gokyuzu.org

Plüton’un Koyu Sarımtırak Lekeleri

Plüton Güneş Sistemi’nin sonunda yer alan cüce bir gezegen. O kadar uzakta ki Hubble Uzay Teleskopu (Hubble Space Telescope) bile onu görüntülemekte zorlanıyor. Hubble’dan alınan bulanık görüntülere rağmen hala Plüton çok ilgi çekiyor.
Southwest Araştırma Enstitüsü’nden (Southwest Research Institute) Marc Buie liderliğindeki araştırma ekibi, Hubble’ın şu ana çektiği en iyi fotoğraflarını yayınladı.

Plüton’un en iyi fotoğrafları.

Telif Hakkı: NASA/ESA/SWRI

Alınan bilgi, koyu sarımtırak renkli buz dünyanın büyük aktivite içinde olduğunu ortaya koyuyor. Buie, Hubble Uzay Teleskopu’nun 1994 ve 2003 yıllarında çektiği Plüton fotoğraflarını karşılaştırarak zamanla Plüton’daki kuzey yarımkürenin parladığını ve güney yarımkürenin de sönükleştiğini gösteriyor. Yeryüzünde bulunan gözlemler de Plüton atmosferinin aynı zaman zarfında kütlece iki katına çıktığını belirtiyor. Ama hiç kimse bu sarımtırak renkli lekelerin neden oluştuğunu anlayamıyor.

Cüce gezegen sorumlusu Mike Brown şöyle diyor: “Gerçekten şaşırtıcı. Şu anda bu konuda sadece tahminde bulunabiliriz. Bu görüntüler şu ana kadar aldığımız en iyi görüntüler olmasına rağmen maalesef tüm sorularımıza cevap veremiyor.”

Plüton’un atmosferine ne oluyor?

Araştırmacıların düşündüğüne göre, Plüton’un atmosferi donup yere yapışabiliyor. (Eğer Dünya’da bu olay gerçekleşseydi 9 metrelik bir tabaka oluşurdu.) Plüton’da bu olay gerçekleşirken tüm atmosferi sadece donmuş metandan ve nitrojenden oluşuyor.

“1980’lerin ortasından,  Plüton’un kuzey yarımküresi 100 yıl boyunca Güneş’ten uzak kalmıştı. Bu da maddelerin donmasını sağlamış. Ama şimdi kuzey yarımküre Güneş ışığını almaya başladı. Hubble’ın aldığı görüntülere göre de gittikçe daha da parlaklaşmaya başladı.”

Sanatçının gözünden Plüton.

Telif Hakkı: ESO/L. Calçada

Plüton’un fazlaca acayiplik değerine (1) göre, atmosferi de değişiyor olabilir. 1980’lerin sonlarına doğru, Plüton, Güneş’e en yakın konumdaydı (yaklaşık 4 milyar kilometre) ve ısınmaya başladı. Şu anda Plüton’un sıcaklığının -231oC olduğu düşünülüyor. Bu sıcaklıkta yüzeyde biriken donmuş gazların süblimleşmesi için yeterli.

Brown’un konu hakkındaki görüşü şöyle: “Plüton, hayatımızda görebileceğimiz en iyi atmosfere sahip şu anda.”

Koyu sarımtırak lekelerin sırrı ne?

Araştırmacılar, bu lekelerin ilkel organik maddelerden oluştuğunu düşünüyor.

“Plüton’da metan olduğunu biliyoruz. Ve olayın şöyle olduğunu düşüyoruz. Metan Güneş ışığına maruz kaldığı zaman kimyasal bileşenlerine yani hidrokarbonlarına ayrılıyor. Milyonlarca yıl boyunca, bu olay yüzeyde bu lekelerin oluşmasını sağladı. Bu lekeler de koyu renkli olduklarından daha fazla ışık emdi ve metanın ayrışması olayını hızlandırarak büyüdü.

