NASA, sözleşmeye bağlı olarak Hubble Uzay Teleskobu’nun görev süresini 5 yıl uzatıyor. Ajans, tek kaynak sözleşme uzatılmasını Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü’nün (STSCI) Baltimore’da yürütülen Hubble bilim çalışmalarının devamına destek olmak için Üniversiteler Birliği Astronomi Araştırmaları’na (AURA) perşembe günü verdi.
Bu eylem, performans süresini 1 Temmuz’dan 30 Haziran 2021’e kadar uzatıyor. Sözleşme değeri, toplam 2.03 milyar dolardan yaklaşık 196.3 milyon dolar artacak.
Hubble Uzay Teleskobu
Telif Hakkı: NASA
Bu sözleşme uzatımı, Uzay Telekobu Bilim Enstitü’nün Hubble görevinin, bilim programının devamı için gereken işi kapsayacak. Bu destek, Hubble için bilim sistem mühendisliğinin yürütülmesi için gereken ürün ve servisleri, bilim zemin sistem geliştirme, bilim operasyonları, bilimsel araştırma, hibe yönetimi ve kamu sosyal desteğini; Uzay Teleskopları için Mikulski Arşivi görevlerine veri arşivi desteği içeriyor.
Hubble, 2009’daki son uzay mekiği servisi görevinden beri her zamankinden daha iyi. Hubble’ın, 2020’lere kadar değerli veri sağlayabilmesi; tarihteki yerini, kendi güneş sistemimizden uzak evrene kadar menzili olan, müthiş bir genel amaçlı gözlemci olarak garantilemesi bekleniyor.
2018’de, NASA’nın James Webb Uzay Teleskopu, Hubble keşiflerinin efsanesi üzerine katkıda bulunarak ve evrenin bazı büyük sırlarını deşifre etmede yardımcı olarak dünya çapında astronomlara hizmet etmek üzere 2020’lerin öncül gözlemcisi olarak uzaya fırlatılacak.
Nasa ve ajans programlarıyla ilgili bilgi almak için : http://www.nasa.gov
Bugüne kadar inşa edilen optik teleskoplardan en büyüğünün inşası yakında başlayacak.
Bugün(25 Mayıs), Avrupa Güney Gözlemevi(ESO) Şili’deki Atacama Çölü’nün dağlarında kurulacak olan dünyanın en büyük teleskobunun kubbesini ve ana tesisini inşa etmesi için bir müteahhit seçtiğini duyurdu.
European Extremely Large Telescope(E-ELT)
Telif Hakkı: ESO
E-ELT(European Extremely Large Telescope)’nin birincil aynasının çapı 39 metre olacak. Kıyaslama yapacak olursak, günümüzde faaliyet gösteren optik teleskopların ayna çapları 10 metre mertebesinde. Dünya’nın gökyüzündeki en büyük gözü olarak da adlandırılan E-ELT optik ve kızılötesi dalgaboyunda araştırma yapacak.
E-ELT gibi devasa teleskoplar evrenin optik resimlerinin çözünürlüğünü artıracak, bilim insanlarına evreni anlamaları için daha önce hiç olmadığı kadar izin verecek. En sönük ve çok uzaklardaki cisimleri araştırmalarını ve fizikteki, astronomideki, kozmolojideki çözülmemiş soruları cevaplayabilmelerini sağlayacak.
E-ELT ile diğer teleskop kubbelerinin karşılaştırılması.
Pazartesi günü, Tekrar Kullanılabilir Fırlatma Aracı(RLV-TD) Sriharikota, Hindistan’dan fırlatıldı.
Telif Hakkı: EPA
Hindistan insansız bir uzay mekiği fırlatarak, tekrar kullanılabilir uzay aracı geliştirme yarışına katılmış oldu. 7 metrelik model araç Andhra Pradesh’den fırlatıldı ve denize düşmeden önce atmosferde yaklaşık 70km(43 mil) yüksekliğe çıkması bekleniyor.
