18 Mart 2025 Salı saat 18.07, Ekrem İmamoğlu ve aralarında Galatasaray Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aylin Ataay’ın da bulunduğu 27 kişinin diploması, günümüz kuralları gerekçe gösterilerek 30 yıl geriye dönük şekilde iptal edildi. Ertesi sabah 7.30 sularında İmamoğlu’nun göz altına alındığı haberiyle halen devam etmekte olan sürecin fitili ateşlenmiş oldu.
Bu yazının temel amacı olabildiğince tarafsız bir şekilde ODTÜ öğrencileri olarak yaşadıklarımızı kamuoyuyla paylaşmak. Öncelikle bizler bu vatanın evladı, bu vatanın birer özüyüz. Yaptığımız eylemlerin ve sorgulamalar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sı Madde 34 “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” gereğince suç teşkil etmemelidir.
Bizler, ülkemizde bizlere dayatılmaya çalışıldığını düşündüğümüz haksızlıklar ve bu haksızlıkların baskı ve şiddet yöntemleri ile pekiştirilmesi durumunu sorgulamaktayız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak anayasamızın bizlere sağladığı dördüncü madde çerçevesinde yer alan “ Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. ” tanımının hükümet tarafından sürdürülemediğini ve ülkenin, iktidar sahipleri tarafından kendi çıkarları doğrultusunda kullanıldığını düşünüyoruz.
Atatürk’ün Cumhuriyet’i emanet ettiği Türk gençliği olarak sesimizi yükseltme ihtiyacı içerisine girmiş bulunmaktayız. 19 Mart 2025 günü ODTÜ içerisinde başlayan eylemler ve gösteriler hiç kimse tarafından bizlerden talep edilmemiş olup bizler sahip olmamız gereken hak, hukuk ve adaletin tekrar elde edilmesi için gösterilerimizi sürdürmekteyiz.
Bu süreç içerisinde yaşanılan olaylar ise şu şekilde ilerlemektedir. 19 Mart Çarşamba akşamı başlayan eylemler herhangi bir direniş, taşkınlık gösterilmeden sadece anayasal hakkımızı kullanarak devletin bize sağlayamadığını düşündüğümüz adaleti aramak için ODTÜ doğu yurtlar bölgesinde başlayarak, Ankara içerisinde hakkını arayan diğer vatandaşlarla Kızılay Meydanı’nda buluşmak üzere okulumuz A4 kapısından başlayarak 100. Yıl işçi blokları üzerinden Dumlupınar Bulvarı’na ulaşan bir güzergahta hareket etmekteydik. Yolun önemli bir bölümünde polislerle karşılaşmamışken Söğütözü’nde birkaç yolun kapatılarak Söğütözü köprüsünün altında durdurulduk. Bu nokta gerek kapalı alan olması gerek gelebilecek destekler için açık olmasıyla özel olarak seçildiği şüphesi taşıyan bir konumdu. Bugün karşılaştığımız başlıca sorunlar yakın mesafeden üzerimizde kullanılan biber gazı spreyi ve TOMA’larla verilmek istenen gözdağıydı.
20 Mart Perşembe günü talep ettiğimiz hakkın bizlere sağlanmamasının devamı üzerine okulumuz içerisinde tekrar bir gösteri çağrısı yapıldı. Bugün içerisinde ODTÜ öğrencileri olarak Ankara Kızılay meydanına doğru bir yürüyüş eşliğinde gösterimizi gerçekleştirme hedefindeydik. Fakat gösteri sırasında yapılmış herhangi bir taşkınlık şiddet ve terörizm olmamasına rağmen polis müdahalesi ile karşılaştık. Biber gazı, plastik mermi ve TOMA’lar ile yapılan bu sert müdahale neden yürüdüğümüzü ve yasal haklarımızın nasıl bir kez daha tehlike altına girdiğini bize hatırlatmış oldu. Bugün kullanılmış olan biber gazı, “CS gazı” ismi verilen ve memeli hücrelerinde klastojenik etkiye (anormal kromozom değişimi) sahip olabilecek (Gelecek nesillerde mutasyona yol açabilecek) niteliktedir.[1] Bu gazın kullanılmış olduğuna dair kanıtımız ise gösteriler sırasında çektiğimiz fotoğraflarda sabittir.
Bugün plastik mermi kullanıldığı gerçeği, çekilen fotoğraf ve videolara rağmen, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yalanlanmış olup dezenformasyona yol açmıştır.[2][3] yine bu gün içerisinde resmi olarak Ankara Valiliği tarafından bir engelleme kararı açıklandı. Bu karar, okul ve çevresine gelen herhangi bir toplu taşıma aracına izin verilmeyeceği ve okula yakın bölgelerdeki duraklarda yolcu indirilmeyeceği doğrultusundaydı.[4]
21 Mart Cuma: sürecin devamında ülkenin dört bir yanında başlayan hak, hukuk ve adalet arayışı sahip olduğumuz duruş ve başka üniversitelerdeki arkadaşlarımızdan aldığımız destek ile gösterilerimize devam etmeye çalıştık.21 Mart gününde yapılmaya çalışılan ve bir önceki günle paralellik gösteren Kızılay yürüyüşü engellenmeye çalışılmış olup ODTÜ öğrencileri kampüs içerisine hapsedilmek istendi.
Bugün içerisinde Ankara’da bulunan Hacettepe, Gazi, Ankara üniversitesi gibi birçok üniversiteden arkadaşlarımız bizlere destek olmak ve yardım etmek amacıyla toplanarak Kızılay üzerinden ODTÜ A1 (ana giriş) kapısına gelmiştir. A1 kapısında gösterdiğimiz dayanışma, biz gençlerin bu ülke için çabalarımızı göstermiş ve amacımızı belli etmiştir.
Bizler günlerdir süregelen bu durum karşısında da hakkımız olanı almaktan çekinmeyip direniş göstermiş bulunmaktayız. Aynı şekilde hem ülkenin devam eden süreci içerisinde hem de okulun ablukaya alınma çabaları üzerine bölümlerde ders ve sınavları boykot etme kararı aldık. Bu kararın da diğer kararlarımızda olduğu gibi bütün öğrenciler tarafından alındığını ve bizlerden kimsenin bir talepte bulunmadığı tekrardan dile getirmek istiyoruz.
23 Mart gününe geldiğimizde ise Okul çevresinde var olan polis ve kolluk kuvvetlerine ek olarak jandarma görevlendirmesi yapıldı.
Bu yazı içerisinde kısaca sizlere son bir haftada neler yaşadık ve nelerle mücadele halindeyiz, ODTÜ öğrencileri olarak tarafsız şekilde aktarmaya çalıştık. Birkaç son cümleyle yazının yorumunu ve yaşanılan olayların idrakini sizlerin vicdanına bırakıyoruz.
Bizler bu ülkenin vatandaşlarıyız. Dişimizi tırnağımıza takıp var olan eğitim sistemi içerisinde çabalayarak şu anda dünyada en başarılı üniversiteler sıralamasında ilk üç yüze girmiş bir okulda öğrenciyiz. Bizlerin tek derdi sahip olduğumuz hakların bizlerden alınmaya çalışılmasını engellemek. Bu doğrultuda gösterdiğimiz çaba ise yine var olan bir hakkımız. Bizler bu ülkenin geleceğini inşa etmekte rol oynayacak başarılı, istikrarlı ve hak hukuk gözeten insanlarız ve tek derdimiz de bu. Teşekkürler Orta Doğu Teknik Üniversitesi.