gokyuzu.org

Bir Kara Delikten Yayılan Görünür Işık İlk Defa Algılandı

Evinizde iyi bir teleskobunuz mu var? Bu yakın bir kara deliği gözlemlemek için ihtiyacınız olan tek şey. Astronomlar ilk kez yakınındaki bir yıldızdan madde yutarken görünür ışık patlamaları ortaya çıkaran bir kara delik gözlemledi.

Birkaç dakika veya bir kaç saat süren bu ışık parlamaları, Dünya’dan 7,800 ışıkyılı uzaklıkta olan Kuğu Takımyıldızı’ndaki bir kara delikte gerçekleşmiştir. İnanılmaz bir şekilde bazı parlamalar o kadar parlaktı ki ekip, amatör astronomların iyi bir 20-cm teleskopla bu palamaları gözlemleyebileceğini söyledi. Japonya’daki Kyoto Üniversitesi’nden astronom ve araştırmanın lideri Mariko Kimura, Space.com’dan Charles Q. Choi’ye ”Karadeliğin etrafındaki aktivitenin ilk defa optik ışıkla düşük parlaklıkta gözlemlenebileceğini öğrendik.” dedi. ”

Bu bulgular gösteriyor ki, yüksek spektrumlu X-ray ya da gamma-ray olmayan ortalama bir optik teleskopla karadeliğin etrafındaki fiziksel fenomin üzerinde çalışabiliriz.” Kara deliğe düştükten sonra ışık da dahil hiçbir şey ondan kaçamaz, ama gaz, toz ya da bütün bir yıldızın müthiş bir şekilde parçalanark yutulması olay ufkunun yanında bir toplanma diski oluşmasına neden olabilir. Bu diskler göreli jet denilen, sıcaklığı 10 milyon santigrat derece (18 milyon fahrenheit derece) ya da daha fazla olan ve gökada boyunca uzanan plazma akışlarını oluşturabilirler. Kimura ve takımı Kuğu takım yıldızındaki 26 yıllık durgunluktan sonra 15 Haziran 2015’de yeniden aktifleşen, aktif bir kara delik olan V404 Cygni üzerinde çalıştıklarında aşırı sıcaklığın kara deliğin toplama diskinin inanılmaz parlak olmasına neden olabileceğini gözlemlediler. İlk olarak Nasa’nın Swift uzay teleskobu tarafından algılanan olay, sonradan Japon araştırmacılar tarafından çağırılan Dünya’nın 26 farklı noktasındaki bilim insanlarının optik teleskoplarını V404 Cygni’ye çevirmeleriyle takip edildi. İki hafta boyunca astronomlar yeni aktifleşen, Dünya’ya bilinen en yakın kara deliklerden olan V404 Cygni tarafından oluşturulan ışık patlamalarını gözlemleyebildiler. Yakınındaki yıldızın kütleçekiminin ikisini çok yakınlaştırması ve kara deliğin uyanması – bütün yıldızın kara deliğin içine düşmesiyle ortaya çıkacak olan müthiş radyasyon patlamasından önce – yıldızın yüzeyindeki maddeyi şeritler halinde kendine çekmesine sebep oldu. Astronomlar bu olayda üretilen ışığın optik teleskoplarla ilk defa izlenebildiğine tanıklık ettiler.

Nature Today’de yayınlanan makaleye göre, ekibin hipotezi ışığın toplanma diskinin merkezinde oluşan X-ray’den kaynaklandığı, kara deliğin optik ışık yaymasına neden olan şeyin X-ray ışınlarının disk bölgesinden yayılıyor ve ısınıyor olduğu yönünde. Bu hipotezi doğrulamak için daha çok araştırma gerekse de, kara delikleri gözlemlek için yeni bir yolumuz olması – ve bu evlerindeki iyi bir teleskopla herkesin yapabileceği bir şey- ve kara delikler hakkında daha bir çok şey öğrenebilecek olmamız çok heyecanlandırıcı. ”Uluslararası gözlemsel bağlantı ağımız bu nadir olayı gözlemlememizi mümkün kıldığı için çok memnunuz.” dedi yazar Daisuku Nogami.