“Şimdi Plüton tekrar Güneş’ten uzaklaşmaya başladı. Tekrar soğuyacak ve atmosferi donacak. Aslında bu olayın şu anda başlamış olması gerekiyordu ama görünüşe göre daha başlamadı. Bu da olayın esrarengizliğini arttırıyor.”

NASA’nın New Horizons Uzay Aracı, Plüton’u araştırmak için yolda. Araç, Dünya’da atıldığı 2006 Ocak’tan beri yolda ve Plüton’a ulaşması 2015 Temmuz’unda olacak. Bu olayın atmosferinin tamamen donmadan gerçekleşmesi bekleniyor.

“New Horizons Uzay Aracı, Plüton’un tüm aydınlık yüzeyini haritalandırması bekleniyor. Ve Plüton’a yakın geçişlerinde çok detaylı çekimler yapabilecek. Hatta neredeyse 50 – 100 metre öteden çekilmiş gibi.”

“Bu da bizim merak ettiğimiz konularda daha fazla araştırma yapmamızı sağlayacak. Mesela, Hubble’dan gelen görüntülere göre Plüton’un ekvatoru yakınlarında parlak bir leke var. Bu lekenin hemen sol tarafında ise koyu sarımtırak lekeler var. Bu tezatlığın nedenini araştırmak istiyoruz. Bu araştırma, Plüton’un bize gösterebileceği özellikleri gözler önüne serecektir.”

“Hepimiz biliyoruz ki Plüton’da bizi bekleyen bir sürü sürpriz var.”

Notlar:

  1. Acayipliklik değeri, bir elipsin baskınlığını gösteren değerdir. Bu değer ne kadar büyük olursa elips de o kadar bir taraftan basık olur. Çemberin acaypilik değeri ise 0’dır.

İlgili Bağlantılar:

Kaynak : Science@NASA

2010 Çalgı (Lyrid) Göktaşı Yağmuru

Stellarium programıyla 21 Nisan 2010 saat 23.30’da kuzeydoğu ufku.

21 ve 22 Nisan gecesinde Lir (Lyrid) Göktaşı Yağmuru’na hazırlıklı olun.  16 Nisan’da başlaması beklenen ve saçılma noktası Çalgı Takımyıldızı’nın alfa yıldızı, Vega olan göktaşı yağmurunun bu yıl, saatte beklenen göktaşı sayısı ise 18. Ama aynı gece ilk dördün evresinde olacak olan Ay bu sayıyı daha da düşürebilir. Bu yağmurun nedeni ise Thatcher Kuyrukluyıldızı. Her yıl nisan sonu gibi kuyrukluyıldızın bıraktığı tozların arasından geçen Dünya’ya bu toz parçaları saniyede 45 km hızla düşer. Düşerken de atmosferin sürtünme kuvveti ile yeryüzüne ulaşamadan yanan göktaşlarının istikameti Çalgı Takımyıldızı olunca bu göktaşına Lyridler denmiş. Göktaşı yağmurunun bitiş tarihi ise 25 Nisan.

Güneş Işıması Kategorileri

Güneş ışımaları (ya da patlamaları), dalgaboyları 1 ile 8 Angstrom (A) (10-10 m) x-ışını parlaklarına göre üç sınıfa ayrılır:

X-sınıfı ışımalar: Bu kategorideki ışımalar çok büyüktür. En şiddetli ışımalardır. Tüm Dünya’da radyo kesintilerine ve uzun süren manyetik fırtınalara neden olabilirler. Dünya’nın çevresindeki uydulara da zarar verebilirler.

M-sınıfı ışımalar: Orta-şiddetteki ışımalar. Radyoda ufak çaplı kesintiler olabilir.

C-sınıfı ışımalar: Dünya’da etkileri çok az fark edilen ışımalardır.

B-sınıfı ışımalar: Etkileri Dünya’dan farkedilmeyen ışımlardır.

