gokyuzu.org

Daha Fazla Perseid

Her sene Ağustos ayının ortalarında gerçekleşen Perseid göktaşı yağmuru bu sene 12 Ağustos’ta Pazartesi’yi Salı’a bağlayan gece en yüksek değerine ulaşacak. Uzmanlar göktaşı yağmurunun 5-6 Ağustos’tan itibaren aktif durumda olacağını bildiriyor.       SKY&TELESCOPEActive Image
Fotoğraf: Pete Lawrence

Bakmak için en iyi zaman sabaha karşı güneş doğmadan önceki saatler. Göktaşı yağmurundan maksimum zevk alamak istiyorsanız şehir ışıklarından uzaklaşmanız şiddetle tavsiye edilir. Şehir ışıkları altında sabaha kadar ortalama 20 tane ancak görebilirsiniz.

Tutulmanın en kötü yanı ilk dördünü geçen Ay olacak. Neyse ki Ay gece saat 1:30 civarında batıyor fakat daha sonra göktaşı yağmuruna bakmak için yaklaşık 3 saatiniz var.

Bakmanız gereken yer ise Kahraman(Perseus) takımyıldızı. Perseid göktaşı yağmuru da ismini bu bölgeden alıyor. Kahraman takımyıldızı gece yarısına yakın kuzeybatıdan yaklaşık 20 derece yükselmiş olacak. Bu takımyıldızını tanımanız çok da zor değil (bknz. 2008 perseid göktaşı yağmuru).

Ay ışığı göktaşı yağmurunu seyretmemizi engellemeye çalışsa da en parlak göktaşları Ay ışığına rağmen görülebilecek. Fakat yine de geceyarısından önce çok fazla göktaşı görmeyi ummayın. Sabah saatleri göktaşı yağmuru için en uygun zaman çünkü bu saatlerde Dünya yüzünü tam kalıntıların olduğu yere çevirmiş oluyor. Eğer temiz ve siyah bir gökyüzünüz varsa dakikada ortalama 1-2 tane kayan yıldız görebileceksiniz.

Perseidler gökyüzünün her tarafında görülebilir fakat kayan yıldızın kuyruğunu takip ettiğinizde saçılma noktası olan Kahraman takımyıldızına ulaşırsınız. Bunun dışındaki kayan yıldızlar ise her zamanki rasgele atmosfere giren göktaşlarıdır.

Göktaşı yağmurunu izlemek için herhangi bir optik araca gereksiniminiz olmayacak aksine teleskop dürbün gibi araçlar daha ayrıntıyı gösterdiği için genişe bakamadığınızdan daha az sayıda göktaşı görürsünüz.

Perseidleri izlerken saymayı deneyin ve mümkünse not edin. Unutmayın her kayan yıldız Perseid olmayabilir. Herkes kendi bölgesinden saydıklarını forumda paylaşırsa çok sevinirim.

Herkese iyi şanslar!

Phoenix Kızıl Gezegen’de

NASA tarafından Kızıl Gezegen’de yaşam formları aramak üzere gönderilen uzay aracı Phoenix yani Anka Kuşu, Türkiye saatiyle 02.55’te Mars’ın kutuplarına yakın bir yere başarıyla indi. İlk çektiği görüntüleri NASA’daki bilim adamlarının yanısıra tüm dünya heyecan ve merakla bekliyordu.

Stonehenge

Stonehenge İngilterede bulunan ve günümüze kadar ulaşmış en eski yapıtlardan biri olmanın yanında zamanın insanlarının gökyüzüne verdikleri önemi de gösteren bir yapıttır.

M.Ö. 3100 yıllarında yapımına başlandığı tahmin edilen eser önce küçük taşların yerleştirilmesi ile ilk görünümüne kavumuş, M.Ö. 2200 yıllarında ise resimde görünen tonlarca ağırlıktaki taşlar yerleştirilmiştir.

Radyo Teleskoplar

Yıldızların ve diğer cisimlerin görünen dalga boyu diger dalga boyları ile birlikte yaydığı radyo sinyallerini toplamak için için oluşturulan sistemlere Radyo Teleskop adı verilir. Radyo teleskopların optik teleskoplardan farkı  Radyo teleskopların gelen dalgaları işleyebilmek için birkaç elektonik devreye ihtiyaç duymasıdır. Optik teleskoplarda ise bu elektronik devrenin yerini göz alır.

Radyo teleskop kullanan gözlemevlerinin, yine optik teleskop kullanan gözlemevlerinin ışık kirliliğinden uzak yerlere inşa edilmesi gibi radyo, televizyon ve radar sinyallerinden kaçmak için şehir dışlarına kurulması gerekmektedir.