Çevirme İşlemi: Mina Meşe Kaynak: Science Alert

Kara Deliklerin Manyetik Alanları Tespit Edildi

Birçok insan kara delikleri kendisine fazla yaklaşan her şeyi içine çeken devasa süpürgeler olarak hayal eder. Fakat kara delikler bundan fazlasıdır. Galaksilerin merkezlerinde bulunan yüksek kütleli kara delikler, kendilerine çektikleri objelerin enerjisini yoğun radyasyona çeviren kozmik makinelerdir. Bu radyasyon sayesinde kara delik, etrafındaki tüm yıldızların toplamından daha parlak görünür. Eğer kara delik dönüyorsa o kadar güçlü enerji jetleri üretebilir ki, kara delikten fışkıran bu jetler binlerce ışık yılı uzaklıklara yayılıp bütün bir galaksiyi şekillendirebilirler. Bilim insanları bir süredir bu kozmik makinelerin manyetik alanlar tarafından güçlendiriliyor olabileceğini düşünüyorlardı. Tam da bunun üzerine, astronomlar ilk kez Samanyolu Galaksisi’nin merkezinde bulunan kara deliğin olay ufkunun dış bölgesinde manyetik alanlar tespit ettiler.

Yapılan araştırmaların sonuçları “Science” dergisinin 4 Aralık 2015 tarihli sayısında yayınlandı.Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi Başyazarı Michael Johnson konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Bu manyetik alanları anlamak çok kritik.Şimdiye kadar olay ufkunun yakınlarındaki manyetik alanları çözebilen olmadı.” Araştırma ekibinin başında olan ve aynı zamanda MIT’ nin Haystack Gözlemevi’nin yönetim kadrosunda bulunan Shep Doeleman ise şöyle ekledi: “Bu manyetik alanların varlığı daha önceden öngörülmüştü fakat bugüne kadar gözlemleyebilen olmamıştı.Çalışmalar sonucu elde ettiğimiz veriler, sağlam bir gözlemsel zemine dayanan ve on yıllar süren teorik bir çalışmanın ürünü.”

Çalışmalar sonucu elde edilen başarıya Event Horizon Teleskopu (EHT) kullanılarak ulaşıldı.(EHT, radyo teleskoplarından oluşan ve Dünya boyutunda dev ve tek bir teleskop görevini gören küresel bir ağdır.) EHT, daha büyük teleskopların daha detaylı bilgi sağlayabilmesiyle 15 mikrosaniyelik açılara kadar ölçümler yapabilecek.( Bir ark-saniye, bir derecenin 3600’de 1’idir. 15 mikro ark-saniye ise açısal olarak bir golf topunun Ay ile kıyaslanmasına denktir.) Bilim dünyası için -kara deliklerin evrenin en yoğun ve en gizemli objeleri olmasından dolayı- böylesi çözümler her daim gizemi çözme yolunda ihtiyaç niteliği taşımıştır. Neden ihtiyaç olduğu konusunda ise verilebilecek en somut örnek bizim galaksimizden: Samanyolu’nun merkezindeki Sagittarius A, Güneş’in 4 milyon katı ağırlıkta olmasına rağmen olay ufku yalnızca 8 milyon mil genişliğindeki bir alanı kapsar ki bu alan, Merkür’ün yörüngesinin kapladığı alandan daha küçüktür. Ayrıca, 25 bin ışık yılı uzaklıkta bulunmasından dolayı 10 mikro ark-saniye gibi inanılmaz küçük bir açıyla gözlemlenir. Neyse ki kara deliğin yoğun yerçekimi ışığı büker ve bu bükülme sayesinde olay ufku 50 mikro ark-saniye açıyla gözlemlenebilecek duruma gelir ki bu EHT’nin kolayca çözümleyebileceği büyüklükte bir açıdır.

EHT ekibi, 1.3 milimetre dalgaboyunda yaptığı gözlemlerle ışığın doğrusal olarak ne kadar polarize olduğunu ölçtü. Güneş ışığı Dünya’da kırılırken doğrusal olarak polarize olurken Sagittarius A’nın durumunda polarize olmuş ışık, manyetik alan çizgilerinin etrafında dönen elektronlar tarafından absorbe edilir.Bu durum manyetik alanın yapısı hakkında doğrudan bilgi verir.

Ekip, kara deliğin etrafındaki bazı bölgelerde bulunan manyetik alanların helezonik bir yapı gösterirken, diğer bölgelerde bulunan alanların çok daha düzenli bir yapıda olduğunu keşfetti.(Bu bölgeler büyük olasılıkla enerji jetlerinin üretildiği yerlerdir.) Aynı zamanda manyetik dalgaların 15 dakika gibi kısa bir zaman boyunca dalgalanmalar yaptığını da ortaya çıkardılar.

