gokyuzu.org

5 Gezegen Bir Arada!

Önümüzdeki iki hafta boyunca 5 gezegeni aynı gökyüzünde görmeye hazırlanın!

Yıllar sonra ilk defa, çıplak gözle görülebilen gezegenler Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn’ü aynı zamanda görebileceğiz.

©SkyAndTelescope

Eğer gökyüzünü takip edenlerdenseniz uzun bir süredir akşamları bu 5 gezegenin hiçbirini göremediğimizi fark etmişsinizdir; çünkü tüm hareketlilik gündoğumunda önce olup bitmekte. Bir süredir beraber gördüğümüz Venüs ve Jüpiter’e, Mars ve Satürn de katıldı. Merkür’ün sabah gökyüzüne geçmesiyle de bu 5’liyi tek seferde görmek mümkün!

Birçok kaynakta bu 5’linin 20 Ocak ile 20 Şubat arasında görüleceği söylense de, ufka yakın seyreden Merkür’ü pratikte sadece önümüzdeki iki hafta görebileceğiz.

Yukarıdaki görselde gördüğünüz üzere Mars en yüksekte, (bize göre) onun sol aşağısında Satürn, hemen aşağısında içlerinde en parlak olanı, Venüs, onunda aşağısında ufuk çizgisine oldukça yakın Merkür ve Mars sağ tarafında bu dörtlüye biraz daha uzak kalan Jüpiter yer alıyor.

Özellikle Ocak ayının son  haftası Merkür’ü gözlemek için en iyi zaman. Giderek yükselecek ve parlaklığı aratacak. Daha sonrasında ise alçalmaya başlayacağı için görmek zorlaşacak.

Oldukça uzun zaman sonra bu 5 gezegeni görecek olmamız muhteşem bir şans. Bu şölene katılmak için yapmanız gereken şey, gündoğumunundan yaklaşık 1 saat önce güney ufkunu gözlemek. İhtiyacınız olan şeyler sadece gözleriniz ve açık bir gökyüzü.

Gökyüzünüz açık olsun! Kaynak: SkyAndTelescope

Güneş Sistemimizin Sınırında 9. Bir Gezegen Olabilir

Plüton için hala bir acı var mı? O dokuzuncu gezegenin boşluğunu içinizde hissediyor musunuz? Üzülmeyin. Çok uzakta olsa da o malum gezegen çok yüksek bir ihtimalle var ve acılarınızı dindirmeye geliyor. Caltech’teki bir araştırma ekibi potansiyel dokuzuncu gezegenimiz hakkında önemli ipuçları buldu. Bulunan verilere göre gezegenin kütlesi Dünya’nın kütlesinden yaklaşık 10 kat daha büyük ve Güneş’e uzaklığı ise Dünya’nın Güneş’e uzaklığından 200 kat daha fazla. Bu da demek oluyor ki Güneş etrafındaki dönme süresi yaklaşık olarak 15.000 yıl.

Dokuzuncu gezegen hala gözlemlenebilmiş değil ama Caltech’te bir araştırma görevlisi olan Mike Brown ve meslektaşları gezegenin varoluşunu Kuiper kuşağındaki altı cisme bağlıyor. Bu altı cismin her biri farklı hızlara sahip olmalarına rağmen Güneş etrafında aynı yönde olan eliptik yörüngelerde dönüyorlar. Bu durumun oluşması %0.07’lik bir ihtimal. Yani bu hareket rastgele olan bir şey değil. Bir cisim bu yörüngeleri etkiliyor olmalı.

Dokuzuncu gezegenin var olması aynı zamanda Kuiper kuşağında yer alan iki cüce gezegenin (Sedna ve 2012 VP 113) garip yörüngelerini de açıklıyor. Araştırma ekibi bu görüşü bir simülasyonda denediklerinde çıkan yörüngelerin, cüce gezegenlerin gerçek yörüngeleriyle birebir örtüştüğünü gördüler. Bir bakıma bir taşla iki kuş vurmuş oldular.

Brown ve diğer astronomlar gezegenin yörüngesinin haritasını çıkartmış bulunmaktalar ama gerçek yerini hala tespit edebilmiş değiller. Fakat kim bulursa bulsun sevineceklerini belirtiyorlar. Zaten bu yüzden araştırmalarını yayınlamayı tercih etmişler. Gezegenin beş yıl içerisinde bulunacağı öngörülüyor.

