22 Temmuz 2009 günü 21. yüzyılın en uzun Güneş tutulması olacak. 6 dakika 39 saniye yani toplam 399 saniye sürecek olan tutulma Cambay Körfezi’nden başlayıp Hindistan, Çin ve Japonya’nın Ryukyu Adaları’ndan geçecek.
Antartika’da, gün doğarken Güneş tutulması. Cambay Körfezi’ndeki balıkçıların böyle bir manzara ile karşılaşmaları olası.
Telif Hakkı: Fred Bruenjes
Tutulmayı tarihin en yüksek insan nüfusunun izlemesi bekleniyor. Çünkü tutulma çizgisi başta Çin’in en kalabalık şehri Şangay, Surat, Vadodara, Bhopal, Varanasi, Chengdu, Chongqing, Wuhan, Hefei ve Hangzhou’dan geçecek.
22 Temmuz Güneş tutulması animasyonu için tıklayın. AnimasyonunÇinveHindistaniçin versiyonları da bulunuyor.
Telif Hakkı: Larry Koehn
Bu tutulmanın 21. yüzyılın en uzun tutulma olmasının nedeni ise Dünya’nın günötede olması yani Güneş’ten en uzak konumunda bulunuyor olması. Böyle görünür çapı küçülen Güneş’i Ay daha uzun süre kapatabilecek.
Orada olmak isteyenler ama gidemeyenler için bir çok internet sitesi tutulmayı canlı olarak verecek.
İlgili Bağlantılar:
Shadow & Substance (Güneş tutulması hakkında çeşitli animasyonları barındıran site)
Ay’ın etrafındaki yörüngesinde dolanan LRO (Lunar Reconnaissance Orbiter) yörünge aracı, Ay yüzeyini fotoğraflayarak geçtiğimiz haftalarda bir seri fotoğraflar gönderdi. Fotoğraflar ise NASA’nın Apollo Projesi kapsamında Ay’a yolladığı insanlı uzay araçlarından geriye kalan yardımcı aygıtların, fırlatma rampalarının hatta Ay yürüyüşü yapmış astronotların ayak izleri.
Apollo 14’ün iniş yaptığı alan.İşaretlenmiş yer Apollo 14’ün fırlatma rampası.
Telif Hakkı: NASA
Fotoğraflar, yıllardır süre gelen ve insanoğlunun Ay’a ayak basışının 40. yılının kutlandığı bugünlerde iyice hararetlenen “NASA Ay’a gitti mi? Mevcut fotoğraflar sahte mi? Soğuk Savaş’ın bir parçası mı?” gibi onlarca tartışmalı soruyu açıklığa kavuşturup, akıllarda kalan soru işaretlerini cevaplayacak gibi görünüyor.
LRO bu fotoğraflarının ilk kısmnı 11 – 15 Haziran tarihleri arasında yolladı ve o esnada fotoğraflama yapacağı yörüngeye yerleşmemişti. Araç asıl yörüngesine yerleştiği zaman yollayacağı görüntüler bu fotoğraflardan çok daha kaliteli ve yüksek çözünürlüklü olacak. LRO baş tasarımcısının bu konuda yorumu şöyle: “Bu fotoğraflarda dahi yüzeyde geriye kalmış uzay araçlarının parçaları rahatlıkla seçilebiliyor ve sanki bizi bekliyor gibi görünüyorlar… LRO takımı olarak yollanan fotoğraflarda herhangi bir modülün ilk fotoğrafını görmek için oldukça heyecanlı bir bekleyiş içindeydik. Kameraların ne kadar güzel odaklandığını görmek bizi çok şaşırttı.” Yollanan fotoğraflarda sadece Apollo-12 uzay aracına ait iniş bölgesi fotoğrafı yok. Önümüzdeki hafta o bölgenin de fotoğraflanması ve Apollo-12’den kalan parçalarının da görüntülerinin elde edilmesi planlanıyor.
Apollo 11, Apollo 15, Apollo 16 ve Apollo 17 araçlarının indiği bölgeler. İşaretlenmiş yerler uzay araçlarının fırlatma rampalarını göstermektedir.
