gokyuzu.org

Aynı Yıldız Etrafında İki Gezegen

NASA’nın Kepler uzay aracı, aynı yıldızın etrafından geçmekte olan birden fazla gezegene sahip bir gezegen sistemi keşfetti.

Bu sanatçı görüntüsü, NASA’nın Kepler görevi ile keşfedilen Satürn büyüklüğündeki iki gezegeni gösteriyor.  Görüntüde gezegenlerin, yıldızlarının (Kepler-9) önünden geçişi gösteriliyor. Bu, çoklu gezegen geçişlerine sahip ilk yıldız sistemi bulgusu.  (Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : NASA/Ames/ JPL-Caltech

Kepler-9 olarak tanımlanan Güneş-benzeri yıldızın verileri arasında iki ayrı gezegenin varlığına rastlandı. Gezegenlere Kepler-9b ve Kepler-9c adı verildi. Bu keşif, ‘Güneş Sistemi’miz dışındaki yer-benzeri gezegen’ arama çalışmaları kapsamında, 156.000 yıldızın yedi aylık gözlemlerinin sonucunda geldi. Bulgular ayrıca Science Dergisi’nin 26 Ağustos’taki sayısında yayınlandı.

Kepler’in son derece keskin görüşe sahip fotoğraf makinesi, yıldızların önlerinden bir gezegen geçtiğinde ortaya çıkan parlaklık düşüşünü ölçer. Bu düşüşten yola çıkarak gezegenin büyüklüğü bulunabilir. Gezegenin yıldızına olan uzaklığı ise peş peşe gelen ‘parlaklıktaki azalmalar’ arasındaki zaman ölçülerek saptanabilir. Bu azalmalardaki küçük değişimler ise gezegenlerin kütlelerini belirlemede kullanılabilir.

Temmuz’da, bilim insanları Kepler’in ilk 40 gününde elde edilen verilerde 700’den fazla gezegen adayına ait bulguları sundular. Veriler ayrıca, yıldızının önünden geçen birden fazla gezegenin bulunduğu 5 gezegen sistemini kapsıyordu. Kepler ekibi, çoklu geçişlerin yaşandığı bir sistem tanımladı ve hakkında veriler toplamak için bu sistemi izlemeye başladı.

“Kepler’in bu nesneler üzerine yaptığı 24 saat süren çalışmalardan elde edilen kaliteli verilerle, ana yıldızlar ve onların gezegen sistemleri oluşturuldu.” Diyor Kepler görevinde bilim insanı Doug Hudgins.

Bilim insanları, Hawaii’deki Keck teleskopu ile yapılan gözlemlerden yararlanarak bu gezegenlerin kütlelerini tahmin etti. Gözlemler Kepler-9b’nin diğer gezegene göre daha büyük olduğunu ve kütlelerinin birbirlerinkine benzediğini fakat Satürn’ün kütlesinden az olduğunu gösterdi. Kepler-9c 38 günlük bir yörüngeye sahipken, Kepler-9b yıldıza daha yakın ve 19 günlük bir yörüngeye sahip.

“Bu keşif ile, gezegenin iki geçişi arasındaki zamanda görülen önemli değişimler (geçiş zamanlama değişimleri – transit timing variations) ilk defa açıkça tespit edildi. Bu, Kepler uzay aracı ile görülen iki gezegen arasındaki etkileşimin bir kanıtı.” Diyor Kepler görevinden, Cambridge’teki  Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nde çalışan bir bilim insanı Matthew Holman.

Kaynak: NASA

27 Ağustos’ta Mars

Yıllardır ağustos ayında özellikle de 27 Ağustos’ta Mars’ın dolunay kadar büyük görüneceği ve bugün hayatta olan hiçbir kimsenin bu olayı tekrar göremeyeceği söylentileri etrafta dolaşır. Ve şu günlerde de yine bu yönde haberler etrafta dolaşmaktadır. Ancak bunların gerçekle hiçbir ilgisi yoktur.

