara göre içinde bulunduğumuz döngü çift zirveli yani güneşin iki kez maksimum etkinliğe ulaştığı devre olarak tanımlanıyor. Güneş üzerinde şimdiye kadar oluşan en büyük patlama ise 4 Kasım 2003 tarihinde gerçekleşti. Bu patlamanın hızı yaklaşık saniyede 2300 kilometreye ulaştı ama patlamanın olduğu yön dünyaya uzak olduğu için dünyamız bu patlamadan çok fazla etkilenmedi.

Güneş yaşamımız için gerekli ısı ve ışığı sağlayarak dünyayı yaşanır bir hale getiren bizim için çok önemli bir yıldızdır fakat her an güneş fırtınaları bu dengeyi bozabilir ve dünya üzerindeki yaşamı yok edebilir. Güneş üzerinde meydana gelebilecek büyük bir patlama ve beraberinde getirdiği yüklü parçacıklar dünyanın manyetik alanına zarar verek atmosferde ani değişikliklere ve ozon tabakasının delinmesine neden olabilir. İşte o zaman dünyamız güneşten ve uzaydan gelen radrasyona maruz kalıp yok olmanın eşiğine gelebilir. Bizim ise kendimize sormamız gereken soru şu acaba güneşimiz bize ne kadar dost? Ve ya daha ne kadar dost kalacak? Sanırım bu iki soruya da cevap bulmak için beklememiz gerekecek.

Güneş Gözlemi

Amatör gökbilim denince genelde ilk akla gelen gece gözlemleridir. Buna karşın Güneş’ imiz gözlemlenmesi en elverişli yıldızdır gökyüzünde. Güneş’ ten bize fotonlar yaklaşık 8 dakikada, sistemimize en yakın yıldız olan Alfa Erboğa’dan ise 4 yılda ulaşır. Aradaki bu büyük farktan dolayı gökbilimciler uzak yıldızlar hakkında bilgi edinmek için Güneş’ten yararlanırlar. Amatör gökbilimciler için Güneş gözlemi hem ilginç hem de zevklidir.

Güneş yarım derecelik görünür çapıyla, yüzeyindeki ayrıntıların açığa çıkması için yeterli büyüklüktedir. Fakat Güneş ışınları yoğun bir enerjiye sahiptir ve bu yüzden gözlemi yapılırken çok dikkatli olunmalıdır. Aksi takdirde hem gözlem aletleriniz hem de gözlerinizde kalıcı hasarlara yol açabilirsiniz. Gerekli tedbirleri almadan kesinlikle Güneş’ e doğrudan bakmayınız!

Güneş gözlemi sırasında çok dikkatli olmalısınız. Işığının yoğunluğu küçük bir mercekle bile bir kağıdı tutuşturmaya yeter. Korunmadan Güneş’e bakmak anında gözümüzde körlüğe kadar giden kalıcı hasarlar yaratabilir. Bu yüzden asla Güneş filtreleri olmadan asla Güneş’e doğrudan bakmayınız!

Amatör gökbilimciler güvenli Güneş gözlemi için genellikle iki yöntem kullanırlar. Birincisi ve en basit olanı teleskop veya dürbün yardımıyla Güneş’in görüntüsünü beyaz bir ekrana yansıtmaktır. Görüntünün büyüklüğünü ve parlaklığını ayarlamak için ekran ve alet arası uzaklık değiştirilir.

İkinci yöntem ise güneş filtresi kullanmaktır. Kaliteli güneş filtreleri teleskobun veya dürbünün ön kısmını tamamen örtecek şekilde üretilir. Güneş ışınlarını alete girmeden önce azaltmak zararlı ışınımı ve sıcaklığı gözlemciden ve aletten uzak tutar.

Filtreyi asla göz merceği ile gözünüz arasına koymayınız. Aksi takdirde filtre yoğunlaşmış Güneş enerjisinden dolayı çabucak çatlayacak ve size zarar verecektir. Bazı ucuz teleskoplarla birlikte göz merceğine takılan güneş filtreleri satılmaktadır. Bu filtreler kesinlikle güvenli değildir.

Yansıtma yöntemi bir topluluğa sunum yapmak için çok iyi bir yöntemdir; fakat genellikle Güneş’in yüzeyindeki ayrıntıları çok iyi görmemize engel olur. Filtreler pahalı olmasına ve tek gözlemciye izin vermesine rağmen daha detaylı bir görüntü sunar.

Bir başka uyarı: Ayarlama yaparken asla Güneş’e bulucu dürbünden bakmayınız. Bulucu dürbünün önünü ışığı geçirmeyen bir maddeyle kapatın.

Teleskobu Güneş’e yöneltmek için eksenlerde hareket ettirirken, onun yerdeki gölgesini izleyin. Teleskop tüpünün gölgesi en küçük hali aldığında teleskop da Güneş’e tam olarak yönelmiş demektir.

Neleri Görebilirsiniz?

Her iki yöntem de size ışık küreyi (fotosfer) gösterecektir. Bilindiği gibi ışık küre üzerinde siyah benekler olarak görülen güneş lekeleri vardır. 60 mm’lik bir teleskopla bile bu lekeler gözlenebilir. Güneş lekeleri yakından gözlemlendiğinde, gölge olarak adlandırılan merkez bölgelerinin,yarı gölge olarak bilinen dış bölgelere göre daha karanlık olduğu görülür.