Dürbünler

Gökyüzü gözlemlerine yeni başlayanlar için belkide en önemli gözlem aracı dürbünlerdir. Dürbünler hafif ve kolay taşınır olmalarının yanında sağladıkları geniş görme alanı sayesinde gözleme yeni başlayanların vazgeçilmez gözlem araçlarıdır. Aslında birçok profesyonel gözlemci yanlarında mutlaka kaliteli bir dürbün bulundururlar. Dürbünün önündeki, ışığı toplamaya yarayan büyük merceğe objektif, gözümüzü dayayıp baktığımız küçük merceğe ise göz merceği (oküler) denir. Merceğe gelen ışık miktarı içerideki prizmalar vasıtası ile göz merceğine odaklanır ve bu sayede büyütme ve görüntü sağlanmış olur. Dürbünü genelde (eğer özel bir fonksiyonu yoksa) iki sayı belirtir: 7×50, 10×50, 7×35 gibi. 7×50’lik bir dürbün için 7x büyütmeyi, 50 ise milimetre biriminden objektifin çapını belirtir. 7x yedi kat büyütme demektir, mesela 100m mesafedeki bir cismi 100/7 = 14 metredeymiş gibi gösterir. 10×50’lik bir dürbün ise 10 kat büyütme yapar ve aynı cismi 10 metredeymiş gibi gösterir. 10×50’lik dürbün daha çok yaklaştırdığı için 7×50’lik bir dürbüne göre daha dar bir alana bakar. İkisinde de objektif çapları aynıdır ve dolayısıyla aynı güçte ışık toplarlar. 7×35’lik bir dürbün ise 7×50’ye göre daha küçük bir objektife sahiptir (15mm daha dar) ve yarı yarıya daha az ışık toplar.Image
Dürbün seçimi yapılırken yalnızca optik geçirgenlik ve büyütme gücü değil, dürbünün büyüklüğü ve gövdesinin hangi malzemeden yapıldığı da önemlidir. Dürbünün daha çok ışık toplaması için objektifin çapının büyük yapılması, beraberinde bir problemi getirir: dürbün daha büyük ve ağır olacaktır. Astronomi gözlemleri sırasında kullanılmak için en uygun dürbünler 10×50 dürbünlerdir. Bu dürbünlerin hafif ve ucuz olmaları en önemli avantajlarıdır. Gözlem sırasında uzun süre kullanıldığında dürbünler kollarda ve boyun bölgesinde ağrılara neden olamaktadır. Bu nedenle dürbünü bir üç ayağa monte etmek gözlemleri kolaylaştırabilir. Günümüzde dürbünle gözlemler için otomatik sandalyeler bile satılmaktadır. Objektif çapı büyüdükçe dürbünün ağırlığı artacağından üç ayak kullanımı gözlemleri daha kolay ve ağrısız hale getirmekte ve gök cisimlerini bulmayı ve sabitlemeyi kolaylaştırmaktadır.   Kaynaklar: 1. Alkım Ün, Gözlem Araçları: Dürbünler Semineri (2001) 2. http://en.wikipedia.org/wiki/Binoculars 3. http://www.nightskyinfo.com/binoculars/   

Hubble Uzay Teleskobu

Konsept olarak tasarımına  Dünya üzerindeki bütün teleskopların karşılaştığı en büyük problemler olan ışık kirliliği, havadaki nem, ozon tabakasının morötesi ışığı kesmesi ve büyük teleskoplardaki kontrol edilebilirlik sorununu ortadan kaldırmak üzere 1946 yılında başlanan Hubble Uzay Teleskopu 1990 yılında NASA tarafından yörüngeye yerleştirildi. Ancak bu olaydan kısa bir süre sonra farkedilen ve bütün hayalleri yıkan olay HST nin aynalarındaki küresilliğinde bulunan bir sorundu. Bu sorunun düzeltilebilmesi ise ancak 1993 yılını bulabildi.

Asteroidler (Cüce Gezegenler)

Yörüngeleri  Güneş Sistemi’ nde Mars ile Jüpiter gezegenleri arasında kalan ve sayıları yaklaşık 40.000 kadar olan gök cisimleridir. Bu küçük gezegenler, küçük kütle ve hacimlerinden ötürü ‘gezegenimsi’ ya da ‘cüce gezegen’ olarak da bilinirler.

Astroit’lerin günümüzdeki keşfi Bode Kanunu’nun matematiksel olarak ispatlanmasıyla yolalmıştır. Gezegenler arasındaki orantı Johann Titius tarafından 1766 yılında belirtilirken, J.E. Bode formüla’yı 1778 yılında yazmıştır. Bode ve Titius’un belirttiği üzere, Jüpiter ve Mars arasında bir kaybolmuş bir gezegen vardır. 1801’de Giuseppe Piazzi’ nin Ceres 1 astroidinin keşfi ve 1802’de İngiliz bilim adamı Sir William Herscel tarafından 1 Ceres ve 2 Pallas’ı tanımlamak için ortaya atılan kavram, sonradan Mars ve Jüpiter yörüngeleri arasında keşfedilen çok sayıda küçük gök cismini içine almış, ardından Mars ve hatta diğer iç gezegenlerin yörüngesinden daha içte ya da Jüpiter yörüngesinden daha dışta yer alan cisimleri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. İngilizce diline yunanca kökenli Astreoides kelimesi “Astreoit” olarak 1803 yılında geçmiştir.