Gözlemler üç farklı coğrafi yerdeki astronomik imkanlar kullanılarak yapıldı. (Hawaii’deki The Submilliter Array ve the James Clerk Maxwell Telescop, Bishop/California yakınlarındaki the Combined Array for Research in Millimeter-wave Astronomy (CARMA) , ve Mt.Graham/Arizona’ daki the Submillimeter Telescop.) EHT’nin daha çok veri elde etmesiyle ilk defa bir kara deliğin olay ufkunu doğrudan görüntüleyebilme yolunda çok büyük bir başarı elde edilecek.

Doeleman’ın da ifade ettiği üzere, bu çalışmalardan elde edilen başarıyla beraber EHT ekibi astronominin önde gelen paradokslarından birini çözmeye bir adım daha yakın: Kara delikler neden parlak ?

Hazırlayan: Gamze Yüksel

Kaynak: Physics of Universe

İkizler Meteor Yağmuru ve Ondan Sağ Çıkma Yolları

Sevgili gökyüzü severler, yılın o sevdiğiniz zamanlarından birine daha gelmiş bulunmaktayız. İkizler meteor yağmuru tam hızla gezegenimize yaklaşıyor. Bu göksel şölene hazır mısınız? Tabi ki de hazır değilsiniz. Yani tam olarak hazır değilsiniz. Hazırsanız zaten bu yazıyı niye okuyorsunuz? Gidin ne işiniz varsa onu yapın ve beni yormayın burada. Hazır olmayanlar burada değil mi hala? Tamamdır güzel. Başlayabiliriz. Öncelikle biraz ikizler neymiş ondan bahsedelim. Daha sonra da nasıl sağ çıkacağımıza değineceğiz.

İkizler Meteor Yağmuru Neden Oluşur ve Adını Nereden Alır?

Her yıl dünyamız aralık ayında 3200 Phaethon adlı bir asteroidin yörüngesinden geçer. Her 1.43 yılda bir bu asteroid Güneş’e çok yakın bir mesafeden geçer ve yüksek derecedeki ısı onun parçalanıp ufalanmasını sağlar. İşte yıllık olarak bu zamanlarda da bu parçalar Dünya’nın atmosferinin üst katmanlarına isabet ederek bu meteor yağmurunu oluştururlar.

Peki, adı neden ikizler? Bir meteorun gidiş yönünü geriye doğru takip edin, göreceksiniz ki radyantı Ikizler Takımyıldızına doğru olacaktır. İşte size sorunuzun cevabını buldunuz.

İkizler meteor yağmuru ne zaman olacak?

Zirve zamanları 13-14 Aralık zamanı olması bekleniyor. 12 ve 15 Aralığı da deneyebilirsiniz. Mümkün olduğunca ışık kirliliğinin az olduğu şehir dışı yerlere gitmeniz daha iyi olur. Böylelikle daha çok meteor görebilirsiniz. İzlemek için en iyi zaman nedir? En çok meteoru zirve zamanlarında görebilirsiniz. Fakat gece olmadan pek bir şey görebileceğinizi düşünmeyin. Onun dışında en fazla meteoru saat gece 2 gibi izleyebilirsiniz. Zaten ay da erken batacağı için gökyüzü daha karanlık olacaktır. O yüzden keyfini çıkarın.

En iyi nasıl izlenir?

Şöyle ışık kirliliğinin az olduğu ıssız bir yere gittiniz, güzelce kuruldunuz ve düşünüyorsunuz: Tamam buraya kadar geldik de teleskop falan mı alaydık yanımıza acaba? Öyle bir gözlem aletine falan ihtiyacınız yok, gözünüz gözlem için yeterli. Zaten bu meteorlar aydınlık olduklarından görmülmesi çok kolay, sarımsı bir renkte görünecekler. Her saat başı 50’den fazla meteor görmeniz olası. Şehirden dışarı çıkamadıysanız da telaşlanmayın. Yine bu sayıya yakın miktarda meteor görebilirsiniz ama o kadar iyi gözükmeyebilir.

Nasıl sağ kalınır?

Şimdi sağ kalmak biraz lafın gelişi. Umarım apokaliptik bir senaryo falan düşünmemişsinizdir. Kafanıza meteor falan gelmeyecek. Saçmalamayın lütfen. Benim bahsettiğim sağ kalma soğuktan sağ kalmak. Bir amatör astronomun en büyük üç düşmanı vardır: Bulutlar, ışık kirliliği ve soğuk. Bu muhteşem üçlü ezelden beridir bizle uğraşmayı bırakmadı. Onlardan korunmanın çeşitli yollarını bulduk. Işık kirliliği için kırsal alana gidiyoruz. Bulutlar için bir çözüm bulamadık. O en büyük düşmanımız. Soğuk ise onun sağ kolu ama ona birkaç çözümümüz var.