Güneş lekelerinin sayılarını,büyüklüklerini,şekillerini ve kümelerinin desenlerini düzenli olarak gözlemleyerek bunları not edebilirsiniz.

Güneş lekeleri ışıkküre üzerinde daimi değildir. Şekilleri ve büyüklükleri günden güne değişir. Galileo, lekelerin Güneş üzerinde hareket ettiğini fark eden ilk kişidir. Yaptığı gözlemler sonucunda Güneş’in yaklaşık 1 ay sürede kendi ekseni etrafında döndüğünü anladı. Bugün Güneş’in ekvatorunun 25 günde; kutuplarının ise 36 günde döndüğünü biliyoruz.

Bir Güneş lekesi ile Dünya’nın boyutlarının karşılaştırması. (Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız) © Muhammed Raşid Tuğral

Güneş lekelerinin sayısı sürekli değişir ve bu değişim 11 yıllık dönemler halinde gerçekleşir.(Güneş Döngüsü -Güneş Leke Çevrimi) En etkin dönemde düzinelerce leke gözlenirken, etkinliğin en düşük olduğu dönemde hemen hemen hiçbir leke gözlemlenemeyebilir.

Yapay Uydu Gözlemi

Yapay uydu gözlemek gökbilimin en eğlenceli yönlerinden biridir. Bunun için teleskop veya dürbün gibi özel bir alete ihtiyacınız yok çünkü en parlak uydular halk arasında “Çoban Yıldız’ı olarak bilinen Venüs’ten bile daha parlaklar.

Yapay uyduları gözlemlemek için nereden, ne zaman geçeceğini bilmemiz gerekir. Bunun için amatörlerin en çok kullandığı kaynak olan www.heavens-above.com adlı sayfayı kullanacağız.

Sayfaya girdikten sonra yapmamız gereken ilk şey konumumuzu ayarlamak olacak. Bunun için ‘Configuration’ yazan bölümden ‘Select from database’ kısmına tıklayarak açılan sayfadan ülkemizi seçiyoruz. Ülkeyi seçtikten sonra karşımıza bir arama sayfası geliyor. Bu kısımdan bulunduğumuz ilçeyi yazarak arattırabiliyoruz. Arama yaparken Türkçe karakter kullanmamaya özne gösterin. Eğer ilçe merkezinde değil de ilçeye bağlı köyde veya semtte oturuyorsanız ilçenizin sağında yazan ‘neighbours’ kısmından semtinizi veya köyünüzü seçebilirisiniz. Bu işlemi tamamladıktan sonra sistem sizi tekrar anasayfaya yönlendirecektir.

Gökyüzünde en çok gözlenen uyduların başında Iridium haberleşme uyduları ve Uluslararası Uzay İstasyonu gelir. Bu uydular şehir ışıkları altında dahi gökyüzünde kolayca fark edilebilirler. En parlak durumda bu uydular Ay’dan sonra gökyüzündeki en parlak nesne konumuna gelmektedirler.

Iridium haberleşme uydularını gözlemlemek için saatlerimizin hassaslığı oldukça önemlidir. Çünkü bu uydular gökyüzünde yaklaşık 30sn görülebilirler. Eğer saatiniz tam olarak ayarlı değilse ansayfanın aşağı kısmında yer alan ‘what time is it?’ bölümüne tıklayarak saatlerinizi ayarlayabilirsiniz.

Iridium parlamalarının ne zaman gerçekleşeceğini öğrenmek için ‘Satellites‘ kısmından ‘Iridium flares’ bölümündeki ‘next 24 hrs’ ya da ‘next 7 days’ yazılarından birine tıklayın. Karşınıza gelen sayfada mag (magnitude) alt (altitude) ve az (azimuth) gibi terimler çıkıyor. Bunlardan ‘magnitude’ terimi Türkçe karşılığıyla kadir olup parlaklık sistemidir. Uydunun kadiri ne kadar düşük değerdeyse o kadar uydu o kadar parlaktır. ‘Altitude’ün Türkçe karşılığı ise “yükseklik” olup uydunun geçeceği konumun derece cinsinden yüksekiğini ifade eder. Gökyüzü boydan boya 180odir. Ufuk çizgisini 0o olarak kabul edersek başucu noktası 90oe karşılık gelir.  Kolumuzu uzattığımızda bir yumruk genişliği yaklaşık olarak 10 dereceyi ifade eder.  Bir karış ise yaklaşık 25o bir alan kaplar. ‘Azimuth’un Türkçe’deki karşılığı ise “Güney açısı”dır. Güney açısı başlangıç noktası kuzey (0o) olup etrafımızı çevreleyen 360o lik derecelik çemberi ifade eder. Doğu 90o ye, Güney 180o ye, Batı ise 270o ye karşılık gelir. ‘Azimuth’ kısmının yanında ‘Distance to flare centre’ ve ‘Intensity at flare center’ terimleriyer alıyor.Bunlardan ilki bulunduğunuz konumun parlama merkezine olan uzaklığını belirtir. Parlama merkezinden uzaklaştıkça uydunun görünen parlaklığı azalacaktır. Mesela -8. kadirden bir İridum uydusunun 10 km batısında yer alıyorsanız uydu size yaklaşık -3 kadir olarak görünecektir. İkinci terim ise parlama merkezindeki parlaklığı belirtir.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nu (UUİ) gözlemlemek ise çok daha kolaydır. Çünkü UUİ, Iridium uydularına göre gökyüzünde oldukça uzun süre gözlenebilir. UUİ Dünya yörüngesinde bulunan en büyük yapay uydudur. Uydunun büyüklüğü son bir kaç yılda devasa hâle gelmiştir. Bu yüzden de parlaklığı oldukça artmaktadır. Son zamanlarda uydunun gündüz vaktinde bile görüldüğü bir çok amatör tarafından bildirilmektedir. UUİ’nin geçişlerini öğrenmek için yine ‘Satellites’ kısmından ISS seçeneğine tıklayın. Karşınıza gelen sayfa da 3 tane bölme göreceksiniz. Bunlardan ilkinde uydunun belirmeye başladığı konum ve zaman belirtiliyor. İkincisinde ise uydunun en yüksek olduğu konum ve zaman, üçüncüde de uydunun Dünya’nın gölgesine girdiği ve gözden kaybolduğu konum ve zaman belirtiliyor.