Nasa uzay mekiği programını 2011’de durdurduğundan beri alternatif tekrar kullanılabilir uzay araçları tasarlanmasında uluslararası ölçekte büyük bir rekabet var. Bu gibi araçların yapılması, uzay araştırmalarının masraflarını ciddi derecede azaltabilir. Son zamanlarda Hindistan uzay programlarına önemli miktarda araştırma olanağı ve kaynak ayırıyor. 2013’de fırlattıkları olan ve Mars’ın yörüngesine oturan uydu, şimdiye kadar yapılmış olanlardan en yüksek standartlısı oldu. Bu gelişmelerin ardından tamamen tekrar kullanılabilir olan bir uzay mekiğinin, bu yüzyıl içinde fırlatılabilmesi umuluyor.
Hipersonik Hız
Pazartesi günü fırlatılmış olan Tekrar Kullanılabilir Fırlatma Aracı (RLV-TD)Sriharikota’dan yapıldı.
Telif Hakkı: @NARENDRAMODI
1.75 tonluk olan uzay aracının uçuşu atlatması beklenmiyordu, yalnızca Hindistan Uzay Araştırmaları Örgütü’nün hipersonik hızlar ve otomatik inişle ilgili önemli bilgiler toplaması için tasarlanmıştı. Bu model son beş yıl içinde yaklaşık olarak 1 milyar rupi ($14m; £9.6m; ₺44m) harcanarak geliştirilmişti. Bu gelişmelerin sonucunda Başbakan Narendra Modi, bilim insanlarının gayretli çalışmalarını övdü.
ABD uzay mekiği programlarını durdurduğundan beri, milyarder Elon Musk’ınSpeaceX şirketi ya da Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin’i gibi özel şirketler açığı kapatmaya çalışıyor. Fakat bu şirketlarin çalışma alanları yatay iniş yapabilen kanatlı araçlar yapmanın aksine, genellikle geleneksel roktetleri tekrar kullanabilir yapmak üzerine.
Ayrıca Japonya, Avrupa ve Rusya da benzer uzay mekiği teknolojilerini test etme aşamasındalar.
Akşamları gökyüzünü süsleyen gezegenlerden biri olan Mars, neredeyse Jüpiter kadar parlak görünüyor. -2.06 görünür parlaklığıyla son 10 yılın en parlak Mars’ını, güneydoğu yönüne baktığımızda kırmızı rengi sayesinde ayırt edebiliriz. Kızıl gezegenin parlaklığı günler ilerledikçe azalacak ancak yine de parlak Mars’ı görmek için vaktimiz var. Kızıl gezegene eşlik eden iki gökcismi daha var! Akrep Takımyıldızı’nın kalbi olarak da bilinen Antares ile Satürn. Görselde görüldüğü gibi, bu üç gökcisminden en yüksekteki Mars, en soldaki Satürn, diğeri ise Antares. Oluşturdukları üçgen sayesinde gökyüzündeki yerlerini kolaylıkla tespit edebilirsiniz. Bunlara ek olarak batı yönüne doğru bakacak olursak Jüpiter’i de görebiliriz.
Tam da final dönemine yaklaştığımız bu dönemde gayet makul (ya da duruma göre, fazlasıyla yersiz!) bir öneri gibi duruyor, değil mi? Douglas Adams’ın tüm o yazdıklarının ötesinde, kendisiyle özdeşleşen iki kısacık kelime bu: Öyle ki bilim kurgu yazınının en büyük ustalarından Arthur C. Clarke bunun insanlığa verilmiş en iyi nasihat olduğunu söylemiş. Peki kim bu Douglas Adams? Havlu Günü’yle ne ilgisi var? Havlunun GÜNÜ mü olurmuş?!
“Bir de başımıza 42 çıktı!”
Bilmiyor musunuz? ÇOK AYIP.