Yazarın notu: Türkiye’den birisi bulursa Özplüton desin. Bütün astronomi camiasını trollemiş oluruz.

Haberi Hazırlayan: Ataberk Teknekaya Kaynak: Space & New Scientist

Bir Kara Delikten Yayılan Görünür Işık İlk Defa Algılandı

Evinizde iyi bir teleskobunuz mu var? Bu yakın bir kara deliği gözlemlemek için ihtiyacınız olan tek şey. Astronomlar ilk kez yakınındaki bir yıldızdan madde yutarken görünür ışık patlamaları ortaya çıkaran bir kara delik gözlemledi.

Birkaç dakika veya bir kaç saat süren bu ışık parlamaları, Dünya’dan 7,800 ışıkyılı uzaklıkta olan Kuğu Takımyıldızı’ndaki bir kara delikte gerçekleşmiştir. İnanılmaz bir şekilde bazı parlamalar o kadar parlaktı ki ekip, amatör astronomların iyi bir 20-cm teleskopla bu palamaları gözlemleyebileceğini söyledi. Japonya’daki Kyoto Üniversitesi’nden astronom ve araştırmanın lideri Mariko Kimura, Space.com’dan Charles Q. Choi’ye ”Karadeliğin etrafındaki aktivitenin ilk defa optik ışıkla düşük parlaklıkta gözlemlenebileceğini öğrendik.” dedi. ”

Bu bulgular gösteriyor ki, yüksek spektrumlu X-ray ya da gamma-ray olmayan ortalama bir optik teleskopla karadeliğin etrafındaki fiziksel fenomin üzerinde çalışabiliriz.” Kara deliğe düştükten sonra ışık da dahil hiçbir şey ondan kaçamaz, ama gaz, toz ya da bütün bir yıldızın müthiş bir şekilde parçalanark yutulması olay ufkunun yanında bir toplanma diski oluşmasına neden olabilir. Bu diskler göreli jet denilen, sıcaklığı 10 milyon santigrat derece (18 milyon fahrenheit derece) ya da daha fazla olan ve gökada boyunca uzanan plazma akışlarını oluşturabilirler. Kimura ve takımı Kuğu takım yıldızındaki 26 yıllık durgunluktan sonra 15 Haziran 2015’de yeniden aktifleşen, aktif bir kara delik olan V404 Cygni üzerinde çalıştıklarında aşırı sıcaklığın kara deliğin toplama diskinin inanılmaz parlak olmasına neden olabileceğini gözlemlediler. İlk olarak Nasa’nın Swift uzay teleskobu tarafından algılanan olay, sonradan Japon araştırmacılar tarafından çağırılan Dünya’nın 26 farklı noktasındaki bilim insanlarının optik teleskoplarını V404 Cygni’ye çevirmeleriyle takip edildi. İki hafta boyunca astronomlar yeni aktifleşen, Dünya’ya bilinen en yakın kara deliklerden olan V404 Cygni tarafından oluşturulan ışık patlamalarını gözlemleyebildiler. Yakınındaki yıldızın kütleçekiminin ikisini çok yakınlaştırması ve kara deliğin uyanması – bütün yıldızın kara deliğin içine düşmesiyle ortaya çıkacak olan müthiş radyasyon patlamasından önce – yıldızın yüzeyindeki maddeyi şeritler halinde kendine çekmesine sebep oldu. Astronomlar bu olayda üretilen ışığın optik teleskoplarla ilk defa izlenebildiğine tanıklık ettiler.

Nature Today’de yayınlanan makaleye göre, ekibin hipotezi ışığın toplanma diskinin merkezinde oluşan X-ray’den kaynaklandığı, kara deliğin optik ışık yaymasına neden olan şeyin X-ray ışınlarının disk bölgesinden yayılıyor ve ısınıyor olduğu yönünde. Bu hipotezi doğrulamak için daha çok araştırma gerekse de, kara delikleri gözlemlek için yeni bir yolumuz olması – ve bu evlerindeki iyi bir teleskopla herkesin yapabileceği bir şey- ve kara delikler hakkında daha bir çok şey öğrenebilecek olmamız çok heyecanlandırıcı. ”Uluslararası gözlemsel bağlantı ağımız bu nadir olayı gözlemlememizi mümkün kıldığı için çok memnunuz.” dedi yazar Daisuku Nogami.