Telif Hakkı: NASA
Fotoğraflardaki çözünürlük farkının sebebi ise LRO aracının yörüngesinin eliptik olmasından ve Güneş ışığının yataya yakın bir açı ile gelmesinden kaynaklanıyor. Yüzeydeki küçük bir çukur veya yükselti bile uzun bir gölge yaratabiliyor.
Fotoğraflarda 4 feet x 4 feet ‘lik bir alan (16 feet2=1.48 m2) bir piksel ile gösteriliyor. Fırlatma rampası ise yaklaşık olarak 12 feet(=3.65 m) olan bir daire kadar alanı (10.45 m2) kaplıyor. Rampa alanı ile yaklaşık 9 pikseli dolduruyor. Ancak gölgesi ile hesap edildiği zaman (rampa+ gölgesi) toplam 20 pikseli dolduruyorlar. Bunun sebebi Güneş ışığının yatay gelmesi ve buna bağlı olarak gölgenin çok uzun olması.
Apollo 14’ün iniş yaptığı alan ve görülebilen izler.
(Scientific Instruments: Bilimsel Aygıtlar, Astronaut Footprints: Astronotların Ayak İzleri, Lunar Module: Ay modülü(Antares aracın ismi), LM Shadow: Ay Modülünün Gölgesi)
Telif Hakkı: NASA
Apollo-14 fotoğrafında ise ışık geliş açısı oldukça iyi olduğundan astronotların ayakizleri gayet net. Hatta Ay yüzeyinde yapılan bir deney için gerekli aygıtları taşıyan paket de (Scientific Instruments) fotoğrafta farkedilebiliyor.
Ay’ın etrafındaki yörüngesinde dolanan LRO (Lunar Reconnaissance Orbiter) yörünge aracı, Ay yüzeyini fotoğraflayarak geçtiğimiz haftalarda bir seri fotoğraflar gönderdi. Fotoğraflar ise NASA’nın Apollo Projesi kapsamında Ay’a yolladığı insanlı uzay araçlarından geriye kalan yardımcı aygıtların, fırlatma rampalarının hatta Ay yürüyüşü yapmış astronotların ayak izleri.
Apollo 14’ün iniş yaptığı alan.İşaretlenmiş yer Apollo 14’ün fırlatma rampası.
Telif Hakkı: NASA
Fotoğraflar, yıllardır süre gelen ve insanoğlunun Ay’a ayak basışının 40. yılının kutlandığı bugünlerde iyice hararetlenen “NASA Ay’a gitti mi? Mevcut fotoğraflar sahte mi? Soğuk Savaş’ın bir parçası mı?” gibi onlarca tartışmalı soruyu açıklığa kavuşturup, akıllarda kalan soru işaretlerini cevaplayacak gibi görünüyor.
LRO bu fotoğraflarının ilk kısmnı 11 – 15 Haziran tarihleri arasında yolladı ve o esnada fotoğraflama yapacağı yörüngeye yerleşmemişti. Araç asıl yörüngesine yerleştiği zaman yollayacağı görüntüler bu fotoğraflardan çok daha kaliteli ve yüksek çözünürlüklü olacak. LRO baş tasarımcısının bu konuda yorumu şöyle: “Bu fotoğraflarda dahi yüzeyde geriye kalmış uzay araçlarının parçaları rahatlıkla seçilebiliyor ve sanki bizi bekliyor gibi görünüyorlar… LRO takımı olarak yollanan fotoğraflarda herhangi bir modülün ilk fotoğrafını görmek için oldukça heyecanlı bir bekleyiş içindeydik. Kameraların ne kadar güzel odaklandığını görmek bizi çok şaşırttı.” Yollanan fotoğraflarda sadece Apollo-12 uzay aracına ait iniş bölgesi fotoğrafı yok. Önümüzdeki hafta o bölgenin de fotoğraflanması ve Apollo-12’den kalan parçalarının da görüntülerinin elde edilmesi planlanıyor.
Apollo 11, Apollo 15, Apollo 16 ve Apollo 17 araçlarının indiği bölgeler. İşaretlenmiş yerler uzay araçlarının fırlatma rampalarını göstermektedir.
Telif Hakkı: NASA
Fotoğraflardaki çözünürlük farkının sebebi ise LRO aracının yörüngesinin eliptik olmasından ve Güneş ışığının yataya yakın bir açı ile gelmesinden kaynaklanıyor. Yüzeydeki küçük bir çukur veya yükselti bile uzun bir gölge yaratabiliyor.