Düşünün karar verdiniz, gözleme gideceksiniz. Ama dışarısı Alp Dağlarından hallice. Yanınıza neler almalısınız?

1)Mont

2)Şapka, bere, vs.

3)Eldiven

4)Bot

5)Mat

6)İçlik

7)Fener

8)Çakı ( lazım olma ihtimaline karşı)

9)Çadır (geceyi geçirmek istiyorsanız) [Editorun notu: Astronom uyumaz!]

10)Uyku tulumu (ısınma aracı + solucan cosplayi)

11)Yemek ( Aç astronom oynamaz) [Editorun notu: Astronom acıkmaz!]

12) En önemlisi ve de sonuncusu arkadaşlar. ( Güzel bir sohbetsiz gözlemin zevki çıkmaz)

Hazırlayan: Ataberk Teknekaya

Kaynak: Earth Sky

BİLİM İNSANLARI YILDIZ YUTAN BIR KARA DELİĞİN IŞIMASINI GÖZLEMLEDİLER

Johns Hopkins Üniversitesi bilim insanları önderliğindeki uluslararası bir astrofizikçi topluluğu, ilk kez bir yıldızın karadelik tarafından yok edilmesine, neredeyse ışık hızında giden bir miktar maddenin parlayarak fırlamasına ve kara delikten kaçmasına tanık oldu. Hubble çalışanı olan Sjoert van Velzen, Science dergisinde yayımlanan çalışmasında, neredeyse Güneş boyutlarındaki bu yıldızın kalıntılarının alışılmış yolunu izleyerek yer çekiminin etkisiyle büyük kütleli kara deliğin içine doğru kaydığını ve kara delik tarafından emildiğini belirtti. Van Velzen ayrıca ”Bunun gibi olaylar aşırı derecede nadirdir.” dedi. ”Bu olay sayesinde ilk kez, bir yıldızın yıkımının ardından oluşan- jet olarak da adlandırılan- konik fışkırma tamamıyla gözlemlenmiş oldu ve bu olayı başlangıcından beri, aylardır izliyoruz.” dedi.

Kara delikler o kadar yoğundurlar ki, dayanılmaz yer çekimi gücü madde kaçışını engeller, gazlar hatta ışık bile kaçamaz ve onların görünmelerini engelleyerek uzayın yapısında bir boşluk etkisi yapar. Astrofizikçiler kara deliklerin büyük miktarlarda gazdan ya da bu durumdaki gibi bütün bir yıldızdan zorla beslenmesinin, hızlı hareket eden bir jet plazmasının -manyetik alandaki parçacıklar- kara deliğin kenarından-olay ufku-kaçabilmesine olanak sağlayabileceğini tahmin ediyor. Bilim adamları bu çalışmanın bu tahminin doğruluğunu desteklediğini söylüyor. Van Velzen ”Benimkiler dahil olarak, bu jetlere kanıt bulmak için yapılan önceki çalışmalar oyuna geç kaldı.” diyor,ABD,Hollanda ve Büyük Britanya’daki 13 diğer bilim adamının çalışmalarını analiz ve koordine eden van Velzen.

Büyük kütleli kara deliklerin -en büyük kara delikler- en büyük kütleli galaksilerin merkezinde bulunduklarına inanılıyor. Ancak bu tek örnek şu teoriyi yalanlıyor; büyük kütleli kara delik spektrumundaki bu parlak son, yalnızca Güneş’in yaklaşık bir milyon katı kütlesindeki bir kara deliğe ait ancak yine de bir yıldızı yiyecek güce sahip. Bir yıldızın yok oluşuyla ilgili yapılan ilk gözlem Ohio State Üniversite’sinden Hawaii’deki optik bir teleskobu kullanan bir grup tarafından yapılmıştı. Bu grup keşiflerini 2014 Aralıkta Twitter’dan duyurmuştu.