Çevirme İşlemi: Mina Meşe Kaynak: Science Alert

Hubble İlk Kez Bir Yıldız Patlamasını Tekrar Gözlemledi

Hubble, ilk kez, daha önce meydana geldiği bilinen bir süpernova patlamasının görüntülerini tekrar yakaladı. “Refsdal” olarak isimlendirilen süpernovanın tekrar ortaya çıkışı, bu patlamanın yaydığı ışık, Dünya’nın olduğu bölgeye doğru gelirken onu saptıran bir galaksi kümesine ait devasa kütle çekim etkisiyle açıklandı. Bu süpernova, Hubble Sınır Bölgesi Programı (Frontier Fields Program) dahilinde MACS J1149.5+2223 galaksi kümesinin ardında Kasım 2014’te de görülmüştü ve şimdiyse astronomlar, Einstein Haçı olarak bilinen görseldeki duruma benzer şekilde süpernovayı MACS J1149.5+2223 galaksi kümesinin etrafındaki dört farklı yerde birden gördüler.

Söz konusu galaksi kümesinin Dünya’ya uzaklığı 5 milyar ışık yılı olarak saptanırken patlama bölgesinin Dünya’ya uzaklığı ise 10 milyar ışık yılı olarak hesaplandı.

Bahsi geçen gözlemler, kütlenin (daha doğrusu gizemli karanlık maddenin) bu galaksi kümesi etrafındaki dağılımını temsil eden modelleri test etmek adına astronomlar için özel bir fırsat teşkil ediyor.

Telif Hakkı: NASA/ESA.

Çevirme İşlemi: Anıl Kaplan

Kaynak: Hubblesite

Carl Sagan Anısına: Hayatı ve Contact Film Gösterimi

Carl Sagan 19 yıl önce aramızdan ayrıldı. Bilimi herkesin anlayabileceği bir biçimde gösterebilen, bilimin arkasındaki edebiyatı ortaya çıkaran, yıllarca hatırlanacak belgeseller çekip kitaplar yazan usta astrofizikçiyi anmak için ilk önce Carl Sagan hakkında kısa bir sunum, ardından da Carl Sagan’ın kitabından esinlenilerek çekilen ve bilim kurgu filmleri kültleri arasında yerini alan “Contact (Mesaj)” izleyeceğiz. Gökyüzünü seven herkesi bekleriz, Bol Yıldızlı Geceler!

Etkinliğimiz 24 Aralık Perşembe günü saat 18.00’da Fizik Bölümü 3. katta bulunan Cavid Erginsoy Seminer Salonu’nda yapılacaktır.

ESO İle CERN İş Birliği Anlaşması İmzaladı

ESO(Avrupa Güney Gözlemevi) ve CERN(Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) arasında yapılan iş birliği anlaşması, gelecekte yapılacak ortaklaşa çalışmalara ve bilgi değişimine yapı sağlıyor. Anlaşma bilimsel araştırma, teknoloji, eğitim ve halka açık sosyal etkinlikler gibi birçok alana hitap ediyor.

Telif Hakkı: ESO

Dünya’nın en verimli yer merkezli gözlemevi ESO ile parçacık fiziği araştırmaları için en büyük merkezlerden biri olan CERN arasında hatırı sayılır derecede ilgi alanı örtüşmesi vardır. Bu yeni anlaşma, iki kuruluş arasındaki bilimsel ve eğitim programları gibi uzun dönemli planların stratejik koordinasyonunu sağlayacaktır.

Anlaşma, bir çok alanda en iyi uygulamaların paylaşılmasına olanak sağlıyor ve hizmetlerin, araç gereçlerin ve kaynakların paylaşılmasını teşvik ediyor.

Muhtemel kadro değişimi ile birlikte ortak seminerlerin ve çalıştayların organizasyonu, önerilen iş birliğinin bir başka alanı.

Belirli alanlardaki teknoloji iş birliği, astroparçacık fiziğiyle, parçacık fiziği hızlandırıcıları ve dedektörleri ile ilişkilidir. Diğer umut verici alanlar, opto-mekanik sistemleri, kontrol sistemleri, makine mühendisliği, kalite kontrolleri ve tahribatsız deney, radyasyon dayanıklılığı, elektronik üzerindeki radyasyon etkileri, ekipman güvenilirliği ve ulaşılabilirliği, optik kaplamalar ve optik yüzeylerin temizlenmesi için soğutma teknikleri ve hassas ölçümbilim alanlarıdır. Bilişim teknolojisi alanında bilgi ve en iyi uygulamaların değişimi de öngörülüyor.