Gerçek olan şudur ki; Mars, 27 Ağustos 2010’da Dünya’dan yaklaşık olarak 314 milyon kilometre uzaklıkta bulunacak ve günbatımından sonra batı ufkunda ‘ortalama parlaklıktaki küçük bir kırmızı yıldız’ gibi parlıyor olacak. Eğer yerini tam olarak bilmiyorsanız, onu gökyüzünde bulmanız bile zor olacaktır.

2003 Ağustos’ta Mars, 60.000 yıl içindeki en yakın konumda. Buna rağmen, gezegen parlak bir yıldıza benziyor ve dolunay kadar büyük değil. (Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : John Nemy & Carol Legate of Whistler, B.C.

Peki, bu söylentiler nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? 2003’te Mars beklenmedik oranlarda büyüklüğü artmıştı. Aynı yılın 27 Ağustos günü Mars, Dünya’ya 60.000 yıl içindeki en yakın konuma (56 milyon kilometre) gelmişti. O gün insanlar, Mars’ın üzerindeki yanardağları, kıpkırmızı ovaları ve parlayan kutup buzullarını görmek için teleskoplarına sarıldılar. Aslında gözlemledikleri Mars, dolunay evresindeki Ay’dan 75 kat daha küçüktü.

Bazı insanlar bunu, ‘Eğer Mars, Ay’dan daha küçükse, Mars’ı 75 kere yakınlaştırdığımızda Ay’ın büyüklüğüne eşit olması gerekir.’ şeklinde açıkladılar. Ardından “75 kere yakınlaştırıldığında, Mars çıplak gözle Ay kadar büyük görünecek.” açıklaması, insanlar arasında e-postalarla “Mars, çıplak gözle Ay kadar büyük görünecek.” söylentisine dönüşerek hızla yayılmaya başladı. Bunun bir yanlış anlaşılma ya da ihmal olduğu söylenebilir.

27 Ağustos’ta ise Güneş battıktan hemen sonra batı ufku üzerinde parıldayan Venüs’ü hemen görebilirsiniz. Onun birkaç derece sağına doğru bakarsanız küçük, turuncu, yıldızımsı Mars’ı görebilirsiniz. Hatta daha iyi görebilmeniz için dürbün veya teleskop kullanmanız gerekli.

Gecenin ilerleyen saatlerinde ise Ay ve birkaç derece uzağında parlamakta olan Jüpiter’i gözlemleyebilirsiniz.

27 Ağustos 2010, gece yarısına doğru doğu ufku üzeri. (Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : EarthSky

İlgili bağlantılar:

Kaynaklar : Science@NASAEarthSkyBBC

Jüpiter’de Yeni Bir Parlama

Amatör gökbilimciler Anthony Wesley ve Christopher  Go birbirlerinden bağımsız bir şekilde 3 Haziran günü Jüpiter’in üzerinde parlak bir çarpışma gözlediklerinde bu tip olayların pek de az gerçekleşmediğine şahit olduk. 20 Ağustos 2010’da Japon amatör gökbilimci Masayuki Tachikawa, yaklaşık 15 cm.lik bir açıklığa sahip teleskopuyla Jüpiter’in üzerinde yeni bir parlama gözlemledi.

Amatör gökbilimci Masayuki Tachikawa 15 cm.lik açıklığa ve f/7.3 odak oranına sahip mercekli teleskopu ve bir webcam ile parlamayı (merkezin sağ yukarısında) görüntüledi. Kuzey yön görüntünün üst kenarı. Büyük Kırmızı Leke merkezin aşağısında ve uydusu Ganymede, Jüpiter’in diskinin sağ tarafında görülüyor. Telif Hakkı : Masayuki Tachikawa

Tachikawa 20 Ağustos günü TSİ 21.22’de parlamanın 2 saniyelik bir videosunu yakaladı. Parlama, Jüpiter’in Kuzey Ekvatoral Kuşağı’nın kuzey kıyısında meydana geldi.