Van Velzen olaya dair yazıyı okuduktan sonra, Büyük Britanya’daki Oxford Üniversitesi’ndeki Rob Fender tarafından yönetilen bir grup astrofizikçiyle iletişime geçti. Bu grup olayı olabildiğince hızlı takip edebilmek için radyo teleskopları kullandılar ve olayı tam zamanında yakalamayı başardılar. Bittiğinde, uluslararası bir takım uydulardan gelen verileri aldı ve x-ray, radyo ve optik sinyalleri toplamış olan yer tabanlı teleskoplardan gelen verileri birleştirerek, olayın çarpıcı bir çok-dalga boylu portresini oluşturdular. Bunun yapılması, konu alınan galaksinin Dünya’dan önceden çalışanların yıldızın yıkımından sonra gelişmekte olan jete bakışından daha yakından bakma olanağı sağlamıştır. Diğerleri en az 3 katı uzaklıkta olan bu galaksi yaklaşık 300 milyon ışık yılı uzaktadır. Bir ışık yılı -9.461 trilyon kilometre- 5.88 trilyon mildir. Uluslararası ekibin ilk adımı kurallara aykırı olan olasılığı değerlendirmekti.Işık, kara delik bir maddeyi emerken oluşan, eskiden oluşmuş geniş dönen bir kütle olan, toplanma diski de denilen bölgeden geliyordu. Bu tuzağa yeni düşmüş bir yıldızın galaksisinden gelen ışık seviyesinin ani yükselmesini onaylıyordu.

Van Velzen ” Bir yıldızın kara delik tarafından imha edilişi çok güzel bir şekilde karmaşık ve anlaşılmaktan çok uzaktadır.” ve ” Bizim gözlemlerimize göre,yıldızın enkazının akışları düzenli oluyor ve jeti daha hızlı hale getiriyor ki bu bu olayların tam bir teorisinin inşası için önemli bir başlangıç.” demiştir. Van Velzen geçen sene doktora tezini büyük kütleli kara deliklerin jetleri üzerine çalıştığı Hollanda’daki Radnoud Üniversitesi’nde yaptı. Tezinin son satırında bu olayları 4 yıl içinde keşfetmeyi umduğunu ifadeetmişti, ancak bu keşfi yapması yalnızca bir kaç ay sonra oldu.

Van Velzen ve ekibi bu şanssız yıldızı radyo sinyalleriyle avlayan tek takım değildi. Harvard Üniversitesi’nden bir grup Yeni Meksika’daki radyo teleskoplarıyla aynı kaynağı gözlemledi ve sonuçları internetten açıkladı. İki grup da Kasım’da Kudüs’te yapılan bir toplantıda sonuçlarını sundu. Bu grupların birbirleriyle yüz yüze ilk tanışmaları olmuştu. ”Tanışma yoğun ve gergindi ama bu kaynak konusundaki fikirlerin takası oldukça verimliydi.” ve ”Hala iyi geçiniyoruz, açıkçası ben rakip grubun lideriyle Lut Gölü’nün kıyısında uzun bir yürüyüşe bile gitmiştim.” dedi ven Velzen.

Çevirme İşlemi: Mina Meşe

Kaynak: Science Daily

SATÜRN VEYA JUPITER 5. BİR GAZ DEVİNİ GÜNEŞ SİSTEMİ’NDEN DIŞARI ATMIŞ OLABİLİR Mİ?

Araştırmacılar, Jupiter’in Güneş Sistemi’ndeki başka bir gezegeni sistemin dışına itmiş olabileceğini düşünüyorlar.

Söz konusu olan durum, gezegenler arası satranç oyunu gibi bir şey.Toronto Üniversitesi astrofizikçileri yaklaşık dört milyar yıl önce Güneş Sistemi’ndeki başka bir gezegenle Jüpiter’in çarpıştığını buldular.

Güneş Sistemi’nin oluşumu sırasında beşinci bir dev gaz gezegeninin varlığı(Jüpiter,Satürn,Uranüs ve Neptün bugün bildiklerimiz) 2011 yılında ortaya atılmıştı.

Peki bu beşinci gezegen Güneş Sistemi’nden dışarıya nasıl çıktı?

Yıllardır bilim insanları, bu gezegeni Satürn’ün ya da Jüpiter’in dışarı çıkardığını düşünüyorlardı.

The Astrophysical Journal’da çıkan araştırmanın baş yazarı olan, Toronto Üniversitesi Astronomi ve Astrofizik bölümünden Ryan Cloutier “Kanıtlarımız Jüpiter’i işaret ediyor.” Açıklamasında bulunuyor.

