| Ama şu anda Mars oldukça soğuk ve çıplak. Irmaklar ve denizler yok. Atmosferi ise oldukça ince. Yaşayan tek hücreli canlılar varsa bile bunlar yüzeyde değil, Mars yüzeyinin altında bir yerlerde. Ne oldu da Mars bu hale geldi? Bu soru araştırmacıları oldukça meşgul ediyor. Ama bundan bir kaç yıl sonra bu soru da cevabını bulacak. NASA, Mars’a yeni bir uzay aracı gönderiyor. İsmi MAVEN (Mars Atmosphere and Volatile Evolution – Mars Atmosferi ve Uçucu Madde Değişimi) olan aracın asıl işi Mars’ın ikliminde olmuş bu değişimin nedenini bulmak. Bilinen kesin bir şey var ki; o da Mars’ın en önemli değerini yitirmesi: CO2 (karbondioksit) den oluşan atmosferi. Dünya’da olduğu gibi CO2 Mars’ta da sera etkisi yaratan gaz. Hem suyun sıvı halde bulunmasını sağlayan sıcaklık değerlerini koruyor hem de suyun hemen buharlaşmamasını ya da donmamasını sağlayan basınç değerlerini yaratıyor. 4 milyar yıldan daha önce kaybolan bu zarfın neden yok olduğu konusunda kesin bir bilgi yok. Belki bir göktaşı gezegene çarpıp Mars’ın çoğu gazının uzaya dağılmasını sağladı ya da güneş rüzgarlarının oluşturduğu erozyon atmosferi dağıttı. Başka bir iddia da gezegenin CO2‘i emdiği ve CO2‘in gezegende sadece karbonat halinde bulunması hakkında. Sanatçının gözünden güneş rüzgarlarıyla erozyona uğrayan Mars. Bu Mars’ın başına gelmiş olasıklardan sadece biri. Telif Hakkı: NASA Araştırmacılar tam olarak bu nedeni bulamasalar da MAVEN Uzay Aracı bilim adamlarına yardım edecek. Araç, bir Dünya yılında Mars’ın yörüngesine girecek. Eliptik bir yörüngede dolanacak olan araç Mars’ın yüzeyinde en yakın konumu 125 km ötede olacak. En uzak konumu ise gezegenden 6000 km ötede olacak. Bu inanılmaz konum değişimi MAVEN’e Mars atmosferi hakkında daha fazla bilgi toplamasına yardım edecek. MAVEN’in aletleri, atmosferde bulunan iyonları ve molekülleri takip edecek ve CO2 ve diğer moleküllerin akım yönleri de belirlenecek. MAVEN’den sorumlu baş araştırmacı Bruce Jakosky ve meslektaşları CO2‘in nereye gittiğini bulduktan sonra geriye yönelik CO2 tahmininde bulunacak. Araştırmacılara göre uzaya CO2 salınımı varsa MAVEN bunu belirleyecek. ‘Ne kadar?’ sorusu kadar önemli başka bir soru daha var: ‘Nasıl?’ Yaygın inanışa göre, manyetik alanın eksikliği Mars’ta kendini atmosferde gösteriyor çünkü gezegen güneş rüzgarlarına karşı korumasız. (Dünya’daki manyetik alan, Dünya’yı güneş rüzgarlarından koruyor.) Sadece yer yer bazı yerlerde bulunan manyetik alanlar gezegeni korumaya yeterli olmadığından atmosferi oldukça hassas. Bu nedenle de CO2 azlığının sebebinin güneş rüzgarları olduğu düşünülüyor. California Üniversitesi’nden David Brain ise bu düşünceye zıt başka bir iddia ortaya atıyor: ‘Bu ufak yerel manyetik alanlar Mars’ın atmosferinin yitirilmesinde önemli rol oynamıştır.’ Bu düşünceye göre, güneş rüzgarları ufak manyetik alanlarla karşılaşınca, manyetik alanlar bir ‘kabarcık’ oluşturacağına uzaya ilerlemiş ve beraberinde kayde değer bir atmosfer tabakasını götürmüş olabilirler. Mars atmosferi, güneş rüzgarları tarafından oldukça karmaşık bir sistemle kaybediliyor. MAVEN’de bunları tespit edebilecek 8 farklı alet var. NASA’nın Mars Global Surveyor Uzay Aracı’ndan alınan bilgiler bu teoriyi destekliyor ama daha kesin sonuçlar için araştırmacılar, MAVEN’in fırlatılmasını beklemek zorunda. Şu anda fırlatılma tarihi 2013 yılı olarak belirlendi. Bu görev, Mars’a ne olduğunu anlamakta büyük rol oynayacak. Ilık ve su dolu bir gezegenin nasıl ıssız ve kuru bir yere dönüştüğü anlaşılacak. İlgili Bağlantılar: APOD (Astronomy Picture of the Day) (Echus Chasma fotoğrafının yer aldığı NASA bünyesindeki her gün bir astronomi fotoğrafı yayınlandığı site) MAVEN (Mars Atmosphere and Volatile Evolution) (NASA Maven Uzay Aracı haberleri verdiği site) Science@NASA (David Brain’in iddiası hakkında makale) Kaynak: Science@NASA |
Haberler
22 Derece Buz Aylası
Atmosfer Optiği Semineri
05 Kasım 2009 günü Fizik Bölümü 3. kat Cavid Erginsoy Seminer Salonu’nda Atmosfer Optiği Semineri verilecektir. Seminer saati 18:00’dir. Semineri topluluk üyelerimizden Muhammed Raşid Tuğral verecek olup tüm gökbilim sevenleri dönemin üçüncü seminerine bekliyoruz.