Parlamanın haberi, Japonya Ulusal Astronomi Gözlemevi’ndaki gökbilimci Junichi Watanabe’ye ulaştı ve ayrıntılar ile görüntüleri yayınladı.

Bu parlamaya neyin neden olduğu bilinmiyor ancak bir uydunun parlaması değil. Tachikawa’nın parlamayı bildirmesinde sonra Aoki Kazuo’nun da bu parlamayı kaydettiği öğrenildi. Bu iki gözlemeci, birbirlerine yaklaşık 800 kilometre uzaklıkta bulunuyorlardı.

Tachikawa’dan bağımsız olarak alınan ilk görüntü Aoki Kazuo’dan geldi. Kazuo, parlamanın görüntüsünü 20 Ağustos 21.31’de aldı. Kuzey yön görüntünün üst kenarı. Telif Hakkı : Aoki Kazuo

Öte yandan Jet İtki Laboratuvarı’ndan (Jet Propulsion Laboratory) Glenn Orton, dünya çapında, gezegenin 7 gün 24 saat izlenmesi için Jüpiter-görüntüleyen teleskopların kurulması gerektiğini belirtti.

Kaynak : SkyAndTelescope

Perseid Göktaşı Yağmuru Beynam’daydı

Her yıl 12 Ağustos’ta görünen Perseid göktaşı yağmurunu izlemek için, ODTÜ Mezunlar Derneği ve ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu olarak, bu yıl da Beynam Köyü yakınlarındaki Atatürk Ormanı’ndaydık. Önceki yıllardan farklı olarak gökyüzünde Ay olmaması, havanın açık ve sıcak olması, Beynam’a giden yaklaşık 100 kişiyi mutlu etti.

Saç Kümesi’nde ‘Ada Evren’

Hubble Uzay Teleskopu’nun uzun pozlu bu görüntüsü, Kuzey Yarı Küre’deki Berenices’in Saçı Takımyıldızı’ndan 320 milyon kilometre uzaklıkta ve Saç Kümesi (Coma Cluster) gökadalar grubu içerisinde bulunan görkemli bir gökadayı gösteriyor.

(Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : NASA, ESA ve Hubble Heritage Team (STScI/AURA)

NGC 4911 olarak bilinen gökadanın merkezine yakın bölgelerde çok sayıda toz ve gaz şeritler bulunur. Bunlar, yenidoğan parlak yıldız kümelerinin ve devam etmekte olan yıldız oluşumlarının bir göstergesi olan yanardöner pembe hidrojen bulutlarının kontrastını (silüet) oluşturuyor. Hubble aynı zamanda, çeşitli büyüklükteki diğer binlerce gökadanın arasında NGC 4911’in dış eliptik kollarını yakaladı. Yüksek çözünürlükteki Hubble’ın fotoğraf makineleri, oldukça uzun pozlarla birlikte bu sönük ayrıntıların gözlenebileceğini gösterdi.

Kümenin merkezi yakınındaki NGC 4911 ve diğer sarmallar, komşu gökadalarının kuvvetli yerçekimsel etkileriyle oluşuyor. NGC 4911’in dış sarmal kollarının incecik yayları, bir eş gökadanın (NGC 4911A) kuvveti tarafından (sağ yukarıya doğru) çekilir ve kırılır. Bunun sonucunda oluşan çizgili yapılar en sonunda Saç Kümesi (the Coma Cluster) boyunca dağılacak.

Saç Kümesi, yaklaşık 10.00 gökadaya ev sahipliği yapar (ki bu onu en yoğun gökadalar gruplarından biri yapar) ve birbirine yakın gökadalar arasındaki etkileşimler nedeniyle bu zamana kadar gökadalar oluşturmaya devam ediyor.

Bu kümedeki gökadalar o kadara yoğundur ki sık sık etkileşimlere ve çarpışmalara rastlanır. Birbirine yakın kütlelerde gökadalar birleştiğinde, eliptik gökadalar oluşur. Birleşme gökada yoğunluğunun yüksek olduğu kümenin merkezinde daha fazla görülür.