Çevirme İşlemi: Seda Baştürk Kaynak: ESO

ŞİMDİLİK GÜNEŞ GÖZLEMİ

Pek değerli Galaksidaş dostlarımız, Şimdilik Derneği ile birlikte Pazar günü saat 14:00’te İzci Parkı’nda çocuklar için Güneş Gözlemi düzenliyoruz. Sevgili çocuklar teleskobumuzla Güneş’teki patlamaları, lekeleri, iplikçikleri net olarak görebilecekler. Bizler, yıldız çocukları olarak, bilgimizi ve gökyüzü sevgimizi aktaracağız. Sizler de gelin hep birlikte Güneş’e bakalım. Tüm çocuklarımızı gözlemimize bekliyoruz.

Etkinlik Bağlantısı:

Kara Deliklerin Manyetik Alanları Tespit Edildi

Birçok insan kara delikleri kendisine fazla yaklaşan her şeyi içine çeken devasa süpürgeler olarak hayal eder. Fakat kara delikler bundan fazlasıdır. Galaksilerin merkezlerinde bulunan yüksek kütleli kara delikler, kendilerine çektikleri objelerin enerjisini yoğun radyasyona çeviren kozmik makinelerdir. Bu radyasyon sayesinde kara delik, etrafındaki tüm yıldızların toplamından daha parlak görünür. Eğer kara delik dönüyorsa o kadar güçlü enerji jetleri üretebilir ki, kara delikten fışkıran bu jetler binlerce ışık yılı uzaklıklara yayılıp bütün bir galaksiyi şekillendirebilirler. Bilim insanları bir süredir bu kozmik makinelerin manyetik alanlar tarafından güçlendiriliyor olabileceğini düşünüyorlardı. Tam da bunun üzerine, astronomlar ilk kez Samanyolu Galaksisi’nin merkezinde bulunan kara deliğin olay ufkunun dış bölgesinde manyetik alanlar tespit ettiler.

Yapılan araştırmaların sonuçları “Science” dergisinin 4 Aralık 2015 tarihli sayısında yayınlandı.Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi Başyazarı Michael Johnson konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Bu manyetik alanları anlamak çok kritik.Şimdiye kadar olay ufkunun yakınlarındaki manyetik alanları çözebilen olmadı.” Araştırma ekibinin başında olan ve aynı zamanda MIT’ nin Haystack Gözlemevi’nin yönetim kadrosunda bulunan Shep Doeleman ise şöyle ekledi: “Bu manyetik alanların varlığı daha önceden öngörülmüştü fakat bugüne kadar gözlemleyebilen olmamıştı.Çalışmalar sonucu elde ettiğimiz veriler, sağlam bir gözlemsel zemine dayanan ve on yıllar süren teorik bir çalışmanın ürünü.”

Çalışmalar sonucu elde edilen başarıya Event Horizon Teleskopu (EHT) kullanılarak ulaşıldı.(EHT, radyo teleskoplarından oluşan ve Dünya boyutunda dev ve tek bir teleskop görevini gören küresel bir ağdır.) EHT, daha büyük teleskopların daha detaylı bilgi sağlayabilmesiyle 15 mikrosaniyelik açılara kadar ölçümler yapabilecek.( Bir ark-saniye, bir derecenin 3600’de 1’idir. 15 mikro ark-saniye ise açısal olarak bir golf topunun Ay ile kıyaslanmasına denktir.) Bilim dünyası için -kara deliklerin evrenin en yoğun ve en gizemli objeleri olmasından dolayı- böylesi çözümler her daim gizemi çözme yolunda ihtiyaç niteliği taşımıştır. Neden ihtiyaç olduğu konusunda ise verilebilecek en somut örnek bizim galaksimizden: Samanyolu’nun merkezindeki Sagittarius A, Güneş’in 4 milyon katı ağırlıkta olmasına rağmen olay ufku yalnızca 8 milyon mil genişliğindeki bir alanı kapsar ki bu alan, Merkür’ün yörüngesinin kapladığı alandan daha küçüktür. Ayrıca, 25 bin ışık yılı uzaklıkta bulunmasından dolayı 10 mikro ark-saniye gibi inanılmaz küçük bir açıyla gözlemlenir. Neyse ki kara deliğin yoğun yerçekimi ışığı büker ve bu bükülme sayesinde olay ufku 50 mikro ark-saniye açıyla gözlemlenebilecek duruma gelir ki bu EHT’nin kolayca çözümleyebileceği büyüklükte bir açıdır.