UUİ’nin gökyüzündeki geçişinin uçak geçişinden pek bir farkı yoktur. Ne olduğunu bilmeyen biri bunu uçak zannedebilir. Bir çok uydu da tıpkı UUİ gibi geçişler yapar. Bir uyduyu uçaktan ayırmanın en kolay yolu ise nesnenin flaşının olup olmadığına bakmaktır. Uçaklar genellikle kırmızı ve beyaz flaşlar yansıtırlar. Uyduların ise çoğunluğunun ışıkları sabittir. Fakat bazı uydular yanıp sönüyor şeklinde görülebilirler. Bu uydularının parlaklığındaki bu değişim onların kendi etrafında dönmelerinden kaynaklanır.Uydularının parlak yüzeyleri Güneş aldığı durumda parlak, koyu yüzeyleri Güneş aldığında ise sönük görünür. Bu yüzden sanki ışığı yanıp sönüyormuş gibi bize görünürler.

Dünya Uzay Haftası 4 -10 Ekim

4 – 10 ekim tarihleri arasında kutlanan ve uluslararası bir etkinlik olan Dünya Uzay Haftası, 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmiştir. 4 ve 10 ekim tarihlerinde olmasının nedeni var. Dünya Uzay Haftası, insanlığın uzaya doğru açılmasında dönüm noktaları olan iki önemli olaya işaret etmektedir.

  • 4 Ekim 1957 – Dünya’nın ilk yapay uydusu SPUTNIK-1’in uzaya fırlatılması ve böylece uzay keşif yollarının açılması,
  • 10 Ekim 1967 – Kısa adı ile ‘Uzay Antlaşmas’ olarak bilinen ‘Ay ve Gök Cisimleri Dahil Uzayın Keşfi ve Kullanımı için Devletlerin Faaliyetlerini Düzenleyen İlkeler Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi.

Bu nedenle her yıl 4 – 10 Ekim tarihleri arası Dünya çapında Dünya Uzay Haftası olarak kutlanır. Birleşmiş Milletler’in (BM) finanse ettiği ve tüm Dünya’dan uzaya ilgisi olan insanların gönüllü olarak katıldığı bu organizasyon, milyonlarca insanı ‘uzay’ teması altında birleştiriyor.

Türkiye de Dünya Uzay Haftası’nı kutlayan ülkeler arasında. Dünya’da her yıl 50’den fazla ülkede coşkuyla kutlanan Dünya Uzay Haftası, bu yıl da Türksat AŞ’nin koordinatörlüğünde ülkemizde organize edilecek. Türksat AŞ, Dünya Uzay Haftası kapsamında kamu kurumlarını, sanayi kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini, eğitimcileri ve bireyleri uzay çatısı altında bir araya getirmeyi ve ülkemizde uzay bilincinin geliştirilmesini desteklemeyi hedefliyor.

Dünya Uzay Haftası’nın Hedefleri:

  • İnsanlığı uzayın faydaları hakkında bilgilendirmek,
  • Uzayın sürdürülebilir ekonomik kalkınmada kullanımını teşvik etmek,
  • Uzay programlarına toplum desteğini göstermek,
  • Çocukları yeni şeyler öğrenmeleri ve kendi geleceklerini şekillendirmeleri heyecanlandırmak,
  • Uzay çalışmaları içinde yer alan enstitüleri canlandırmak,
  • Uzayın keşfi ve uzay eğitimi alanlarında uluslarası işbirliklerini canlandırmaktır.