Geniş Alan Gezegen Kamerası 2 (Wide Field Planetary Camera 2) ve Araştırmalar için Gelişmiş Kamera’nın (the Advanced Camera for Surveys)  2006, 2007 ve 2009’da elde ettiği veriler birleştirilerek oluşturulan bu doğal renkli Hubble görüntüsü 28 saatlik pozlama süresiyle elde edildi.

Hubble Uzay Teleskopu, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın uluslar arası ortaklığında gerçekleştirilen bir projedir. NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi (Goddard Space Flight Center) teleskopu yönetir. Uzay Teleskopu Bilim Enstitüsü (The Space Telescope Science Institute – STScI) Hubble bilim operasyonlarını yürütür. Astronomi Çalışmaları Üniversiteler Derneği (the Association of Universities for Research in Astronomy) tarafından işletilir.

İlgili Bağlantılar:

Kaynak : NASA

Bir Güneş Tsunamisi

Bir yıldan fazladır uykuya dalmış olan yıldızımız, sonunda kış uykusundan uyandı. Uzmanlar 2013’ün ortalarına kadar güneş etkinliği beklemiyorlardı. Ancak bu uyanışın işaretleri, bu etkinliğin açık bir kanıtı.

Birkaç gün önce Güneş, büyük bir püskürtü fırlattı. 1 Ağutos’ta, yörüngedeki uydular, oldukça büyük leke 1092’den püsküren büyükçe bir parlamaya şahit oldu. Bu patlamanın uzunluğu, C3’e (bir patlamanın gidebileceği en az uzaklık) kadar uzandı. Fakat hala, Güneş diskinden  saniyede 1.000 kilometrelik hızla yayılan koronal kütle atımları (Coronal Mass Ejection – CME) devam etmektedir. NASA’nın STEREO uzay aracının bir videosuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bu parlama meydana geldiğinde, NASA’nın yakın zamanda uzaya fırlattığı Güneş Dinamiği Gözlemevi (Solar Dynamics Observatory – SDO), bu manyetik etkinliğin aşırı ısınmış gaz ipliklerini nasıl oluşturduğunu izledi.  NASA’nın SDO uzay aracının bir videosuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bütün bu karmaşa Güneş’in Yer’e bakan tarafında gerçekleşti ve 3-4 Ağustos’ta kutuplara yakın bölgelerdeki gökyüzü tutkunları, renkli kutup ışıkları gösterileriyle eğlendi.

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) birlikte yürüttüğü Güneş ve Heliosferik Gözlemevi (The Solar and Heliospheric Observatory – SOHO) neredeyse 15 yıldır görevini sürdürüyor. TRACE uzay aracının 21 Haziran’da görevine son verilmesine rağmen,  NASA’nın hala SDO, STEREO, ve ACE (Gelişmiş Birleşim Kaşifi – Advanced Composition Explorer) gibi uzay araçları var

Bunlara ek olarak ise Japonya Havacılık Dairesi’nin Hinode uzay aracı da yüksek çözünürlüklü görüntüler almaya devam ediyor.

İlgili Bağlantılar:

  • SDO ( SDO uzay aracının NASA’nın internet sitesindeki sayfası)
  • STEREO (STEREO uzay aracının NASA’nın internet sitesindeki sayfası)
  • Hinode (Japonya Havacılık Dairesi’nin Hinode uzay aracının internet sitesi)

Kaynak : SkyAndTelescope

Gökyüzünde Şölen

Gökyüzünde güzel görüntüler oluşturan iki gök olayı 12 Ağustos’ta gerçekleşecek. Gün batımından hemen sonra, alacakaranlıkta; Venüs, Satürn, Mars ve hilal şeklindeki Ay şova başlıyor. Gece yarısından sonra ise Kahraman Göktaşı Yağmuru ile şölen sabaha kadar devam edecek.