EHT ekibi, 1.3 milimetre dalgaboyunda yaptığı gözlemlerle ışığın doğrusal olarak ne kadar polarize olduğunu ölçtü. Güneş ışığı Dünya’da kırılırken doğrusal olarak polarize olurken Sagittarius A’nın durumunda polarize olmuş ışık, manyetik alan çizgilerinin etrafında dönen elektronlar tarafından absorbe edilir.Bu durum manyetik alanın yapısı hakkında doğrudan bilgi verir.

Ekip, kara deliğin etrafındaki bazı bölgelerde bulunan manyetik alanların helezonik bir yapı gösterirken, diğer bölgelerde bulunan alanların çok daha düzenli bir yapıda olduğunu keşfetti.(Bu bölgeler büyük olasılıkla enerji jetlerinin üretildiği yerlerdir.) Aynı zamanda manyetik dalgaların 15 dakika gibi kısa bir zaman boyunca dalgalanmalar yaptığını da ortaya çıkardılar.

Gözlemler üç farklı coğrafi yerdeki astronomik imkanlar kullanılarak yapıldı. (Hawaii’deki The Submilliter Array ve the James Clerk Maxwell Telescop, Bishop/California yakınlarındaki the Combined Array for Research in Millimeter-wave Astronomy (CARMA) , ve Mt.Graham/Arizona’ daki the Submillimeter Telescop.) EHT’nin daha çok veri elde etmesiyle ilk defa bir kara deliğin olay ufkunu doğrudan görüntüleyebilme yolunda çok büyük bir başarı elde edilecek.

Doeleman’ın da ifade ettiği üzere, bu çalışmalardan elde edilen başarıyla beraber EHT ekibi astronominin önde gelen paradokslarından birini çözmeye bir adım daha yakın: Kara delikler neden parlak ?

Hazırlayan: Gamze Yüksel

Kaynak: Physics of Universe

İkizler Meteor Yağmuru ve Ondan Sağ Çıkma Yolları

Sevgili gökyüzü severler, yılın o sevdiğiniz zamanlarından birine daha gelmiş bulunmaktayız. İkizler meteor yağmuru tam hızla gezegenimize yaklaşıyor. Bu göksel şölene hazır mısınız? Tabi ki de hazır değilsiniz. Yani tam olarak hazır değilsiniz. Hazırsanız zaten bu yazıyı niye okuyorsunuz? Gidin ne işiniz varsa onu yapın ve beni yormayın burada. Hazır olmayanlar burada değil mi hala? Tamamdır güzel. Başlayabiliriz. Öncelikle biraz ikizler neymiş ondan bahsedelim. Daha sonra da nasıl sağ çıkacağımıza değineceğiz.

İkizler Meteor Yağmuru Neden Oluşur ve Adını Nereden Alır?

Her yıl dünyamız aralık ayında 3200 Phaethon adlı bir asteroidin yörüngesinden geçer. Her 1.43 yılda bir bu asteroid Güneş’e çok yakın bir mesafeden geçer ve yüksek derecedeki ısı onun parçalanıp ufalanmasını sağlar. İşte yıllık olarak bu zamanlarda da bu parçalar Dünya’nın atmosferinin üst katmanlarına isabet ederek bu meteor yağmurunu oluştururlar.

Peki, adı neden ikizler? Bir meteorun gidiş yönünü geriye doğru takip edin, göreceksiniz ki radyantı Ikizler Takımyıldızına doğru olacaktır. İşte size sorunuzun cevabını buldunuz.

İkizler meteor yağmuru ne zaman olacak?

Zirve zamanları 13-14 Aralık zamanı olması bekleniyor. 12 ve 15 Aralığı da deneyebilirsiniz. Mümkün olduğunca ışık kirliliğinin az olduğu şehir dışı yerlere gitmeniz daha iyi olur. Böylelikle daha çok meteor görebilirsiniz. İzlemek için en iyi zaman nedir? En çok meteoru zirve zamanlarında görebilirsiniz. Fakat gece olmadan pek bir şey görebileceğinizi düşünmeyin. Onun dışında en fazla meteoru saat gece 2 gibi izleyebilirsiniz. Zaten ay da erken batacağı için gökyüzü daha karanlık olacaktır. O yüzden keyfini çıkarın.