Ülkemiz Dünya Uzay Haftası boyunca en çok etkinlik düzenleyen ülkelerin başında gelmektedir. Yaklaşık 90 merkezde, Türksat AŞ koordinatörlüğünde çeşitli etkinlikler ile kutlanacak. 2009 yılı etkinliklerinin ana teması ise ‘2023 (Cumhuriyet’in 100. yılı) Cacabey Uzay İstasyonu’ olacak. Başlıca etkinlikler ise şöyle:

  • Resim yarışmaları,
  • Kompozisyon yarışmaları,
  • Maket yarışmaları,
  • Uzay için eğitim konferansları,
  • Planetaryum (Yıldızevi) gösterileri,
  • Gece gözlemleri,
  • Fotoğraf sergisi,
  • Sosyal sorumluluk projeleri,  
  • Uzay temalı Karagöz ve Hacivat gösterisi,
  • Dünya Uzay Haftası yürüyüşü
  • Dünya Uzay Haftası futbol turnuvası.

Hoşgeldin Discovery

Discovery Uzay Mekiği 14 günlük görevinin ardından bugün TSİ 03:53’te Edwards Hava Kuvvetleri Üssü’ne yumuşak bir iniş yaptı.
  Discovery Uzay Mekiği
Fotoğraf: NASA TV
Görevi sırasınca Discovery yaklaşık 7.6 milyon km katetti ve uzay mekiği Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ)’na erzak ve araştırma faaliyetler için gerekli olan bir kısım mühimmatları sevketti.

Kuyruklu Yıldızlar

Kuyruklu yıldızlar, buz, toz ve gazdan oluşmuş gökcisimleridir.

Kuyruklu Yıldızların Genel Özellikleri:

  • Aynı Güneş Sistemi’ndeki gezegenler gibi belli bir yörüngesi olup belirli bir periyotla bu yörüngede dönerler.  
  • Kuyruklarının uzunluğu 1 AB ile 10 milyon kilometrenin birkaç katı arasında değişir.
  • Güneş Sistemi’nin oluşumu sırasında meydana gelmişlerdir.
  • Kuyruklu yıldızlar, Güneş’ten uzak iken çok az ışık yansıtan gökcisimleridir. Ancak Güneş’e yaklaştıkça ısınmaya, parlamaya ve genişlemeye başlar. Günberideyken yani Güneş’e en yakın konumlarındayken en parlak konumlarına ulaşırlar.

Kuyruklu Yıldızların Yapısı: Tipik bir kuyruklu yıldız, saç (koma), çekirdek (nüve), hidrojen zarfı ve 2 tane kuyruğa sahiptir.

  • Çekirdek (Nüve):  Kuyruklu yıldızın tek katı bölgesidir. Buz, toz ve donmuş gazdan oluşmuştur. Kirli bir kartopunu andırır. Genellikle çapı 1 km ile 20 km arasında değişir. Ama çapı 100 km ile 300 km arasında değişen kuruklu yıldızlar da vardır. Kuyruklu yıldız Güneş’e yaklaştıkça (yaklaşık bir AB) çekirdekte bulunan donmuş su ve gazlar süblimleşir ve saç kısmı oluşur. 
  • Saç (Koma): Çekirdeği saran toz ve gaz bulutudur. Büyüklüğü onbin kilometre ile birmilyon kilometre arasında değişebilir. Saç için kuyruklu yıldızın atmosferi denebilir. Güneş’e yaklaştıkça saç daha büyük bir hale gelir.  
  • Hidrojen Zarfı: Güneş’ten gelen morötesi ışınların saçtaki gazlara etkisi ile kimyasal tepkimeler  sonucu ortaya çıkan iyon bulutlarıdır. Ortaya çıkan iyonlar morötesi spektrumda görülebilir. Bu nedenle atmosferimiz morötesi ışınları soğurduğundan Dünya’dan gözlemlenemez. Ancak SOHO gibi uzay araçları ile tespit edilirler. Büyüklükleri 10 milyon ile 100 milyon km arasında değişir.

Hidrojen zarfı. (Telif Hakkı: SOHO/SWAN (ESA & NASA) & J.T.T. Mdkinen et al.)

  • Kuyruklar: Kuyruklu yıldızlar iyon ve toz kuyruğu olmak üzere iki adet kuyruk taşırlar. Güneş’e yaklaştıkça daha görünür olurlar.
  1. İyon Kuyruğu: Güneş rüzgarlarının etkisi ile oluşur. Güneş rüzgarları kuyruklu yıldızın saçındaki gaz iyonlarına çarparak geri iter. Bu da iyon kuyruğunun oluşumuna sebep olur. İyon kuyruğu her zaman Güneş’e bakar ve yüzlerce milyon kilometre uzunluğunda olabilir. Florasan etkisi ile kendi ışığını yayar. 
  2. Toz Kuyruğu: Oluşumunun ana sebebi Güneş ışığının sıcaklığıdır. Donmuş su ve gazlar eriyince ortaya çıkan mikroskobik gazlar Güneş ışığının ya da radyasyonunun basıncı ile geri itilir ve kuyruk oluşturur. Kuyruklu yıldızın kendi yörüngesindeki dönüşü nedeniyle toz kuyruğu eğilir. Uzunluğu 10 milyon kilometreyi aşar.   

