Katkı sağlayanlar: Tuğba Uçar, Çağıl Benibol, Seda Baştürk
Bir grup yıldız çocuğu olarak, Aldebaran’ın Ay’ın arkasına geçeceğini öğrendikten sonra gözlem ve fotoğraf çekme planı yapmaya koyulmuştuk. Işıklardan uzakta ve ufku görecek bir gözlem noktası bulmak iyi olacaktı, biz de heyecanla, Tuğba’nın makinesi ile Çağıl’ın tripodu ve efsane telelensini kapıp kaşif Seda’nın önerdiği karanlık bölgeye gitmeye karar verdik. Çağatay gözleme gelemese bile mesajla bize durum raporu vermeye devam etti, Aldebaran’ın tam örtüleceği zamanı saliyesine kadar yazdı. Çağrı’nın da kendisi olmasa bile gönlü bizlerleydi. Seda keşke dürbün olsaydı diye hayıflanıyordu. Sabahtan beri bir şey yememiş olan Çağıl’la sandviçini paylaşan Tuğba da telelensle bir takım denemeler yapıyordu. Çağıl makine başında ayarları değiştirip sürekli bu gökyüzü olayını fotoğraflıyordu. Vakit yaklaşıyordu, örtülmeye az bir zaman kalmıştı. Yıldız çocukları ara sıra gelip giden arabaların farlarına söyleniyorlardı çünkü gözleri karanlığa ancak alışmıştı. Kaşif Seda “Ormana gidelim demiştim size işte, 15-20 metre yürürdük.” diyordu. Lakin Çağıl ve Tuğba halihazırda kurulu olan tripod ve makinayı ormana götürecek ve ayarlayacak vaktin olmadığını düşündüler. Vakit daralıyordu Aldebaran ve Ay gittikçe yaklaşıyordu. Kaşif Seda bir koşu dürbününü almaya yurda gidip geldi ve bu zaman aralığında Çağıl ve Tuğba fotoğraf çekmeye devam etti. Sonunda Seda dürbünüyle gelmişti ve tek tek herkes dürbünle iki gökcisminin yaklaşmasını izledi. En sonunda o an geldi çattı ve Aldebaran’ın Ay’ın arkasına doğru geçerkenki anı Çağıl pür dikkat fotoğrafladı…