gokyuzu.org

Juno, Kocası Jüpiter’e Kavuşurken

2011 yılının bir yaz gününde başlamıştı macera. ATLAS V Roketi, içinde Rus yapımı bir itiş motoruyla Soğuk Savaş Dönemi insanlarının duysalar inanmayacakları bir uluslararası işbirliği ile taşımıştı Juno Uzay Aracı’nı kozmik okyanusun kıyısına. JUpiter Near-polar Orbiter, yani Juno, Jüpiter gezegenine duyduğumuz merakı gidermenin ve kafamızdaki sorulara cevap bulmanın oldukça önemli bir yolu olacak. 4 buçuk yıllık yolculuğun ardından nihayet gerekli yörüngeye oturmak üzere olan Juno’nun, 4 Temmuz günü istenilen yörüngeye tam olarak oturması beklenmekte. Peki, Juno tam olarak neyi araştıracak?

Galileo Uzay Aracı Temiz odada. NASA 1983

Jüpiter, güneş sistemimizdeki en büyük gezegendir, bu tür gaz gezegenlere gaz devler adı verilir. Gaz devlerin (Jovian) bileşenlerinin ne olduğunu genel olarak bilmekteyiz ve nasıl oluştuklarını az çok tahmin etmekteyiz. Ancak elimizdeki gerçek deliller ve bilgiler oldukça kısıtlı. Birçok görece ilkel denecek denemelerin ardından 1989’da Galileo Uzay Aracını yolladık Jüpiter’e. Bu araçlar orta çağlarda okyanusa açılan kâşiflerimizdi Carl Sagan’ın deyişiyle. Robot kâşifimiz Gelileo, bizlere uzak diyarların şarkılarını söylüyordu yani. Galileo sayesinde Jüpiter’in uyduları ile yaptıkları kütle çekimsel etkiler hakkında oldukça detaylı fikir sahibi olabildik. Ayrıca Jüpiter’in çekirdeğindeki aktiflik sebebiyle oluşan devasa manyetik alanlar hakkında da fikirler vermeyi başarmıştı Galieo, gezegenden uzaklığını bir azaltıp bir arttırarak. Ayrıca uzay aracının Jüpiter’in uyduları Io’ya ve Europa’ya yaptığı yakın geçişler ile bu uyduların yapılarındaki kil benzeri minerallerin içeriğini anlamayı başardık. Ancak tüm bu ölçümler cihaza zarar vermişti. Daha güçlü, bir başka cihaz gerekiyordu.

Şu ana kadar bir uzay aracına takılmış en büyük Güneş Panelleri, Juno’nun kanatları

Tam bu noktada, ismini tanrılar tanrısı Jüpiter’in karısından alan Juno Projesi için düğmeye basıldı. Bu seferki uzay aracı diğerlerine göre daha farklı olacaktı. Jüpiter’e gidecek uzun yol sırasında elde edilecek tüm enerji Güneş Panelleri aracılığıyla üretilecekti ve şu ana kadar bir uzay aracının sahip olduğu en geniş Güneş Panellerine sahip olacaktı. Bu sayede Juno’nun “kanatları” şu anda 12.000 Watt Elektrik üretebilme kabiliyetine sahip. Bu da hala Kömür, Doğal Gaz gibi kaynaklara yatırım yapan ülkelere ders niteliği taşıyor.

Bu bayrak yarışında Galileo’nun bıraktığı yerden araştırmaları üstlenecek ve Jüpiter üzerinde oynadığımız bu yapboz oyunundaki kayıp parçaları bulmamıza yardım edecek olan Juno’nun, bu kapsamda şu bilgileri elde etmesi planlanmakta:

•Jüpiter atmosferinde su var mı araştırmak, sistem içindeki Oksijen-Hidrojen oranını belirlemek.

•Jüpiter’in çekirdeğinin nasıl oluştuğunu anlamaya çalışmak, kaya kısımlarında su, organik madde ve hatta yaşamın var olma olasılıklarını araştırmak.

•Jüpiter’in çekirdeğinin kütlesini daha az hata payı ile hesaplamayı sağlamak. Bu sayede Güneş Sistemimizi yaratan büyük yıldızın yapısı hakkında daha detaylı bilgiler edineceğiz.

•Jüpiter üstünde oluşan auroraların gözlenmesi amaçlanıyor.

•Juno aracının topladığı veriler sonucunda Jüpiter’in bütün olarak ve ayrıntılı bir şekilde kütle çekimsel alan haritası çizmek istenmekte.

•Kütle çekimi haritası tek başına yetmiyor tabi. Manyetik alan etkinlerinin de ayrıntılı olarak haritalanması planlanıyor.

•Yapı-Tarama(Frame-Dragging) yöntemi ile Jüpiter’in açısal momentumunu hesaplama.*

•Saatte 614 km hıza ulaşan Jüpiter içindeki dev fırtınaların nasıl oluştuğunu ve bu hız ile enerjiyi nasıl koruyabildiğini anlamak.