Gezegenin dışarıya çıkışı, gezegenlerin yaklaşması sonucu objelerden birinin hızlanıp Güneş’in çekiminden kurtulmasıyla gerçekleşmektedir. Fakat geçmişte yapılan ve dev gezegenlerin birini sistemdem çıkarabileceklerini destekleyen daha önceki çalışmalar, böyle şiddetli karşılaşmaların uydular gibi daha küçük cisimler üzerine etkisini göz önünde bulundurmuyordu.

Bu nedenle, Cloutier ve arkadaşları dikkatlerini uydulara ve onların yörüngelerine çevirdiler. Jüpiter ve Satürn çevresindeki düzenli uydulardan Callisto ve Iapetus’un günümüzdeki yörüngelerini bilgisayar simülasyonunda geliştirdiler. Bu sayede, bu uyduların yörüngelerinde oldukları gezegenlerin olası bir dışarı atma olayından sorumlu olmaları durumlarında, uyduların ilk durumdaki yörüngelerinde neden olmuş olabilecekleri değişimleri incelediler.

Scarborough Toronto Üniversitesi’nde Gezegen Bilimleri Merkezi’nden mezun olan Cloutier, “Sonuç olarak; Jüpiter’in, beşinci bir gaz devini dışarı itmiş olabileceğini ve bu sırada Callisto’nun yörüngesinde bir uydu tutmuş olabileceğini keşfettik.” Açıklamasında bulundu ve “Öte yandan, bu zorlu süreci gerçekleştirmek Satürn için gerçekten zor olurdu ve Iapetus’un bugünkü düzenli yörüngesine girmesi mümkün olmayabilirdi. ” Diye ekledi.

Çevirme İşlemi: Nuray Başaran

Kaynak: Science Daily

Jüpiter Bize Çok Yakın

Eylül ayının başlarında bütün bir akşam boyunca gökyüzünde görmeye başladığımız Jüpiter gezegeni, 20 – 21 Eylül gecesi bize en yakın konumuna ulaşacak.

Jüpiter, gökyüzünde bulunduğu sürece birçok yıldızdan ve gökcisminden hep daha parlak olmuştur; ancak son zamanlarda biraz daha parlak olması da gözden kaçmamaktadır.

Dev gezegen, 20 – 21 Eylül gecesinde 1963 ve 2022 yılları arasındaki diğer konumlarından daha yakın bir konuma ulaşacak. Bu sırada Dünya’dan yaklaşık 592 milyon kilometre (368 milyon mil) uzaklıkta bulunacak ve -2.9 kadir parlaklığında olacak.

Jüpiter, Güneş’in batmasıyla beraber doğu ufku üzerinde yükselmeye başlıyor ve parlaklığı sayesinde onu gökyüzünde bulmak çok kolay. Dürbün veya küçük bir teleskopla bile koyu-renkli kuşaklarını, Büyük Kırmızı Lekesi’ni ve dört büyük uydusunu (Gelileo uyduları) rahatlıkla görebilirsiniz. Orta ve büyük teleskoplarla ise, bunların yanı sıra, daha küçük lekeleri ve bulutların oluşturduğu girdapları gözlemlemeniz mümkün.

Jüpiter’in yanı sıra bize en yakın konumuna ulaşan bir gezegen daha var: Uranüs. Gezegen, Jüpiter’den 5 kat daha uzakta ve daha soluk. 5.7 parlaklığındaki gezegeni çıplak gözle görmek zorken, dürbün veya küçük teleskoplarla görmek mümkün.

Uranüs’ü gökyüzünde bulabilmek için Jüpiter’den yararlanılabilir; öyle ki, Uranüs, Jüpiter’in yaklaşık 1 derece uzağında yer alıyor ve mavimsi-yeşilimsi rengiyle ve yuvarlaklığı nedeniyle yıldızlardan kolayca ayırt edilebilir.

Dünya’mızın uydusu Ay da o gece gökyüzündeki yerini alacak.

Kaynaklar: Science@NASASky&TelescopeEarthSky

Jüpiter Artık Akşam Gökyüzünde

Güneş Sistemimizin dev gezegeni Jüpiter’i uzun bir aradan sonra tekrar akşam gökyüzünde gözlemleyebileceğiz.

Görüntüde Jüpiter gezegeninin üzerinde, koyu renkli kuşaklar ve Kırmızı Büyük Leke görülüyor. (Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : NASA

Bir süredir Güneş’in doğmasına yakın veya gece yarısı gözlemlediğimiz Jüpiter, önümüzdeki akşamlarda Güneş’in batmasıyla birlikte doğu ufkundan yükselmeye başlıyor.