Neyse… Douglas Noel Adams, (nam-ı diğer DNA), ne tesadüf ki DNA’nın yapısının keşfinden azıcık önce doğmuş, Beatles ve Machintosh hayranı, doğa dostu, zamanında Doctor Who’nun da ucundan tutmuş İngiliz bir yazar. 1978’de BBC’de radyo serisi olarak başlayan Otostopçunun Galaksi Rehberi öyle çok tuttu ki 5 kitaplık bir “üçleme”ye, diziye, bilgisayar oyununa, tiyatro oyunlarına, çizgi romana, havluya ve hatta kıytırık bir Hollywood filmine bile uyarlandı. Komediyle bilim kurguyu harmanladığı kitaplarında ironinin ve geyiğin dibine vurdu ama bunları öyle sarsıcı tespitlerle birlikte yaptı ki ufkunuzun açılmaması için Vogon olmanız lazım. Yani kitapları okumadıysanız sahiden… anlayamazsınız… Okumanız gerek!
Ne mutlu ki final döneminde hiç ders çalışmadan kitaplarını okuyarak oyalanabileceğiniz kadar yazmış Douglas, hani bir gün kütüphanede çalışmaya karar verirsiniz falan 😉
(Bu kadarı da size yetmediyse, DNA’nın “deadline”ları yıkıp geçme alışkanlığını öğrendiğinizde kendisine belki biraz daha sempati besleyebilirsiniz…)
Demek isterdim ki Douglas Adams şu an üçlemenin sekizinci kitabını yaz(ama)makla meşgul. Fakat kendisi, 11 Mayıs 2001’de, henüz 49 yaşında geçirdiği kalp krizi yüzünden aramızdan ayrıldı. Bu zamansız kayıp, Pan Galactic Gargle Blaster’ın yarattığı etkiden bile daha büyük bir şokla DNA hayranlarını aldı götürdü. “Kayıp giden bu parlak dehayı nasıl anabiliriz?” fikrinin sonucu olarak da hayranları ölümünden iki hafta sonrasını, 25 Mayıs’ı, “Havlu Günü” yapmaya karar verdi.
Peki neymiş bu havlu ki bu kadar önemli? Kitapları okumadığımız ne kadar da belli! Bari Rehber’den kontrol etseydiniz… Rehber der ki:
“Bir havlu yıldızlararası seyahat eden bir otostopçunun sahip olabileceği neredeyse en işe yarar şeydir. Bir kere pratikte büyük değeri vardır – Jaglan Beta’nın soğuk aylarında yol alırken ısınmak için ona sarınabilirsiniz. Santraginus V’in ışıl ışıl mermer kumsallarında baş döndürücü deniz buharını içinize çekerken üzerine yatabilirsiniz; çöl dünyası Kakrafoon’un kıpkırmızı ışıldayan yıldızlarının altında onu üzerinize örtüp uyuyabilirsiniz; ağır ağır akan Moth ırmağı üzerinde seyrederken mini salınıza yelken yapabilirsiniz; yumruk yumruğa dövüşlerde kullanmak üzere ıslatabilirsiniz; zehirli gazlardan korunmak ya da Traal’ın kurt gibi acıkmış Cırtlak Canavarı’nın bakışlarından (aşırı aptal bir hayvandır, onu göremiyorsanız sizi göremediğini sanır ve sizi görmez – ot kadar aptal ama çok çok açtır) kaçmak için başınıza sarabilirsiniz; acil durumlarda havlunuzu imdat işareti olarak sallayabilirsiniz ve tabii ki, hala yeterince temiz görünüyorsa onu kullanabilirsiniz. …”
Peki, Havlu Günü’nde ne yapılır? Çok basit: 25 Mayıs’ta yanınıza bir havluyla gezin! Gerisi size kalmış; ister Radiohead’in Paranoid Android’ini dinleyin, ister birkaç arkadaşınıza Rehber’den bir kuple okuyun. Hatta kampüsümüzün kültürünü harmanlayıp havluyla otostop bile çekebilirsiniz. Çok mu saçma? Yok canım! Tam tersi, havluyla geçen bir günden sonra eminim bundan önce havlusuz nasıl yaşamışım diyeceksiniz. Hem Ankara’nın ülkemiz kadar (hadi abartmayalım) dengesiz mayıs havasını düşünürseniz, kurulanmak için gayet faydalı. En kötü, soranlara “döneme havlu attığınızı” söylersiniz (Yalan mı?).