En iyi nasıl izlenir?

Şöyle ışık kirliliğinin az olduğu ıssız bir yere gittiniz, güzelce kuruldunuz ve düşünüyorsunuz: Tamam buraya kadar geldik de teleskop falan mı alaydık yanımıza acaba? Öyle bir gözlem aletine falan ihtiyacınız yok, gözünüz gözlem için yeterli. Zaten bu meteorlar aydınlık olduklarından görmülmesi çok kolay, sarımsı bir renkte görünecekler. Her saat başı 50’den fazla meteor görmeniz olası. Şehirden dışarı çıkamadıysanız da telaşlanmayın. Yine bu sayıya yakın miktarda meteor görebilirsiniz ama o kadar iyi gözükmeyebilir.

Nasıl sağ kalınır?

Şimdi sağ kalmak biraz lafın gelişi. Umarım apokaliptik bir senaryo falan düşünmemişsinizdir. Kafanıza meteor falan gelmeyecek. Saçmalamayın lütfen. Benim bahsettiğim sağ kalma soğuktan sağ kalmak. Bir amatör astronomun en büyük üç düşmanı vardır: Bulutlar, ışık kirliliği ve soğuk. Bu muhteşem üçlü ezelden beridir bizle uğraşmayı bırakmadı. Onlardan korunmanın çeşitli yollarını bulduk. Işık kirliliği için kırsal alana gidiyoruz. Bulutlar için bir çözüm bulamadık. O en büyük düşmanımız. Soğuk ise onun sağ kolu ama ona birkaç çözümümüz var.

Düşünün karar verdiniz, gözleme gideceksiniz. Ama dışarısı Alp Dağlarından hallice. Yanınıza neler almalısınız?

1)Mont

2)Şapka, bere, vs.

3)Eldiven

4)Bot

5)Mat

6)İçlik

7)Fener

8)Çakı ( lazım olma ihtimaline karşı)

9)Çadır (geceyi geçirmek istiyorsanız) [Editorun notu: Astronom uyumaz!]

10)Uyku tulumu (ısınma aracı + solucan cosplayi)

11)Yemek ( Aç astronom oynamaz) [Editorun notu: Astronom acıkmaz!]

12) En önemlisi ve de sonuncusu arkadaşlar. ( Güzel bir sohbetsiz gözlemin zevki çıkmaz)

Hazırlayan: Ataberk Teknekaya

Kaynak: Earth Sky

BİLİM İNSANLARI YILDIZ YUTAN BIR KARA DELİĞİN IŞIMASINI GÖZLEMLEDİLER

Johns Hopkins Üniversitesi bilim insanları önderliğindeki uluslararası bir astrofizikçi topluluğu, ilk kez bir yıldızın karadelik tarafından yok edilmesine, neredeyse ışık hızında giden bir miktar maddenin parlayarak fırlamasına ve kara delikten kaçmasına tanık oldu. Hubble çalışanı olan Sjoert van Velzen, Science dergisinde yayımlanan çalışmasında, neredeyse Güneş boyutlarındaki bu yıldızın kalıntılarının alışılmış yolunu izleyerek yer çekiminin etkisiyle büyük kütleli kara deliğin içine doğru kaydığını ve kara delik tarafından emildiğini belirtti. Van Velzen ayrıca ”Bunun gibi olaylar aşırı derecede nadirdir.” dedi. ”Bu olay sayesinde ilk kez, bir yıldızın yıkımının ardından oluşan- jet olarak da adlandırılan- konik fışkırma tamamıyla gözlemlenmiş oldu ve bu olayı başlangıcından beri, aylardır izliyoruz.” dedi.

Kara delikler o kadar yoğundurlar ki, dayanılmaz yer çekimi gücü madde kaçışını engeller, gazlar hatta ışık bile kaçamaz ve onların görünmelerini engelleyerek uzayın yapısında bir boşluk etkisi yapar. Astrofizikçiler kara deliklerin büyük miktarlarda gazdan ya da bu durumdaki gibi bütün bir yıldızdan zorla beslenmesinin, hızlı hareket eden bir jet plazmasının -manyetik alandaki parçacıklar- kara deliğin kenarından-olay ufku-kaçabilmesine olanak sağlayabileceğini tahmin ediyor. Bilim adamları bu çalışmanın bu tahminin doğruluğunu desteklediğini söylüyor. Van Velzen ”Benimkiler dahil olarak, bu jetlere kanıt bulmak için yapılan önceki çalışmalar oyuna geç kaldı.” diyor,ABD,Hollanda ve Büyük Britanya’daki 13 diğer bilim adamının çalışmalarını analiz ve koordine eden van Velzen.