    Kuyruklu yıldızın yapısı. (Telif Hakkı: 2005 (c) Pearson Prentice Hall, Inc.)   Kuyruklu Yıldızın Kuyrukları. (Fotoğraf: Rob JONES)

Kuyruklu yıldızların Kökeni: Kökenlerinin Oort Bulutu’nun ve Kuiper Kuşağı olduğu düşünülmektedir. 

  • Oort Bulutu: Bu görüş Hollandalı gökbilimci Jan Hendric Oort tarafından  ileri sürülmüştür. Jan Hendric Oort, yörüngesi iyi bilinen uzun periyotlu 20 kadar kuyruklu yıldızı incelemiş ve hepsinin belli bir yerde (Güneş’ten uzaklığı 10 bin ile 100 bin AB) kesişim yaptığını farketmiştir. Bu kuyruklu yıldızların Güneş Sistemi’nden çıkmadıklarını ancak iç Güneş Sistemi’nde de dolanım yapmadıklarını görmüştür. Oort Bulutu’nun Güneş Sistemi’nin oluşması sırasında dışarı itilen uzay döküntülerinden oluştuğu düşünülmektedir. Buradan kuyruklu yıldızların ya bir yıldız sisteminin gelgit etkisi ile ya da Samanyolu’nun yarattığı gelgit etkisiyle geldikleri düşünülüyor. Periyotları 200 ile birmilyon yıl arasında değişmekteyken yörüngeleri de dış merkezlidir. 
  • Kuiper Kuşağı: Neptün’ün yörüngesinden sonra gelen bölgedir. Gezegenimsiler, buzlu cisimler ve uzay taşları barındırır. Buradakikuyruklu yıldızların da gaz devlerinin yani Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ün çekim gücü ile geldiği düşünülüyor. Periyotları 200 yıldan az ve düzensiz olup yörüngeleri Oort Bulutu’ndan gelen kuyruklu yıldızlara göre daha çemberseldir. 

Kuyruklu Yıldızların Ömrü: Kuyruklu yıldızlar ya bir Güneş Sistemi cismiyle çarpışarak ya uzaya fırlayarak ya da yanarak ölürler. Çok azı ise 4.5 milyon yıllık yaşamlarına devam ederler. Çarpışıp yokolan kuyruklu yıldızlara en iyi örnek şüphesiz 1994 yılında meydana gelen Shoemaker – Levy 9 KY (SL9) ile Jüpiter’in çarpışmasıdır. Çarpışmadan önce kuyruklu yıldız bir çok parçaya ayrılmıştır.   

(Solda) Shoemaker – Levy 9 Kuyruklu Yıldızı’nı Jüpiter’e yaklaşması. Telif Hakkı: NASA – ESA

(Sağda) Çarpışmadan sonra Jüpiter’deki oluşan iz. Telif Hakkı: NASA – ESA

(Altta) Kuyruklu yıldızın 21 parçası. Telif Hakkı: Hubble / NASA  

                                         

Göktaşı Yağmurları: Yılın belli zamanlarında oluşan göktaşı yağmurlarının sebebi kuyruklu yıldızlardır. Kuyruklu yıldız ilerlerken arkasında bir takım tozlar bırakır. Dünya ile bu döküntüler kesiştiği zaman günler süren göktaşı yağmuları oluşur. Dikkatli incelenirse göktaşlarının belli bir noktadan geldiğini görülür. Bu noktaya saçılım noktası denir. Bu yağmurlar saçılım noktasının bulunduğu takımyıldıza göre isimlendirilir. 

Kuyruklu Yıldız Araştırmaları: 1970 yılları astronomi için parlak bir dönem olmasına rağmen (ki bu yıllarda Apollo görevi ile Ay’a gidilmiş gaz devlerine araçlar gönderilmişti) kuyruklu yıldızlar hakkında çok fazla bilgi olmaması araştırmacıları bilgi toplamak amacıyla uzay araçlarına çevirdi. Çünkü kuyruklu yıldız Dünya’ya yakınken kuyruk ve saç kısmı oluştuğu için, uzaktayken de çok küçük göründüğü için gözlenlenemiyordu. Yörüngesinin ve periyodunun uygun olması nedeniyle Halley Kuyruklu Yıldız seçildi. Halley Kuyruklu Yıldızı’na 7 tane araç gönderildi. En başarılısı kuyruklu yıldıza en fazla yaklaşan Giotto Uzay Aracı oldu.  

Kuyruklu Yıldız Gözlemi: Işık kirliliğinin olmadığı bir alanda gökyüzüne dikkatli bakılırsa gökyüzünde yükselen bir ışık sütunu görülebilir. Bu ışık, kuyruklu yıldızların bıraktığı tozların Güneş ışığını yansıtmasıyla ortaya çıkar. (Samanyolu diski ile karıştırılmamalıdır.) Zodyak yani Burçlar Kuşağı’nn etrafında daha parlaktır. Bir kuyruklu yıldız keşfedilmek isteniyorsa bakılması gereken yer Burçlar Kuşağı’dır. Kuyruklu yıldızları daha parlak görmek için ise Güneş battıktan birkaç saat sonra batıya ya da Güneş doğmadan birkaç saat önce doğuya bakılmalıdır.