Tüm bu ışımalar da kendi arasında 9 sınıfa ayrılır. X1, X2 ya da M1, M9 diye. M9, M kategorisi içindeki en şiddetli patlamalar olup M1 ise M kategorisi içindeki etkileri en az hissedilen patlamalardır. 1989 yılından beri ölçülebilmiş en şiddetli patlama 14 Temmuz 2000 tarihinde meydana gelmiş ve Voyager I ve Voyager II tarafından gözlenmiş X6 sınıfındaki patlamadır. Bu olaya ‘Bastille Day Event’ adı verilmiştir.

KategoriX-ışını Akısı – I (W/m2)
BI < 10-6
C10-6 < I <10-5
M10-5 < I <10-4
XI > 10-4

İlgili Bağlantılar: Bastile Day Event

Kaynak: Space Weather

Neptün Gözlemi

Yaklaşık 8 kadir parlaklığı ile Neptün oldukça sönüktür. Gökyüzünde çok yavaş ilerler. Çıplak gözle gökyüzünde ayırt edilemez belki ama dürbünle görülebilir. Küçük bir teleskop yardımıyla küçük yeşilimsi bir yuvarlak olarak görülür. Uydusu Triton ise 20 cm’lik teleskoplar ile ancak en iyi gözlem koşulları altında görülebilir.

Uranüs Gözlemi

Uranüs 6 kadirlik bir parlaklığa sahiptir. İnsan gözünün sınırlarına dayanan bu parlaklık ile çıplak gözle, açık ve temiz gökyüzü koşullarında bile sadece küçük sönük bir yıldız gibi görülebilir. Küçük teleskoplarla yeşil bir yuvarlak olarak görülür, ayrıntı seçilemez. Uyduları ise yalnızca çok büyük teleskoplar ile görülür. 84 yıl süren dolanım süresi ile Uranüs bir takımyıldızdan diğerine çok yavaş geçer.

Mars Gözlemi

Çıplak gözle bakıldığında Mars belirgin kırmızımsı turuncu renkli bir ışık noktası olarak görülür. Mars’ın parlaklığı Dünya’ya yakınlaşıp uzaklaşmasıyla değişir. En yakın konumundaki parlaklığı en uzak konumundaki parlaklığının 50 katıdır. Mars, karşı konumda (opposition) olduğunda yani Dünya, Güneş ve gezegen arasında iken, Mars Gün batımında doğar ve gece boyunca gökyüzünde kalır. Yörüngesel dışmerkezliliği nedeniyle Mars karşı konumda iken Dünya’ya 50 ila 90 milyon kilometre uzakta olabilir. Mars’ın en çok tercih edilen karşı konumu enberi (perihelion – Güneş’ e ve Dünya’ ya en yakın olduğu konum) dönemidir. Tüm bu koşullar her 17 yılda bir oluşur.

Satürn Gözlemi

Bir dış gezegen olan Satürn, Güneş çevresinde yaklaşık 30 yıllık dolanma süresi ve yaklaşık 12.5 ay olan kavuşum dönemi nedeniyle, sabit yıldızlar arasında çok yavaş ilerlediği için aynı takım yıldız içinde 2 yıldan daha uzun süre kalır. Güneşe Jüpiter’den daha uzak ve biraz daha küçük olduğu için Satürn daha sönük görülür. Sarımsı rengi ve 1. kadirden parlaklığı ile yılın büyük bir bölümünde kolaylıkla gözlenebilir. Halkaların konumuna bağlı olarak parlaklığı 30 yıllık dönemlerle -0,3 kadire ulaşabilir. Satürn’ün halkaları orta boy teleskoplar ile ayırt edilebilir. Gezegenin 29,4 yıllık yörünge çevrimi içinde, Dünya iki kez Satürn’ün halkalarının düzleminden geçer, bu durumda halkalar görülemez. Kendi etrafındaki dönme hızının yüksekliği nedeniyle basık bir görünüme sahiptir. Satürn’ün uydularından sadece Titan küçük teleskoplar ile görülebilir.