Büyük kütleli kara deliklerin -en büyük kara delikler- en büyük kütleli galaksilerin merkezinde bulunduklarına inanılıyor. Ancak bu tek örnek şu teoriyi yalanlıyor; büyük kütleli kara delik spektrumundaki bu parlak son, yalnızca Güneş’in yaklaşık bir milyon katı kütlesindeki bir kara deliğe ait ancak yine de bir yıldızı yiyecek güce sahip. Bir yıldızın yok oluşuyla ilgili yapılan ilk gözlem Ohio State Üniversite’sinden Hawaii’deki optik bir teleskobu kullanan bir grup tarafından yapılmıştı. Bu grup keşiflerini 2014 Aralıkta Twitter’dan duyurmuştu.

Van Velzen olaya dair yazıyı okuduktan sonra, Büyük Britanya’daki Oxford Üniversitesi’ndeki Rob Fender tarafından yönetilen bir grup astrofizikçiyle iletişime geçti. Bu grup olayı olabildiğince hızlı takip edebilmek için radyo teleskopları kullandılar ve olayı tam zamanında yakalamayı başardılar. Bittiğinde, uluslararası bir takım uydulardan gelen verileri aldı ve x-ray, radyo ve optik sinyalleri toplamış olan yer tabanlı teleskoplardan gelen verileri birleştirerek, olayın çarpıcı bir çok-dalga boylu portresini oluşturdular. Bunun yapılması, konu alınan galaksinin Dünya’dan önceden çalışanların yıldızın yıkımından sonra gelişmekte olan jete bakışından daha yakından bakma olanağı sağlamıştır. Diğerleri en az 3 katı uzaklıkta olan bu galaksi yaklaşık 300 milyon ışık yılı uzaktadır. Bir ışık yılı -9.461 trilyon kilometre- 5.88 trilyon mildir. Uluslararası ekibin ilk adımı kurallara aykırı olan olasılığı değerlendirmekti.Işık, kara delik bir maddeyi emerken oluşan, eskiden oluşmuş geniş dönen bir kütle olan, toplanma diski de denilen bölgeden geliyordu. Bu tuzağa yeni düşmüş bir yıldızın galaksisinden gelen ışık seviyesinin ani yükselmesini onaylıyordu.

Van Velzen ” Bir yıldızın kara delik tarafından imha edilişi çok güzel bir şekilde karmaşık ve anlaşılmaktan çok uzaktadır.” ve ” Bizim gözlemlerimize göre,yıldızın enkazının akışları düzenli oluyor ve jeti daha hızlı hale getiriyor ki bu bu olayların tam bir teorisinin inşası için önemli bir başlangıç.” demiştir. Van Velzen geçen sene doktora tezini büyük kütleli kara deliklerin jetleri üzerine çalıştığı Hollanda’daki Radnoud Üniversitesi’nde yaptı. Tezinin son satırında bu olayları 4 yıl içinde keşfetmeyi umduğunu ifadeetmişti, ancak bu keşfi yapması yalnızca bir kaç ay sonra oldu.

Van Velzen ve ekibi bu şanssız yıldızı radyo sinyalleriyle avlayan tek takım değildi. Harvard Üniversitesi’nden bir grup Yeni Meksika’daki radyo teleskoplarıyla aynı kaynağı gözlemledi ve sonuçları internetten açıkladı. İki grup da Kasım’da Kudüs’te yapılan bir toplantıda sonuçlarını sundu. Bu grupların birbirleriyle yüz yüze ilk tanışmaları olmuştu. ”Tanışma yoğun ve gergindi ama bu kaynak konusundaki fikirlerin takası oldukça verimliydi.” ve ”Hala iyi geçiniyoruz, açıkçası ben rakip grubun lideriyle Lut Gölü’nün kıyısında uzun bir yürüyüşe bile gitmiştim.” dedi ven Velzen.

Çevirme İşlemi: Mina Meşe

Kaynak: Science Daily