Burçlar Kuşağı ve Samanyolu Diski. (Fotoğraf: Daniel LOPEZ, Telde Gözlemevi, IAC)

Önemli Bazı Kuyruklu Yıldızlar: 

  • Halley Kuyruklu Yıldızı (1P/Halley): Edmond Halley’in 1705 yılında Newton’un hareket kanunlarını kullanarak 1758’de geçeceğini tahmin ettiği kuyruklu yıldız. Tahminin doğru çıkması üzerine o sırada ölmüş olan Halley’in adı kuyrukluyıldıza verildi. Halley’in ortalama periyodu 76 yıldır fakat Güneş’e yaklaştıkça kütle kaybetmesi ve başka gezegenlerin kütle çekim alanına girmesinden dolayı  bu periyod kesin olarak tahmin edilememektedir. En son 1910 ve 1986 yılında geçtiği bilinen kuyrukluyıldızın bir dahaki ziyaretinin 2062 nin başında olacağı düşünülüyor. Halleyin ölçüleri 16x8x8km dir.
  • Hyakutake Kuyruklu Yıldızı (C1996/B2): 30 ocak 1996’da Yuji Hyakutake’nin basit dürbünler sayesinde keşfettiği kuyrukluyıldız. Astronomlar  Hyakutakede Kuyruklu Yıldızı’nda diğer kuyrukluyıldızların aksine büyük miktarlarda etan ve metan gözlemlediler.
  • McNaught Kuyruklu Yıldızı (C2006/P1): 2007 yılının ocak ayında gözlemlenen kuyruklu yıldız astronomlar tarafından son 10, 20, 30 ve hatta 40 yılın en parlak kuyrukluyıldızı olarak nitelendirildi. Bu ünvanı kendisine kazandıran ise Dünya’dan bakıldığında Güneş’e çok yakın olmasına karşın görülebilmesiydi.
  • Encke Kuyruklu Yıldızı (2P/Encke): Şu ana keşfedilen en ufak periyotlu kuyruklu yıldız. Periyodu 3 yıldır. Çekirdeği 4.8 km çapındadır.
  • Biele Kuyruklu Yıldızı (3D/Biele): 1772 yılında keşfedilen bu kuyrukluyıldız sonraki Dünya ziyaretinde 2 parçaya ayrılmış olarak görüldü. 1852 yılında ise iki parçanın birbirinden yaklaşık 2.5 milyon kilometre uzakta olduğu görülmüştür.

Kuyruklu yıldızlar, Messier Kataloğu’nun hazırlanmasında çok önemli rol üstlenmişlerdir.

Kaynaklar:

  • Astronomy: The Solar System and Beyond / Michael A. Seeds.
  • Comet Science: The Study of Remmants from the Birth of the Solar System 
  • Stars and Planets / Ian Ridpath

Hazırlayan: Sinan CATE

Düzenleyen: Mehmet Kemal ARDOĞA

Kuyruklu Yıldızlar

Kuyruklu yıldızlar, buz, toz ve gazdan oluşmuş gökcisimleridir.

Kuyruklu Yıldızların Genel Özellikleri:

  • Aynı Güneş Sistemi’ndeki gezegenler gibi belli bir yörüngesi olup belirli bir periyotla bu yörüngede dönerler.  
  • Kuyruklarının uzunluğu 1 AB ile 10 milyon kilometrenin birkaç katı arasında değişir.
  • Güneş Sistemi’nin oluşumu sırasında meydana gelmişlerdir.
  • Kuyruklu yıldızlar, Güneş’ten uzak iken çok az ışık yansıtan gökcisimleridir. Ancak Güneş’e yaklaştıkça ısınmaya, parlamaya ve genişlemeye başlar. Günberideyken yani Güneş’e en yakın konumlarındayken en parlak konumlarına ulaşırlar.

Kuyruklu Yıldızların Yapısı: Tipik bir kuyruklu yıldız, saç (koma), çekirdek (nüve), hidrojen zarfı ve 2 tane kuyruğa sahiptir.

  • Çekirdek (Nüve):  Kuyruklu yıldızın tek katı bölgesidir. Buz, toz ve donmuş gazdan oluşmuştur. Kirli bir kartopunu andırır. Genellikle çapı 1 km ile 20 km arasında değişir. Ama çapı 100 km ile 300 km arasında değişen kuruklu yıldızlar da vardır. Kuyruklu yıldız Güneş’e yaklaştıkça (yaklaşık bir AB) çekirdekte bulunan donmuş su ve gazlar süblimleşir ve saç kısmı oluşur. 
  • Saç (Koma): Çekirdeği saran toz ve gaz bulutudur. Büyüklüğü onbin kilometre ile birmilyon kilometre arasında değişebilir. Saç için kuyruklu yıldızın atmosferi denebilir. Güneş’e yaklaştıkça saç daha büyük bir hale gelir.  
  • Hidrojen Zarfı: Güneş’ten gelen morötesi ışınların saçtaki gazlara etkisi ile kimyasal tepkimeler  sonucu ortaya çıkan iyon bulutlarıdır. Ortaya çıkan iyonlar morötesi spektrumda görülebilir. Bu nedenle atmosferimiz morötesi ışınları soğurduğundan Dünya’dan gözlemlenemez. Ancak SOHO gibi uzay araçları ile tespit edilirler. Büyüklükleri 10 milyon ile 100 milyon km arasında değişir.