Jüpiter Gözlemi

Bir dış gezegen olan Jüpiter, Güneş çevresinde 12 yıllık dolanma süresi ile 13 ay süren kavuşum devrine sahiptir ve her yıl bir burçtan diğerine geçer. Venüs’ten sonra gökyüzünde izlenebilen en parlak gezegendir. Seyrek olarak, kısa dönemler için Mars parlaklıkta Jüpiter’i geçebilir. Kavuşum dönemini kapsayan 1-2 aylık dönem dışında yıl boyunca rahatlıkla çıplak gözle izlenir. Yılın büyük bir bölümünde, en parlak yıldız olan Sirius’un -1,5 düzeyindeki parlaklığını aşar ve en uygun karşı konum koşullarında -2,7 gibi bir parlaklığa ulaşır. Bu yönleriyle amatör gözlem için Venüs ve Mars’tan daha elverişlidir. Karşı konumda 50 saniyeye yaklaşan görünür çapı ile insan gözünün ayırma sınırı olan 1 dakika sınırına çok yaklaşır ve küçük büyütmeli bir dürbünle gezegenin diski seçilebilir. Amatör bir teleskopla Jüpiter’in kuşakları, Büyük Kırmızı Leke ve gezegenin kendi etrafında dönüşü, Galileo uyduları ve gezegen etrafındaki hareketleri izlenebilir.

Venüs Gözlemi

Venüs, Güneş çevresinde yaklaşık 224 gün süren dolanma süresine karşın yörüngesinin yer yörüngesine yakınlığı nedeniyle 584 gün gibi uzun bir kavuşum dönemine sahiptir, gökyüzündeki görünür hareketini tamamlaması bir buçuk yılı geçer. Bir alt gezegen olması nedeniyle ile her zaman Güneş’e yakın konumdadır ve gözlenmesi için en uygun saatler sabah gün doğumundan önce ya da akşam gün batımından sonradır. ‘Sabah yıldızı’ ve ‘akşam yıldızı’ adları bu nedenle verilmiştir. -4,4 kadir derecesine varabilen parlaklığı ile en parlak yıldızlardan ve diğer tüm gezegenlerden çok daha ışıklıdır ve Güneş ve Ay’dan sonra gökyüzünün en parlak cismidir. Bu nedenle güneş ışınlarının Venüs’ün görülmesine izin vermediği alt ve üst kavuşum dönemleri dışında yılın büyük bir kısmında rahatlıkla izlenir. Merkür’e oranla çok daha yüksek uzanımlara (en uygun koşullarda 48o) çıkabildiği için gün içinde izlenebildiği süre de daha uzundur ve uygun dönemlerde akşam gün battıktan sonra veya sabah gün doğmadan önce 4 saat kadar ufkun üzerinde kalabilir. En parlak dönemlerinde güneş ufkun üzerinde iken bile görülmesi mümkündür, hatta alışkın gözler gün ortası saatlerinde dahi Venüs’ü yakalayabilir. Aysız gecelerde, kent ışıklarından yeterince uzaklaşılabilirse, insan gözünün Venüs ışığının çevreye verdiği aydınlığı hissedebildiği ve yarattığı gölgelerin farkedilebildiği de söylenir.

Venüs’ün dünyaya en yakın olduğu dönemlerde 1 yay dakikayı geçen görünür çapı insan gözünün ayırma gücü sınırındadır ve duyarlı gözlerin gezegenin hilal evresini ayırt edebilmesi olasıdır.

Tam güneş tutulmaları çok kısa süre için de olsa, Venüs’ün güneşe çok yakın konumda olduğu kavuşum dönemleri civarında bile gezegenin gün ortasında çıplak gözle izlenebilmesine olanak sağlar. 1999 tam güneş tutulması sırasında bu durum gerçekleşmiştir.