Güneş Patlaması
| Bu patlama, 2009 yılının en aktif güneş lekesi olan ‘Güneş Lekesi 1029’un tahtını daha da sağlamlaştırdı. Sadece geçen hafta 10 tane C sınıfı güneş patlaması yaşatan ‘Güneş Lekesi 1029’ daha önceki 10 ayda yaşanan güneş patlamaları sayısını üçe katladı. Kaynak: SpaceWeather.com İlgili Bağlantılar: SOHO (SOHO Uzay Aracı’ndan alınan günlük Güneş resimlerinin gösterildiği site) |
Endonezya’daki Göktaşı
| Ufak bir atom bombasının enerjisiyle atmosfere giren ve patlayan göktaşı, sesiyle ve duvarları titretmesiyle insanları deprem korkusuyla dışarı döktü. Patlama, Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması Örgütü’nün (Comprehensive Nuclear-Test-Ban Treaty Organization – CTBTO) sensörleri tarafından yere düşmeden 10000 km önce farkedildi. Patlama yaklaşık 50 kton TNT’ye eşdeğer bir büyüklükte. Bu da 2. Dünya Savaşı çağından kalma atom bombalarından 2 kat daha güçlü. Dünya’ya çarpmadan önce farkedilmeyen göktaşı, gökbilimcileri şaşkına çevirdi. Dünya’ya yakın göktaşlarının istatiksel verilerine göre böyle bir göktaşı Dünya’ya 2 ile 12 yıl arasında bir zaman zarfında çarpıyor. Araştırmacılar, bu göktaşından çıkacak bilgilerin çok önemli olduğunu vurguluyor. Kaynak: SpaceWeather.com İlgili Bağlantılar: Youtube (Endonezya Haberleri’ne konu olan göktaşı hakkında video) |
Orionid değil Iridium
| Avcı Göktaşı Yağmuru (Orionidler) hâlâ etkisini sürdürüyor. Dün gece için saatte 25 tane kayan yıldızın görüldüğü göktaşı yağmurunda bu gece sayının daha da azalması bekleniyor. Eğer ışık kirlilğinin oldukça etkili olduğu bir bölgedeyseniz gece boyunca sayabileceğiniz kayan yıldızların sayısı 5’i geçmeyecektir. Göktaşı yağmurunu izlemek için beklerken bir şeyin yavaşça parlayıp, inanılmaz parlaklığa ulaştığını ve daha sonra da söndüğünü görüyorsunuz. Bu bir kayan yıldız mıydı? Yoksa bir UFO mu? diye düşünmeye başlıyorsunuz. Sorunun cevabını biz biliyoruz: Bu bir İridium parlaması. |
| Iridium uyduları uydu telefonlarının çalışması için kullanılan haberleşme uydulardır. Uyduların sayısı projenin geliştirme aşamasında 77 olarak planlandığı için onlara bu ad verilmiştir (iridium’un atom numarası 77’dir). Bu uyduların amatör gökbilimde önemli bir yeri vardır. Uydulardan her birinin 3 tane alüminyum antenleri bulunmaktadır ve bu antenlerden biri uygun açıya geldiğinde Güneş’i öyle bir yansıtır ki uydunun parlaklığı Venüs’ten 100 kat, en parlak yıldız Akyıldız’dan (Sirius) da 2000 kat daha parlak hâle gelebilmektedir.Fotoğrafta görülen -8. kadirden İridium parlaması 2. kadirden Kutup Yıldızı’nın hemen üzerinde yer alıyor. Parlaklık karşılaştırmasını biz size bırakıyoruz. Siz de bu muhteşem uydulardan bir tane gözlemek isterseniz tıklayın. |
Galileo Geceleri
23 – 24 Ekim 2009 tarihlerinde düzenlemiş olduğumuz ‘Galileo Geceleri’ yoğun katılımla gerçekleşti. 3 teleskopla o anda gökyüzünde -2 kadire kadar yaklaşan Jüpiter, M31 adıyla da anılan Samanyolu’na en yakın gökada olan Andromeda ve hilal evresinde olan Ay gözlemlenirken projektörden gökbilimle alakalı belgeseller gösterildi, teleskoptaki görüntüler gösterildi. Ödüllü yarışmalardan ise bir çok kişi soruları doğru cevaplandırarak ödüller kazandı.