Hidrojen zarfı. (Telif Hakkı: SOHO/SWAN (ESA & NASA) & J.T.T. Mdkinen et al.)

  • Kuyruklar: Kuyruklu yıldızlar iyon ve toz kuyruğu olmak üzere iki adet kuyruk taşırlar. Güneş’e yaklaştıkça daha görünür olurlar.
  1. İyon Kuyruğu: Güneş rüzgarlarının etkisi ile oluşur. Güneş rüzgarları kuyruklu yıldızın saçındaki gaz iyonlarına çarparak geri iter. Bu da iyon kuyruğunun oluşumuna sebep olur. İyon kuyruğu her zaman Güneş’e bakar ve yüzlerce milyon kilometre uzunluğunda olabilir. Florasan etkisi ile kendi ışığını yayar. 
  2. Toz Kuyruğu: Oluşumunun ana sebebi Güneş ışığının sıcaklığıdır. Donmuş su ve gazlar eriyince ortaya çıkan mikroskobik gazlar Güneş ışığının ya da radyasyonunun basıncı ile geri itilir ve kuyruk oluşturur. Kuyruklu yıldızın kendi yörüngesindeki dönüşü nedeniyle toz kuyruğu eğilir. Uzunluğu 10 milyon kilometreyi aşar.   

    Kuyruklu yıldızın yapısı. (Telif Hakkı: 2005 (c) Pearson Prentice Hall, Inc.)   Kuyruklu Yıldızın Kuyrukları. (Fotoğraf: Rob JONES)

Kuyruklu yıldızların Kökeni: Kökenlerinin Oort Bulutu’nun ve Kuiper Kuşağı olduğu düşünülmektedir. 

  • Oort Bulutu: Bu görüş Hollandalı gökbilimci Jan Hendric Oort tarafından  ileri sürülmüştür. Jan Hendric Oort, yörüngesi iyi bilinen uzun periyotlu 20 kadar kuyruklu yıldızı incelemiş ve hepsinin belli bir yerde (Güneş’ten uzaklığı 10 bin ile 100 bin AB) kesişim yaptığını farketmiştir. Bu kuyruklu yıldızların Güneş Sistemi’nden çıkmadıklarını ancak iç Güneş Sistemi’nde de dolanım yapmadıklarını görmüştür. Oort Bulutu’nun Güneş Sistemi’nin oluşması sırasında dışarı itilen uzay döküntülerinden oluştuğu düşünülmektedir. Buradan kuyruklu yıldızların ya bir yıldız sisteminin gelgit etkisi ile ya da Samanyolu’nun yarattığı gelgit etkisiyle geldikleri düşünülüyor. Periyotları 200 ile birmilyon yıl arasında değişmekteyken yörüngeleri de dış merkezlidir. 
  • Kuiper Kuşağı: Neptün’ün yörüngesinden sonra gelen bölgedir. Gezegenimsiler, buzlu cisimler ve uzay taşları barındırır. Buradakikuyruklu yıldızların da gaz devlerinin yani Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ün çekim gücü ile geldiği düşünülüyor. Periyotları 200 yıldan az ve düzensiz olup yörüngeleri Oort Bulutu’ndan gelen kuyruklu yıldızlara göre daha çemberseldir. 

Kuyruklu Yıldızların Ömrü: Kuyruklu yıldızlar ya bir Güneş Sistemi cismiyle çarpışarak ya uzaya fırlayarak ya da yanarak ölürler. Çok azı ise 4.5 milyon yıllık yaşamlarına devam ederler. Çarpışıp yokolan kuyruklu yıldızlara en iyi örnek şüphesiz 1994 yılında meydana gelen Shoemaker – Levy 9 KY (SL9) ile Jüpiter’in çarpışmasıdır. Çarpışmadan önce kuyruklu yıldız bir çok parçaya ayrılmıştır.   

(Solda) Shoemaker – Levy 9 Kuyruklu Yıldızı’nı Jüpiter’e yaklaşması. Telif Hakkı: NASA – ESA

(Sağda) Çarpışmadan sonra Jüpiter’deki oluşan iz. Telif Hakkı: NASA – ESA

(Altta) Kuyruklu yıldızın 21 parçası. Telif Hakkı: Hubble / NASA  

                                         

Göktaşı Yağmurları: Yılın belli zamanlarında oluşan göktaşı yağmurlarının sebebi kuyruklu yıldızlardır. Kuyruklu yıldız ilerlerken arkasında bir takım tozlar bırakır. Dünya ile bu döküntüler kesiştiği zaman günler süren göktaşı yağmuları oluşur. Dikkatli incelenirse göktaşlarının belli bir noktadan geldiğini görülür. Bu noktaya saçılım noktası denir. Bu yağmurlar saçılım noktasının bulunduğu takımyıldıza göre isimlendirilir. 