Evreler

Bir dürbün ile izlendiğinde Venüs’ün Ay gibi evreleri olduğu görülür. Gezegenin Güneş’in arkasında ve yeryüzüne en uzak durumda olduğu üst kavuşum anında, görünen yüzeyinin tümü aydınlandığından ışıklı bir daire şeklinde ‘dolun’ evresi söz konusudur. Bu aynı zamanda uzaklık nedeniyle Venüs’ün görünür çapının en az olduğu dönemdir. En yüksek uzanım anında gezegen bir yarımdaire şeklinde görülür. Güneş ile Yer arasında kaldığı dönemlerde ise karanlık yüzünü göstererek bir ‘hilal’ şekli alır. Hilalin en ince olduğu dönemler gezegenin dünyaya en yakın olduğu ve görünür çapının en büyük olduğu dönemlerdir, ancak bu esnada güneş ışınları gezegenin görülmesini engeller.

Parlaklık

Bir alt gezegen olması nedeniyle Venüs’ün yeryüzünden izlenebilir parlaklığı iki değişkenin ilişkisi ile belirlenir:

  • Evre
  • Görünür çap (dolaylı olarak Yer’e uzaklık)

Venüs Yer’e en yakın konumda iken dünyaya dönük yüzünün tümüyle karanlıkta kalması, aydınlanan yüzünün tamamının görülebildiği ‘dolun’ evresinde ise, en uzak dolayısıyla en küçük görünür boyutta olması nedeniyle yeterince parlak değildir. Gezegenin gözlemciye en fazla ışık gönderebildiği konumu, görünür aydınlık yüzeyin en fazla olduğu % 30 aydınlık (hilal ile yarım evre arası) evresidir.

Venüs Atmosferinin Neden Olduğu Gözlem Özellikleri

Gündüz-gece çizgisi üzerinde kalan Venüs atmosferinin güneş ışınları ile aydınlanması, gezegenin evresinin beklenenden daha büyük olarak algılanmasına neden olur. Venüs’ün herhangi bir dönemde Güneş’le yaptığı açıya dayanarak hesaplanan evre ile gözlenen evresi arasındaki bu ‘faz kayması’ bazen 3 günü bulur ve Schröter etkisi olarak adlandırılır. Venüs’ün karanlık yüzünün yeryüzüne dönük olduğu alt kavuşum anında, arkadan aydınlanan atmosferin, ortası karanlık bir halka şeklinde görülebildiği saptanmıştır. Yine alt kavuşum anına yakın günlerde gezegenin karanlık yüzünde çok hafif bir aydınlanma hissedilebilir. ‘Küllenmiş ışık’ adı verilen bu olay, 1640’lardan bu yana bilinmektedir. Bugüne dek çok değişik açıklamalar getirilmiş olmasına rağmen nedeni bilinmeyen bu atmosfer aydınlanmasının, elektriksel etkinliklerle veya kutup ışıklarına benzer bir mekanizma ile ortaya çıkabileceği öne sürülmüştür.

Venüs’ün Güneş Geçişleri

Venüs yaklaşık 20 ayda bir alt kavuşum konumundan geçtiği halde, yörüngesinin tutulum düzlemine 3,39 derecelik bir açı yapması nedeniyle güneş diskinin önünden geçişi nadiren gerçekleşir. Venüs yörüngesinin tutulum düzlemini kestiği noktalar, yani yörüngenin çıkış ve iniş düğümleri ile Güneş ve Yer’in düz bir çizgi üzerinde yer almasını gerektiren bu durum yaklaşık her yüzyılda 2 kez, 8 yıl aralıklı çiftler şeklinde gözlenir. (1761-1769, 1874-1882, 2004-2012, 2117-2125 gibi). Tüm geçişler, düğümlerin Yer yörüngesindeki izdüşümlerine denk gelen Haziran ve Aralık ayları içinde olur. Daha yakından incelendiğinde geçişlerin düzenlerinin 243 yıllık bir döngü içerisinde yinelendiği dikkati çeker. İçinde bulunduğumuz binyılda, bu döngü 113,5-8-121,5-8 yıllık aralıklar şeklinde tekrarlanmaktadır.

Venüs’ün 2004 Güneş geçişi

Venüs’ün geçişi, Güneş diski üzerinde küçük bir siyah beneğin ilerlemesi şeklinde izlenir ve en fazla 7 saat kadar sürer.