Belki de KKM önünde elinizde havluyla otostop çekerken bir Vogon gemisi sizi alıp uzayın derinliklerine götürüverir, kim bilir?
ODTÜ Amatör Astronomi ve Tarih Toplulukları olarak, koskoca yorucu bir dönemin ardından, tam da finaller öncesi bir Beypazarı gezisi ile sizleri hem tarihi ve kültürü öğrenmeye hem de gökyüzü gözlemi yapmaya davet ediyoruz. ODTÜ’nün köklü ve çalışkan iki topluluğu, Amatör Astronomi ve Tarih Toplulukları olarak 30. yıllarımızı kutluyoruz, etkinliklerimize Beypazarı Gezisi ile devam ediyoruz! Beypazarı, Anadolu coğrafyasının İstanbul ve Ankara arasındaki bir bölgede, önemli bir kültürel geçiş ve etkileşim, ve tabii ekonomik bölgesinde bulunur. Bu gezimizde, Beypazarı’nın Romalılardan Selçuklulara onlardan da Osmanlılar ve Cumhuriyet dönemine kadar olan tarihi, sosyal, kültürel, şehirsel ve ekonomik gelişimine bakacağız. Ve yine Beypazarı’nın apaçık ve ışık kirliliğinden nispeten uzak gökyüzüne bakacağız. Yüzlerce yıllık konakları, çarşısı, fırınları, kıraathaneleri, insanları ve tertemiz gökyüzü ile capcanlı şehir hayatının yaşandığı bu kente yapacağımız gezimizi kaçırmayınız!
ODTÜ Bilim Toplulukları olarak bu yıl ikincisini düzenleyeceğimiz “II. ODTÜ Bilim Günleri” etkinliğimiz, 14-15 Mayıs 2016 tarihlerinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecektir. Herkesi bekleriz.
En son 2006 yılında gerçekleşen Merkür Geçişi, bu yıl 9 Mayıs’ta yeniden gözlendi. Biz de, kaptık teleskoplarımızı ve Merkür’ün gözlerimizin önünden süzülmesini bekledik. Hava çoğunlukla kapalıydı, açtığı zamanlarda da çok az gözlem fırsatımız oldu. Fakat yılmadık ve teleskoplarımızın başında bulutların geçmesini bekledik. Sonunda Güneş yüzünü gösterdi bize ve yaklaşık 45 dakika boyunca gözlem yapıp fotoğraf çekme şansımız oldu.
ODTÜ Merkür’ün Güneş önünden geçişini izliyor! En son 2006’da olan, bir sonraki ise 2019’da olacak bu nadir gök olayını özel teleskobumuz ile gözlemek isterseniz, izlemek için sizleri 15:00 ile 17:00 arasında ODTÜ Fizik Çimleri’ne bekleriz.
Her ne kadar eski yıllarda olduğu kadar olmasa da, şenlik havası ODTÜ’yü kaplamışken gökyüzüne bir selam vermeden olmaz derseniz, sizleri şenliğin son günü standımıza bekleriz! Hava raporları, gökyüzünün açık olacağını öngörmekte.
15:00-16:00 saatleri arası ODTÜ Çarşı önünde güneş teleskobu ile gözlem, 20:00-23:00 saatleri arasında da Fizik Çimleri’nde Jüpiter Gözlemi yapacağız. (22:00’dan sonra gökyüzünde belirginleşecek olan Mars’a da duruma göre bakılabilir) İyi Şenlikler! Bol yıldızlı geceler!