Kuyruklu Yıldız Araştırmaları: 1970 yılları astronomi için parlak bir dönem olmasına rağmen (ki bu yıllarda Apollo görevi ile Ay’a gidilmiş gaz devlerine araçlar gönderilmişti) kuyruklu yıldızlar hakkında çok fazla bilgi olmaması araştırmacıları bilgi toplamak amacıyla uzay araçlarına çevirdi. Çünkü kuyruklu yıldız Dünya’ya yakınken kuyruk ve saç kısmı oluştuğu için, uzaktayken de çok küçük göründüğü için gözlenlenemiyordu. Yörüngesinin ve periyodunun uygun olması nedeniyle Halley Kuyruklu Yıldız seçildi. Halley Kuyruklu Yıldızı’na 7 tane araç gönderildi. En başarılısı kuyruklu yıldıza en fazla yaklaşan Giotto Uzay Aracı oldu.  

Kuyruklu Yıldız Gözlemi: Işık kirliliğinin olmadığı bir alanda gökyüzüne dikkatli bakılırsa gökyüzünde yükselen bir ışık sütunu görülebilir. Bu ışık, kuyruklu yıldızların bıraktığı tozların Güneş ışığını yansıtmasıyla ortaya çıkar. (Samanyolu diski ile karıştırılmamalıdır.) Zodyak yani Burçlar Kuşağı’nn etrafında daha parlaktır. Bir kuyruklu yıldız keşfedilmek isteniyorsa bakılması gereken yer Burçlar Kuşağı’dır. Kuyruklu yıldızları daha parlak görmek için ise Güneş battıktan birkaç saat sonra batıya ya da Güneş doğmadan birkaç saat önce doğuya bakılmalıdır.

Burçlar Kuşağı ve Samanyolu Diski. (Fotoğraf: Daniel LOPEZ, Telde Gözlemevi, IAC)

Önemli Bazı Kuyruklu Yıldızlar: 

  • Halley Kuyruklu Yıldızı (1P/Halley): Edmond Halley’in 1705 yılında Newton’un hareket kanunlarını kullanarak 1758’de geçeceğini tahmin ettiği kuyruklu yıldız. Tahminin doğru çıkması üzerine o sırada ölmüş olan Halley’in adı kuyrukluyıldıza verildi. Halley’in ortalama periyodu 76 yıldır fakat Güneş’e yaklaştıkça kütle kaybetmesi ve başka gezegenlerin kütle çekim alanına girmesinden dolayı  bu periyod kesin olarak tahmin edilememektedir. En son 1910 ve 1986 yılında geçtiği bilinen kuyrukluyıldızın bir dahaki ziyaretinin 2062 nin başında olacağı düşünülüyor. Halleyin ölçüleri 16x8x8km dir.
  • Hyakutake Kuyruklu Yıldızı (C1996/B2): 30 ocak 1996’da Yuji Hyakutake’nin basit dürbünler sayesinde keşfettiği kuyrukluyıldız. Astronomlar  Hyakutakede Kuyruklu Yıldızı’nda diğer kuyrukluyıldızların aksine büyük miktarlarda etan ve metan gözlemlediler.
  • McNaught Kuyruklu Yıldızı (C2006/P1): 2007 yılının ocak ayında gözlemlenen kuyruklu yıldız astronomlar tarafından son 10, 20, 30 ve hatta 40 yılın en parlak kuyrukluyıldızı olarak nitelendirildi. Bu ünvanı kendisine kazandıran ise Dünya’dan bakıldığında Güneş’e çok yakın olmasına karşın görülebilmesiydi.
  • Encke Kuyruklu Yıldızı (2P/Encke): Şu ana keşfedilen en ufak periyotlu kuyruklu yıldız. Periyodu 3 yıldır. Çekirdeği 4.8 km çapındadır.
  • Biele Kuyruklu Yıldızı (3D/Biele): 1772 yılında keşfedilen bu kuyrukluyıldız sonraki Dünya ziyaretinde 2 parçaya ayrılmış olarak görüldü. 1852 yılında ise iki parçanın birbirinden yaklaşık 2.5 milyon kilometre uzakta olduğu görülmüştür.

Kuyruklu yıldızlar, Messier Kataloğu’nun hazırlanmasında çok önemli rol üstlenmişlerdir.

Kaynaklar:

  • Astronomy: The Solar System and Beyond / Michael A. Seeds.
  • Comet Science: The Study of Remmants from the Birth of the Solar System 
  • Stars and Planets / Ian Ridpath

Hazırlayan: Sinan CATE

Düzenleyen: Mehmet Kemal ARDOĞA

Astronomi Yaz Kampı

“2009 Astronomi Yılı” çerçevesinde düzenlenen bir çok etkinlikten biri de Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite Astrofizik Araştırma Merkezi (ÇAAM) ve Ulupınar Gözlemevi’nin birlikte “Astronomi Yaz Kampı”. Kampta, Kazdağları’nda yapımı süren Türkiye’nin en büyük teleskopu görülebilir.

Astronomi Yaz Kampı

“2009 Astronomi Yılı” çerçevesinde düzenlenen bir çok etkinlikten biri de Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite Astrofizik Araştırma Merkezi (ÇAAM) ve Ulupınar Gözlemevi’nin birlikte “Astronomi Yaz Kampı”. Kampta, Kazdağları’nda yapımı süren Türkiye’nin en büyük teleskopu görülebilir.