Bunun yanı sıra, Mısır Piramitleri’ nde Ra’nın Büyük Piramit’te yazdığı bilgiler doğrultusunda; bu eksik gezegen’in varlığı yaklaşık olarak 6000 yıl önce belirtilmiştir. Günümüzde yapılan Sümer tabletlerinin incelenmesinde de (bunlar da 5000 yıl önce yazılmıştır); bu astroidlerin bir gezegenin parçalanması sonucu oluştuğu yazılmıştır. Bu eksik gezegenin günümüz popüler bilimindeki adı da Maldek’ tir.

20. yüzyıl ortalarından itibaren Güneş Sistemi’nin dış sınırlarında henüz saptanamamış çok sayıda gök cisminin bulunabileceği öne sürülmüş ve olası yörünge özelliklerine göre bu cisimleri içine alacak Kuiper Kuşağı ve Oort Bulutu kuramsal grupları yaratılmıştır. 1992 yılında bu tanıma uyan ilk cisim keşfedilmiş, ardından çok sayıda yenileri bulunarak sayı 2005 yılı ortalarında 900’e yaklaşmıştır. Pratik nedenlerle Kuiper ve Oort cisimlerinin Neptün ötesi cisimler tanımı altında toplanması eğilimi yaygınlaşmaktadır. Böylece Güneş çevresinde dönen cisimler ‘gezegenler’, ‘asteroitler-küçük gezegenler’ ve ‘Neptün ötesi cisimler’ olarak 3 ana grupta toplanmıştır.

İngilizce gökbilim terminolojisinde yakın tarihlerde yaşanan yeni bir gelişme, uzun süredir yaygın kullanımdan kalkmış olan minor planets kavramının yine pratik nedenlerle yeniden canlandırılmaya çalışılmasıdır. Güneş sistemi üyelerinin daha tutarlı bir sınıflamasını yapmak amacıyla atılan bu adım, gezegenler ve akan yıldızlar (meteorlar) dışında kalan tüm cisimleri tek bir çatı altında toplamaya dayanmaktadır. Böylece asteroitler ve Neptün ötesi cisimleri kapsayacak şekilde genişletilen bu kavram, Türkçeleştirme açısından sorun yaratmaktadır. Küçük gezegenler şeklinde Türkçe’ye çevrilebilecek olan ‘minor planets’ tanımı ‘asteroit’ sözcüğünün eş anlamlısı olan ‘küçük gezegen’ kavramı ile çakışmaktadır.

Asteroitlerin En Büyüğü

10 Hygiea asteroit kuşağının dördüncü en büyük gökcismidir. Çapı 350-500 km arasında değişir ve kütlesi asteroit kuşağının toplam kütlesinin 3%’sidir. Daha sonra asteroyit kümeleri içinde yer alan en büyük gökcismi Ceres’tir; onun dışında yalnızca Pallas ile Vesta’nın çapları 480 km’yi geçer. Bu gökcisimlerinin hiçbirinin kütlesi bir atmosferi tutabilecek boyutlara ulaşamaz; birçoğu birkaç kilometrelik, hattâ birkaç yüzmetrelik kütlelerdir ve tam bir küre biçimde değildir.

Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) tarafından belirlenen cüce gezegenler Ceres,Pluton ve Eris’tir.Şimdilik sayıları üç adet olsa da ileride daha fazla cüce gezegene sahip bir güneş sistemimiz olacak.Çünkü şu anda bile sırada cüce gezegen olmayı bekleyen bir çok aday bulunmakta.

Ceres:

1801 yılında keşfedilen Ceres, Mars ile Jüpiterin arsındaki astroid kuşağının en büyük cismidir. İlk keşfedildiğinde bir kuyrukluyıldız sanılmış fakat daha sonra bir gezegen olarak adlandırılmıştı. Astroid kuşağındaki diğer astroidlerin keşfedilmesinin ardından ise bu ünvanını kaybetmişti.

Güneşe ortalama uzaklığı: 414 milyon Km

1 günü: 9,1 saat

1 Yılı: 406 Dünya Yılı

Yer Çekimi ivmesi: 0,03g

Çapı: 969 Km

Pluton:

1930 yılında Clyde Tombaugh tarafından keşfinin ardından gezegen olarak kabul edilmesiyle birliktegezegen nedir tartışmalarının da temelini attı. Pluton uydusu Charon ile Güneş etrafındaki turlarını birbirlerinin etrafında dönerek tamamlar.