Fotoğraflarda 4 feet x 4 feet ‘lik bir alan (16 feet2=1.48 m2) bir piksel ile gösteriliyor. Fırlatma rampası ise yaklaşık olarak 12 feet(=3.65 m) olan bir daire kadar alanı (10.45 m2) kaplıyor. Rampa alanı ile yaklaşık 9 pikseli dolduruyor. Ancak gölgesi ile hesap edildiği zaman (rampa+ gölgesi) toplam 20 pikseli dolduruyorlar. Bunun sebebi Güneş ışığının yatay gelmesi ve buna bağlı olarak gölgenin çok uzun olması.
Apollo 14’ün iniş yaptığı alan ve görülebilen izler.
(Scientific Instruments: Bilimsel Aygıtlar, Astronaut Footprints: Astronotların Ayak İzleri, Lunar Module: Ay modülü(Antares aracın ismi), LM Shadow: Ay Modülünün Gölgesi)
Telif Hakkı: NASA
Apollo-14 fotoğrafında ise ışık geliş açısı oldukça iyi olduğundan astronotların ayakizleri gayet net. Hatta Ay yüzeyinde yapılan bir deney için gerekli aygıtları taşıyan paket de (Scientific Instruments) fotoğrafta farkedilebiliyor.
MESSENGER, (MErcury Surface, Space ENvironment, GEochemistry and Ranging spacecraft – Merkür Yüzeyi, Uzay Çevresi, Jeokimya ve Uzaklık uzay aracı), Merkür yüzeyinden çeşitli fotoğraflar aldıkça göktaşlarının oluşturduğu bir çok krater de ortaya çıkmış oldu. Geçenlerde yapılan Uluslararası Astronomi Birliği’nin (International Astronomical Union) toplantısında MESSENGER’ın ekimden beri bulduğu 16 kratere hayatını kaybetmiş sanatçıların ismi verildi. İsimleri verilmiş sanatçılar arasında bir de Türk var.
Ekimde MESSENGER Merkür’ün yanından geçtiği fotoğraflar. Her bir kare arasında 5 dakika fark var.
Telif Hakkı: NASA / Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuarı / Carnegia – Washington Enstitüsü
İsimleri verilmiş olan sanatçılar ve kraterlerin isimleri (alfabetik sırayla):
Abedin — Zainul Abedun, Bangledeşli ressam ve grafiker
Benoit — Rigaud Benoit, Haitili sanatçı
Berkel — Sabri Berkel, Türk ressam
Calvino — İtalo Calvino, İtalyan yazar
de Graft — Joe Colemon de Graft, Ganalı hikaye ve oyun yazarı
Derain — Andre Derain, Fransız ressam
Eastman — Charles A. Eastman, Amerikalı yazar ve doktor
Gibran — Kahlil Gibran, Lübnan asıllı Amerikalı şair ve yazar
Hemingway — Ernest Hemingway, Amerikalı yazar ve gazeteci
Hodgkins — Frances Hodgkins, Yeni Zelandalı ressam
Izquierdo — Maria Izquierdo, Meksikalı ressam
Kunisada — Utagawa Kunisada, Japon grafiker
Lange — Dorothea Lange, Amerikalı fotoğraf sanatçısı
Matabei — Iwasa Matabei, Japon sanatçı
Munkàcsy — Mihàly Munkàcsy, Macar ressam
Ngoc Van — Ngoc Van, Vietnamlı sanatçı
Bu isimlerin bir kısmı MESSENGER çalışanları tarafından önerilirken başka bir kısmı da halktan gelen istekler doğrultusunda şekillendi.
MESSENGER, (MErcury Surface, Space ENvironment, GEochemistry and Ranging spacecraft – Merkür Yüzeyi, Uzay Çevresi, Jeokimya ve Uzaklık uzay aracı), Merkür yüzeyinden çeşitli fotoğraflar aldıkça göktaşlarının oluşturduğu bir çok krater de ortaya çıkmış oldu. Geçenlerde yapılan Uluslararası Astronomi Birliği’nin (International Astronomical Union) toplantısında MESSENGER’ın ekimden beri bulduğu 16 kratere hayatını kaybetmiş sanatçıların ismi verildi. İsimleri verilmiş sanatçılar arasında bir de Türk var.