Venüs, Satürn ve Mars gezegenleri ile henüz iki günlük olan Ay yaklaşık 10 derece çapında bir alan içerisinde birbirlerine çok yakın bir konumda batı ufku üzerinde olacaklar. Bu sıralanmayı görmek için Güneş battıktan sonra batı ufku üzerine bakmanız yeterli. Neredeyse 22.00’a kadar gezegenlerin ve Ay’ın bu güzel sıralanışlarını görebileceğiz.

Ancak bundan sonra, gezegenler ve Ay ufkun altına geçtiğinde, şölen bitmiyor; çünkü o saatlerde Kahraman Göktaşı Yağmuru başlamış olacak. En yoğun saatlerini gece yarısı ve sabah alacakaranlığı arasında yaşayacak olan Kahraman Göktaşı Yağmuru, pek çoğumuz için gezegenlerin ve Ay’ın sıralanışından daha etkileyici bir şova dönüşecek.

Bu göktaşı yağmuru, Swift-Tuttle Kuyrukluyıldızı’nın kalıntılarından kaynaklanıyor. Bu kuyrukluyıldız her 133 yıl da bir Güneş Sistemi’ni ziyaret eder ve arkasında toz ve çakıl kalıntıları bırakır. Dünyamız, bu kalıntıların içinden geçtiğinde ise bu toz ve çakıl taşları gezegenimizin atmosferine girer ve bir parlamayla birlikte parçalanır. Bu göktaşı yağmurunun isminin Kahraman olmasının nedeni ise göktaşlarının Kahraman Takımyıldızı’ndaki bir noktadan çıkıyormuş gibi görünmesidir.

Swift-Tuttle’ın kalıntıları çok geniş bir alan kaplar. Şuan Dünya bu kalıntıların kıyısında diyebiliriz. 12-13 Ağustos gecesi ise gezegenimizin bu kalıntıların tam ortasından geçmesi bekleniyor. Bu yüzden de 12-13 Ağustos gecesi oldukça fazla sayıda (saatte yaklaşık 80 ile 100) göktaşı görülmesi bekleniyor. Son yıllara göre, bu Kahraman Göktaşı Yağmuru’nun daha güzel geçmesi bekleniyor; çünkü ışığıyla gözlemleri olumsuz etkileyen Ay bu tarihlerde gökyüzünde olmayacak. Gökyüzündeki bu güzelliği ise hiçbir araca gerek olmadan, ışık kirliliğinin olmadığı bir yerde, yere uzanarak seyredebilirsiniz.

Gökyüzünüz açık olsun!

Kaynak : NASA

Mars’ın Yeni Görüntüleri

NASA’nın Mars Keşif Yörünge Aracı’ndaki (Mars Reconnaissance Orbiter) Yüksek Çözünürlükte Görüntüleme Bilim Deneyi (High Resolution Imaging Science Experiment – HiRISE) kamerası ile Mars’taki çeşitli yüzey şekillerinin ayrıntılı görüntüleri elde edildi.

Mars’ın kuzeyinde, orta enlemlerde bulunan bir alanın bu renklendirilmiş görüntüsünde; yaklaşık 6 metre çapında yeni oluşmuş bir krater mavi renkte görülüyor. (Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : NASA/JPL-Caltech/Arizona Üniversitesi

Oldukça küçük boyuttaki yüzey şekillerinin görülebildiği bu görüntüler, 6 Haziran ve 7 Temmuz 2010 tarihleri arasında alındı.

Bu kamera, 2006’da Mars’a ulaşan NASA’nın Mars Keşif Yörünge Aracı’ndaki altı araçtan bir tanesi.