Hem profesyonel hem de amatör gökbilimcilerin yıllardır gözlemekte olduğu bu dev gezegeni, doğu ufku üzerinde, akşamın ilk saatlerinde fark etmeniz çok kolay; çünkü şu sıralarda -2 ve -3 kadir arasında parlaklıkta ve gökyüzündeki Venüs gezegeni dışındaki diğer gök cisimlerinden ve yıldızlardan daha parlak durumda.

Çıplak gözle kolaylıkla görebileceğimiz gezegenin, bir dürbün veya 6-7 cm.lik açıklığa sahip bir teleskopla, üzerindeki koyu renkli kuşakları, Kırmızı Büyük Leke’yi (Great Red Spot) ve Galileo olarak adlandırılan dört uydusunu görebilirsiniz. Yani 17. Yüzyılın başlarında İtalyan gökbilimci Galileo Galilei’nin küçük teleskopu ile yaptığı gözlemleri yapabilirsiniz.

27 Ağustos’ta Mars

Yıllardır ağustos ayında özellikle de 27 Ağustos’ta Mars’ın dolunay kadar büyük görüneceği ve bugün hayatta olan hiçbir kimsenin bu olayı tekrar göremeyeceği söylentileri etrafta dolaşır. Ve şu günlerde de yine bu yönde haberler etrafta dolaşmaktadır. Ancak bunların gerçekle hiçbir ilgisi yoktur.

Gerçek olan şudur ki; Mars, 27 Ağustos 2010’da Dünya’dan yaklaşık olarak 314 milyon kilometre uzaklıkta bulunacak ve günbatımından sonra batı ufkunda ‘ortalama parlaklıktaki küçük bir kırmızı yıldız’ gibi parlıyor olacak. Eğer yerini tam olarak bilmiyorsanız, onu gökyüzünde bulmanız bile zor olacaktır.

2003 Ağustos’ta Mars, 60.000 yıl içindeki en yakın konumda. Buna rağmen, gezegen parlak bir yıldıza benziyor ve dolunay kadar büyük değil. (Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : John Nemy & Carol Legate of Whistler, B.C.

Peki, bu söylentiler nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? 2003’te Mars beklenmedik oranlarda büyüklüğü artmıştı. Aynı yılın 27 Ağustos günü Mars, Dünya’ya 60.000 yıl içindeki en yakın konuma (56 milyon kilometre) gelmişti. O gün insanlar, Mars’ın üzerindeki yanardağları, kıpkırmızı ovaları ve parlayan kutup buzullarını görmek için teleskoplarına sarıldılar. Aslında gözlemledikleri Mars, dolunay evresindeki Ay’dan 75 kat daha küçüktü.

Bazı insanlar bunu, ‘Eğer Mars, Ay’dan daha küçükse, Mars’ı 75 kere yakınlaştırdığımızda Ay’ın büyüklüğüne eşit olması gerekir.’ şeklinde açıkladılar. Ardından “75 kere yakınlaştırıldığında, Mars çıplak gözle Ay kadar büyük görünecek.” açıklaması, insanlar arasında e-postalarla “Mars, çıplak gözle Ay kadar büyük görünecek.” söylentisine dönüşerek hızla yayılmaya başladı. Bunun bir yanlış anlaşılma ya da ihmal olduğu söylenebilir.

27 Ağustos’ta ise Güneş battıktan hemen sonra batı ufku üzerinde parıldayan Venüs’ü hemen görebilirsiniz. Onun birkaç derece sağına doğru bakarsanız küçük, turuncu, yıldızımsı Mars’ı görebilirsiniz. Hatta daha iyi görebilmeniz için dürbün veya teleskop kullanmanız gerekli.

Gecenin ilerleyen saatlerinde ise Ay ve birkaç derece uzağında parlamakta olan Jüpiter’i gözlemleyebilirsiniz.

27 Ağustos 2010, gece yarısına doğru doğu ufku üzeri. (Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : EarthSky

İlgili bağlantılar:

Kaynaklar : Science@NASAEarthSkyBBC

Jüpiter’de Yeni Bir Parlama

Amatör gökbilimciler Anthony Wesley ve Christopher  Go birbirlerinden bağımsız bir şekilde 3 Haziran günü Jüpiter’in üzerinde parlak bir çarpışma gözlediklerinde bu tip olayların pek de az gerçekleşmediğine şahit olduk. 20 Ağustos 2010’da Japon amatör gökbilimci Masayuki Tachikawa, yaklaşık 15 cm.lik bir açıklığa sahip teleskopuyla Jüpiter’in üzerinde yeni bir parlama gözlemledi.