Güneşe ortalama uzaklığı: 5,9 milyar Km

1 Günü: 153,6 saat

1 Yılı: 247,9 Dünya yılı

Çapı: 2302 Km

Yer çekimi ivmesi: 0,08g

Uydu sayısı: 3

Eris:

2005 yılında keşfinin ardından gezegen olarak kabul edilecek mi edilmeyecek mi diye beklenirken Çek Cumhuriyetinde toplanan bilim adamları tarafından Cüce gezegen adında yeni bir kategori açılmasına neden oldu.

Güneşe Ortalamam uzaklığı: 10,3 milyar Km

1 Günü: bilinmiyor

1 Yılı: 560 Dünya yılı

Çapı: 2300-2500 Km arası

Yerçekimi ivmesi: 0,09g

Uydu sayısı:1

İnsanoğlu Uzayda Kendine Yer Arıyor

NASA Ay’da insanlı ilk uzay üssünü 2024’te kuracak. Plana göre, yeni kuşak uzay araçlarıyla ilk insanlı uçuş 2020’de. Üste 4 astronot barınacak. Bir sonraki hedefse Mars’a koloni oluşturmak.

NASA, Ay’da üs kurmanın maliyetini 104 milyar dolar olarak hesaplıyor.A close-up of a space station

Description automatically generated

Ay’a ilk insanlı uçuşu yapan NASA, Dünya’nın uydusunda bu kez kalıcı olmaya kararlı. 1960’ların Apollo kapsülünü andıran yeni kuşak Orion uzay aracıyla Ay’a insanlı uçuşlar yapmayı planlayan NASA, uyduda kalıcı uzay üsleri de kurmak istiyor. Bir süredir uzay araştırmalarıyla ilgili uzun vadeli planlar yapan NASA, son olarak Ay’da insanlı uzay üsleri için tarih verdi. İnsanoğlu ilk uzay üssünü 2024 yılında Ay’da kuracak.

NASA’nın Ay kuracağı uzay üssü kutup bölgesinde olacak. Uydunun güney kutbunda iki aday bölge var, çünkü bu bölgeler Ay’ın en çok aydınlıkta kalan alanları. Bu özellik üssün güneş enerjisinden yararlanma şansını da artırıyor. NASA’nın 1960’larda yaptığı Ay uçuşlarında Apollo kapsülü uydunun orta bölümlerine inmişti.

APOLLO’NUN TORUNU ORION
Ay’a seyahette NASA iki tip araç kullanacak, Orion keşif aracı ve buna bağlı çok amaçlı bir araç daha bulunacak. Çok amaçlı uzay aracı kargo, mürettebat hatta robotları taşıyabilecek.

İnsanlı uzay üssü Ay’ın güney kutbuna kurulacak.

Columbia faciasından sadece 1 yıl sonra, 2004’te ABD Başkanı George Bush, Ay’a ve Mars’a insanlı uçuşlar yapılacağını ve insanlı uzay üsleri kurulacağını açıklamıştı. NASA Ay’a insanlı uçuş yapmanın maliyetinin 104 milyar dolar olduğunu açıklamıştı.

AY’DA UZAY ÜSSÜ TAKVİMİ
NASA’nın Ay’da insanlı uzay üssü kurulmasına ilişkin takvimi şöyle:
 2009: Ay uzay aracı için ilk deneme yapılacak.
 2014: Yeni kuşak Orion uzay aracı ile ilk insanlı uçuş demenesi. Ay’a gidilmeyecek.
 2020: Ay’a yeniden insanlı uçuşlar başlıyor.

2020-2024 KEŞİF ZAMANI
NASA planına göre, 2020-2024 arasında her yıl bir uçuş yapılarak uzay üssü için uygun arazi bakılacak. Daha sonra 2024’te üssün kurulmasıyla astronotlar 6’şar aylık sürelerle Ay’da kalacak.

A space capsule in space

Description automatically generated
Orion uzay aracı.

NASA, Ay’daki hidrojen ve oksijenden de üste yararlanmayı umuyor; üste ayrıca oksijen deposu bulunacak. NASA’nın Ay üssünde iki astronotu olacak. Ayrıca başka uluslardan astronotların yanı sıra, üs sonraki yıllarda ticari uçuşlara da açılacak.

NASA bu kez başka ülkeleri de uzay çalışmalarına ortak ederek maliyeti düşürmeyi amaçlıyor. ABD, Orion’un tasarım maliyetini üstlenecek, ancak Uluslararası Uzay İstasyonu’nun ortakları Rusya, Avrupa Birliği ve Japonya’dan Ay üssü için katkı talep edecek.

Kaynak:www.ntvmsnbc.com