Bu yeni görüntülere aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

İlgili Bağlantılar:

Kaynak: NASA

Rhea’nın Çevresindeki Yapı Halka Değil

2005’te, Cassini uzay aracındaki altı aracın, Satürn’ün uydusu Rhea’nın çevresinde geniş bir halka kalıntısı bulduğu sanılıyordu. Kesin bir kanıt olmamasına rağmen araştırmacılar, uydunun etrafında yayılmış bir halka olduğunu düşünmüşlerdi. Bu, bir uydunun etrafında bulunan ilk halka olabilirdi. Öte yandan yeni gözlemler bu ‘halka’ fikrini reddediyor; fakat hâlâ Satürn’ün ikinci büyük uydusu Rhea’nın çevresinde ilginç ve simetrik bir yapı oluşturan bir şeyler var.

2010 Mart’ta Cassini uzay aracı tarafından alınan görüntü; Rhea. (Resmi büyültmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : NASA/JPL/Uzay Bilim Enstitüsü

Araştırmacılar, Rhea’nın etrafındaki elektronlardaki keskin ve simetrik bir düşüşü gösteren bulguları 2008’de duyurmuşlardı. Bilim insanları bu düşüşe neyin neden olduğunu bulmak için araştırmalara başlamışlardı. Rhea’nın etrafında bir halka kalıntısı olsaydı, yaklaşık 1.500 km (950 mil) çapındaki uydunun boydan boya birkaç bin mil uzunlukta ölçülmesi ve bu halkanın küçük çakıl taşlarından büyük kaya parçalarına kadar büyüklüklerdeki maddelerden oluşması gerekirdi.

Hipotezi test edilirken, Cassini uzay aracı uydu üzerinde birkaç kere uçuş yaptı ve 2008 – 2009 yılları arasında 65 adet görüntü aldı. Cassini bu uçuşları, yüksek miktarda maddenin bulunabileceği yer olan uydunun halkalarının üzerinde yaptı.

Işığın yaptığı açılara bakılarak (eğer halka var olsaydı), bilim insanlarının mikro büyüklükteki maddelerden büyük kayalara kadar nesneler görmesi gerekirdi.

Ancak göremediler.

Cornell Üniversitesi’nden Matthew Tiscareno, Rhea’nın etrafında çok güçlü ve ilginç ve açıklanamayan bir elektromanyetik etkinin var olduğunu fakat bunun katı maddelerden kaynaklanmadığını gösteren oldukça güçlü kanıtlarının olduğunu söylüyor.

Bu ‘halka hipotezi’ geçerliliğini yitirirken, uydunun etrafındaki yüklü parçacıkların oluşturduğu simetrik yapıya neyin neden olduğu hâlâ bir gizem.

Cassini uzay aracı ve ekibi bu gizemi çözmek için çalışmalarına devam ediyor.

İlgili bağlantılar:

Kaynak : UniverseToday

2010 Delta Kova (Aquarid) Göktaşı Yağmuru

27 Temmuz sabahı eğer ışık kirliliği olmayan bir yerde bulunursanız çok şanslısınız. Çünkü o gün Delta Kova (Aquarid) Göktaşı Yağmuru var. 12 Temmuzda başlayan ve 19 Ağustos’ta sonlanması beklenen göktaşı yağmuru 27 Temmuz gecesi maksimum sayıya ulaşıyor. Yağmurun saçılma noktası Kova Takımyıldızı. Saatte görülebilecek olan sayı ise 20. Ama aynı gece dolunay evresinde olan Ay ise Kova Takımyıldızı’nın komşusu Oğlak Takımyıldızı’nda. Bu da gözlem verimini oldukça düşürebilir. Aslında bu göktaşı yağmuru iki farklı yağmurdan oluşuyor. Kuzey ve Güney Kova Göktaşı Yağmurları. Fakat bu iki göktaşı yağmurunun etkin olma zamanları ve yerleri birbirine yakın olduğu için bunlara Kova Göktaşı Yağmuru deniyor. Asıl yağmuru Güney Kova Göktaşı Yağmuru yarattığı için aşağıdaki resimde de bu göktaşı yağmuru gösterilmiştir. Kuzey Kova Göktaşı Yağmuru biraz daha kuzeyde bulunur.