Amatör gökbilimci Masayuki Tachikawa 15 cm.lik açıklığa ve f/7.3 odak oranına sahip mercekli teleskopu ve bir webcam ile parlamayı (merkezin sağ yukarısında) görüntüledi. Kuzey yön görüntünün üst kenarı. Büyük Kırmızı Leke merkezin aşağısında ve uydusu Ganymede, Jüpiter’in diskinin sağ tarafında görülüyor. Telif Hakkı : Masayuki Tachikawa

Tachikawa 20 Ağustos günü TSİ 21.22’de parlamanın 2 saniyelik bir videosunu yakaladı. Parlama, Jüpiter’in Kuzey Ekvatoral Kuşağı’nın kuzey kıyısında meydana geldi.

Parlamanın haberi, Japonya Ulusal Astronomi Gözlemevi’ndaki gökbilimci Junichi Watanabe’ye ulaştı ve ayrıntılar ile görüntüleri yayınladı.

Bu parlamaya neyin neden olduğu bilinmiyor ancak bir uydunun parlaması değil. Tachikawa’nın parlamayı bildirmesinde sonra Aoki Kazuo’nun da bu parlamayı kaydettiği öğrenildi. Bu iki gözlemeci, birbirlerine yaklaşık 800 kilometre uzaklıkta bulunuyorlardı.

Tachikawa’dan bağımsız olarak alınan ilk görüntü Aoki Kazuo’dan geldi. Kazuo, parlamanın görüntüsünü 20 Ağustos 21.31’de aldı. Kuzey yön görüntünün üst kenarı. Telif Hakkı : Aoki Kazuo

Öte yandan Jet İtki Laboratuvarı’ndan (Jet Propulsion Laboratory) Glenn Orton, dünya çapında, gezegenin 7 gün 24 saat izlenmesi için Jüpiter-görüntüleyen teleskopların kurulması gerektiğini belirtti.

Kaynak : SkyAndTelescope

Bir Güneş Tsunamisi

Bir yıldan fazladır uykuya dalmış olan yıldızımız, sonunda kış uykusundan uyandı. Uzmanlar 2013’ün ortalarına kadar güneş etkinliği beklemiyorlardı. Ancak bu uyanışın işaretleri, bu etkinliğin açık bir kanıtı.

Birkaç gün önce Güneş, büyük bir püskürtü fırlattı. 1 Ağutos’ta, yörüngedeki uydular, oldukça büyük leke 1092’den püsküren büyükçe bir parlamaya şahit oldu. Bu patlamanın uzunluğu, C3’e (bir patlamanın gidebileceği en az uzaklık) kadar uzandı. Fakat hala, Güneş diskinden  saniyede 1.000 kilometrelik hızla yayılan koronal kütle atımları (Coronal Mass Ejection – CME) devam etmektedir. NASA’nın STEREO uzay aracının bir videosuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bu parlama meydana geldiğinde, NASA’nın yakın zamanda uzaya fırlattığı Güneş Dinamiği Gözlemevi (Solar Dynamics Observatory – SDO), bu manyetik etkinliğin aşırı ısınmış gaz ipliklerini nasıl oluşturduğunu izledi.  NASA’nın SDO uzay aracının bir videosuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bütün bu karmaşa Güneş’in Yer’e bakan tarafında gerçekleşti ve 3-4 Ağustos’ta kutuplara yakın bölgelerdeki gökyüzü tutkunları, renkli kutup ışıkları gösterileriyle eğlendi.

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) birlikte yürüttüğü Güneş ve Heliosferik Gözlemevi (The Solar and Heliospheric Observatory – SOHO) neredeyse 15 yıldır görevini sürdürüyor. TRACE uzay aracının 21 Haziran’da görevine son verilmesine rağmen,  NASA’nın hala SDO, STEREO, ve ACE (Gelişmiş Birleşim Kaşifi – Advanced Composition Explorer) gibi uzay araçları var

Bunlara ek olarak ise Japonya Havacılık Dairesi’nin Hinode uzay aracı da yüksek çözünürlüklü görüntüler almaya devam ediyor.

İlgili Bağlantılar:

  • SDO ( SDO uzay aracının NASA’nın internet sitesindeki sayfası)
  • STEREO (STEREO uzay aracının NASA’nın internet sitesindeki sayfası)
  • Hinode (Japonya Havacılık Dairesi’nin Hinode uzay aracının internet sitesi)

Kaynak : SkyAndTelescope