Ekimde MESSENGER Merkür’ün yanından geçtiği fotoğraflar. Her bir kare arasında 5 dakika fark var.
Telif Hakkı: NASA / Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuarı / Carnegia – Washington Enstitüsü
İsimleri verilmiş olan sanatçılar ve kraterlerin isimleri (alfabetik sırayla):
Abedin — Zainul Abedun, Bangledeşli ressam ve grafiker
Benoit — Rigaud Benoit, Haitili sanatçı
Berkel — Sabri Berkel, Türk ressam
Calvino — İtalo Calvino, İtalyan yazar
de Graft — Joe Colemon de Graft, Ganalı hikaye ve oyun yazarı
Derain — Andre Derain, Fransız ressam
Eastman — Charles A. Eastman, Amerikalı yazar ve doktor
Gibran — Kahlil Gibran, Lübnan asıllı Amerikalı şair ve yazar
Hemingway — Ernest Hemingway, Amerikalı yazar ve gazeteci
Hodgkins — Frances Hodgkins, Yeni Zelandalı ressam
Izquierdo — Maria Izquierdo, Meksikalı ressam
Kunisada — Utagawa Kunisada, Japon grafiker
Lange — Dorothea Lange, Amerikalı fotoğraf sanatçısı
Matabei — Iwasa Matabei, Japon sanatçı
Munkàcsy — Mihàly Munkàcsy, Macar ressam
Ngoc Van — Ngoc Van, Vietnamlı sanatçı
Bu isimlerin bir kısmı MESSENGER çalışanları tarafından önerilirken başka bir kısmı da halktan gelen istekler doğrultusunda şekillendi.
11 Temmuz 2009 tarihinde ODTÜ AAT üyesi ve ODTÜ Fizik Bölümü’nde Araştırma Görevlisi İlker DOĞAN ile ODTÜ Fizik Bölümü’nden Nurcan YANARCAN, evliliğe giden yoldaki ilk adımlarını nişanlanarak atmışlardır. ODTÜ AAT olarak, genç çifte önlerindeki uzun yolda bol mutluluklar diliyoruz.
11 Temmuz 2009 tarihinde ODTÜ AAT üyesi ve ODTÜ Fizik Bölümü’nde Araştırma Görevlisi İlker DOĞAN ile ODTÜ Fizik Bölümü’nden Nurcan YANARCAN, evliliğe giden yoldaki ilk adımlarını nişanlanarak atmışlardır. ODTÜ AAT olarak, genç çifte önlerindeki uzun yolda bol mutluluklar diliyoruz.
Önceden, çeşitli antik süpernovaları (biri 11 milyar diğeri de 11.4 milyar yıl önce patlamış) farketmiş olan California Üniversitesi’nden Jeff Cooke ve ekibinin 9 Haziran günü ‘Nature’ dergisinde yayınlanan makalesine göre, 8 milyar yaşında yeni bir süpernova daha keşfetti. Bunu da gökyüzü fotoğrafçılarının sıkça kullandığı ‘istifleme’ (stacking) metodu ile buldu.
Sanatçının gözünden bir yıldız, süpernova oluşturmadan önce dışarı attığı gaz kütleleri.
Telif Hakkı: NASA / Swift / Skyworks Digital / Dana Berry
İlk önce gözlemciler Kanada, Fransa ve Hawaii’deki teleskoplarla çekilmiş resimlerdeki uzakta bulunan gökadaları tespit ediyor. Sonra da bu gökadaların değişik zamanlarda çekilmiş fotoğrafları birleştiriliyor ve fotoğraflar karşılaştırılıyor.
Eğer gökadanın herhangi bir yerinde olağandışı bir parlama farkedilirse bir süpernovanın oluştuğu anlaşılıyor ve kırmızıya kayma değerleri ölçülüyor. Bu da yaşı hakkında bilgi veriyor.
Jeff Cooke’un farkettiği süpernovalar 2.Tip süpernovalardan. Yani Güneş’in kütlesinin 50 ile 100 katı arasında değişen yıldızların oluştuğu süpernovalar. Bu yıldızlar patlamadan önce kütlelerinin büyük kısmını dışarı atarlar ve patlarken büyük miktarda mor ötesi ışın yayarlar.