Spirit’i Kurtarma Görevi
| Takımdaki mühendisler geçen hafta kontrol merkezinden uzakta bir yerde bir kum havuzu içinde bulunan aracı Spirit’in durumunu simüle ederek yönlendirmeye çalıştılar. Her bir sürüş komutunu sadece test aracından yollanan fotoğraflar ve diğer sinyaller ile değerlendirerek tıpkı Mars’da bulunan araçları kontrol ettikleri gibi test aracını da o şekilde kontrol ediyorlar. Takım yöneticisi John Callas; testin daha çok uçuş testleri şartlarında olduğu gibi, yani takımın aracı görmeden sadece araçtan gelen sinyalleri değerlendirerek gerçek kurtarma operasyonu esnasında karar verme kabiliyetlerini test edebilmeleri amacı ile yapıldığını söylüyor. Test 12 Ekim’de başladı ve 5 gün sürdü. Spirit yaklaşık 5 yıldır görev yaptığı Mars yüzeyinde Troy isimli bir bölgede toz havuzuna takılıp kaldı. Peki, Spirit bu duruma nasıl geldi? Spirit geçtiği toz yığını bölgesinde yavaş yavaş toza battı ve tekerlerin patinaj yapması ile toz havuzuna gömülmeye başladı. Bu yüzden yüzeydeki başka bir cisimde aracın altına sürtüyor. Takım son test sonuçlarından gelen bilgiyi değerlendirerek Troy bölgesinden kurtulma olasılıklarını değerlendiriyor.Hızlılık testinden gelen son bilgileri takiben yeni bir gözden geçirme olacak ve herşeyden bağımsız bir kurtarma planı oluşturulacak. Muhtemelen bu da ekimin sonlarını bulacak. Son hazırlıklar ve plan oluşturulduktan sonra ihtimalle 2 hafta içinde Spirit bulunduğu durumdan kurtulmak için hareket etmeye başlayacak. Spirit 5 aydır kaldığı bölgede zamanını, çevresini incelemekle ve altındaki toprağın yapısını inceleyerek geçiriyor. Eylül ayı içinde operasyonları engelleyen yeni bir arıza doğdu. Aracın tabak şeklindeki yüksek frekans antenini çeviren motorun frenleri düzgün şekilde çalışmıyor. Arıza ile ilgili takım, benzer iş stratejisi geliştiriyor. Daha önceki durumlardan faydalanarak o anki durumu kontrol ediyorlar. İlgili Bağlantılar: Mars Araştırma Görevleri (NASA’nın Mars’taki araştırma araçlarının haberleri verdiği site) Kaynak: Universe Today |
Avcı (Orionid) Göktaşı Yağmuru
Avcı (Orionid) Göktaşı Yağmuru bu gece en etkin seviyeye ulaşıyor. Halley Kuyrukluyıldızı’nın arkasında bıraktığı toz parçalarının neden olduğu göktaşı yağmurunda saçılma noktası Avcı Takımyıldızı olduğu için göktaşı yağmuru bu isimle anılıyor.
Normal yıllarda saatte 10-20 adet kayan yıldızın görüldüğü göktaşı yağmurunda bu sene daha fazla kayan yıldızın görülmesi tahmin ediliyor. Kayan yıldızları seyretmek için en uygun vakit ise sabah Güneş doğmadan önceki saatler. Saatini zi 4:00’a kurun ve hava aydınlanıncaya kadar gökyüzünün her hangi bir bölgesini seyredin. Mümkün olduğu kadar şehir ışıklarından uzaklaşmaya çalışın. Uzaklaşma imkânınınz yoksa bile -Jefferson Teng’in Şangay’dan çektiği fotoğraftaki gibi – parlak kayan yıldızları şehir içinden rahatlıkla görebilirsiniz.