Şu aralar gökbilimciler bir 2. Tip süpernova için tetikteler. Eta Carinae adındaki yıldız (yaklaşık 7500 – 8000 ışık yılı uzaklıkta) kütlesinin çoğunu uzaya fırlattığı için böyle bir süpernova oluşturmaya aday.
Ayrıca bu yıldız oldukça değişken bir yıldız. 1843’te oluşturduğu bir parlama sayesinde bir saniyeliğine de olsa Güneş’ten sonra en parlak yıldız olan ve Büyük Köpek Takımyıldızı’nda bulunan Sirius kadar parladı. Uzun bir süre 8 kadirde kalırken 1998 – 1999 yıllarında parlaklığı %100 arttı.
Önceden, çeşitli antik süpernovaları (biri 11 milyar diğeri de 11.4 milyar yıl önce patlamış) farketmiş olan California Üniversitesi’nden Jeff Cooke ve ekibinin 9 Haziran günü ‘Nature’ dergisinde yayınlanan makalesine göre, 8 milyar yaşında yeni bir süpernova daha keşfetti. Bunu da gökyüzü fotoğrafçılarının sıkça kullandığı ‘istifleme’ (stacking) metodu ile buldu.
Sanatçının gözünden bir yıldız, süpernova oluşturmadan önce dışarı attığı gaz kütleleri.
Telif Hakkı: NASA / Swift / Skyworks Digital / Dana Berry
İlk önce gözlemciler Kanada, Fransa ve Hawaii’deki teleskoplarla çekilmiş resimlerdeki uzakta bulunan gökadaları tespit ediyor. Sonra da bu gökadaların değişik zamanlarda çekilmiş fotoğrafları birleştiriliyor ve fotoğraflar karşılaştırılıyor.
Eğer gökadanın herhangi bir yerinde olağandışı bir parlama farkedilirse bir süpernovanın oluştuğu anlaşılıyor ve kırmızıya kayma değerleri ölçülüyor. Bu da yaşı hakkında bilgi veriyor.
Jeff Cooke’un farkettiği süpernovalar 2.Tip süpernovalardan. Yani Güneş’in kütlesinin 50 ile 100 katı arasında değişen yıldızların oluştuğu süpernovalar. Bu yıldızlar patlamadan önce kütlelerinin büyük kısmını dışarı atarlar ve patlarken büyük miktarda mor ötesi ışın yayarlar.
Şu aralar gökbilimciler bir 2. Tip süpernova için tetikteler. Eta Carinae adındaki yıldız (yaklaşık 7500 – 8000 ışık yılı uzaklıkta) kütlesinin çoğunu uzaya fırlattığı için böyle bir süpernova oluşturmaya aday.
Ayrıca bu yıldız oldukça değişken bir yıldız. 1843’te oluşturduğu bir parlama sayesinde bir saniyeliğine de olsa Güneş’ten sonra en parlak yıldız olan ve Büyük Köpek Takımyıldızı’nda bulunan Sirius kadar parladı. Uzun bir süre 8 kadirde kalırken 1998 – 1999 yıllarında parlaklığı %100 arttı.
Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) önümüzdeki iki hafta boyunca akşam ve sabah gökyüzünde muhteşem geçişler yapıyor. UUİ’yi bir günde iki kez, üç kez hatta dört kez bile görebilirsiniz. Topluluk üyelerimizden M. Raşid Tuğral , bu akşam UUİ’nin muhteşem geçişlerinden birini yaklamayı başardı.
Fotoğraf: M. Raşid Tuğral (AAT), Canon EOS 450D, ISO200 20s
Eğer geçtiğimiz günlerde UUİ’yi seyrettiyseniz muhtemelen bir dakika arkasından beliren ve UUİ’nin gitmiş olduğu rotayı izleyen başkı bir uyduyu daha fark etmiş olmalısınız. Bu kayıtlarda olmayan gizemli uydunun adı Progress 33, Rus yük gemisi. Raşid, UUİ’nin ardından Progress 33’ü de yakaladığını belirtiyor. “Parlaklığı yaklaşık 2.5 kadirdendi”.