Tüm bu bahsedilenler tam anlamıyla elde edilebilir ise gaz gezegenlerin davranışları hakkında daha detaylı bilgilere erişebileceğiz ve bu bilgilerden yola çıkarak Güneş çevresinde olmayan öte-gaz gezegenlerin yapıları hakkında daha tutarlı tahminlerde bulunabileceğiz.

Juno Uzay Aracının ardında Amerikan Güneybatı Araştırma Enstitüsü (Southwest Research Institute), NASA’nın Jet İtki Laboratuarı (Jet Propulsion Laboratory), Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü ve Hawaii Üniversitesi’nden çeşitli mühendisler, uçuş komutanları, fizikçiler ve kimyacılar bulunmakta. Bu oldukça geniş katılımlı çalışma sayesinde NASA’nın Goddard Uçuş Merkezi’nde inşa edilen ve fırlatılan aracın tüm masrafları, yukarıda ismi geçen kurumlara 1.1 Milyar Dolara mal oldu. Bu miktar Diyanet İşleri Başkanlığı 2015 Yılı Bütçesinin yaklaşık 5’te 1’ine tekabül etmekte.

Temmuz 2016’da görevini başlaması beklenen Juno, etrafında sürekli olarak dönen Güneş Panellerine sahip tasarımı ile Jüpiter’in çevresini tam 32 defa turlayacak ve zaman zaman Jüpiter’in üst tabakasındaki bulutlardan 5.000 km uzakta olacak kadar gezegene yaklaşacak. Tüm bu serüven gerçekleşirken içinde buluna ekipmanlar ile veri alacak ve bir yıllık bir süre içinde gerekli verilerin tümünün elde edilmesi hedeflenmekte. Juno, bünyesinde;

•Yerçekimi kuvvetini ölçerek haritalama yapan bir sensör

•Elektromanyetik radyasyonu ölçen bir radyometre

•Birim alana düşen manyetik alan şiddetini ölçen bir Magnetometre

•Plazma ve iyonlaşmış parçacıkları yakalayan bir detektör

•Morötesi ve Kızılötesi ışın detektörleri

•Optik kamera

Barındırmakta. Bu kadar çok analiz cihazını aynı anda çalıştırmak ve elde edilen verileri hızlı bir şekilde göndermek oldukça fazla elektrik gerektirir. Bu noktada Juno’nun yeni nesil Güneş Panelleri devreye girmekte. Daha önceki Silikat bazlı Güneş Panellerine kıyasla 30 kat daha yüksek verimle elektrik üreten bu cihazlar, Jüpiter’e giden uzay araçları için özel olarak üretildi ve yakın zamanda halkın kullanabilmesi için seri üretime de geçilmesi de planlanmakta. Jüpiter’e Dünya’ya kıyasla 20-30 kat daha az Güneş ışığının ulaştığından bahsetmek gerekir.

Bir Uzay Aracı Jüpiter’e Nasıl Gidebilir?

Takdir edersiniz ki Jüpiter arabanıza atladığınızda bir günlük yolculuk ile varabileceğiniz bir yer değil. Ayrıca kafamızda canlanan yolculuk kavramı günümüzdeki Uzay Yolculukları için pek uygulanabilir değil. Güneş Sisteminin derinliklerine gidecek uzay araçları, enerji harcamadan gidebilmek için kütle çekimini temel itiş gücü olarak kullanmakta. Bir gökcismine yaklaşan uzay aracı, o cismin kütle çekimi etkisine yakalanıyor ve sürekli hızlanıyor. Ancak cismin içine girmeden yörüngede olcukça yakın bir tur attığında, tıpkı bir sapanın taşı fırlatışı gibi gök cismi, uzay aracını fırlatıyor. Juno da aynen bu şekilde Dünya’yı “sapan”ı olarak kullandı. Bu şekilde sürtünmenin yok denecek kadar az olduğu uzayda ek bir enerji harcamadan seyahat edebilirsiniz. Aşağıda Juno’nun hareket rotasını görmek mümkün.

Juno Projesi’nin önemli birkaç sorunu var. İlk olarak, bahsettiğimiz Güneş Panelleri daha önce hiç böyle bir uzay programında kullanılmamıştı ve herhangi bir sorunla karşılaşılmaması umut edilmekte. Şu ana kadar böyle bir sorunla karşılaşılmadı ancak yerde bulunan ekip, her türlü olasılığı gözden geçirmekte. İkinci olarak da, Jüpiter’in elektromanyetik alanını ortaya çıkarmak kolay bir iş değil. Özellikle gezegenin kutup bölgelerinde bulunan yüksek radyasyon alanları, Juno için tehlike oluşturmakta. Bu bölgelerin nerelerde oluşacağı önceden hesaplanıp, uzay aracının rotasını anlık olarak o bölgelerden uzak kalacak bir biçimde çizilmesi gerekecek. Fakat bu durum için de yer ekibi hazır. Juno’yu hazırlayan mühendis ekibi, uzay aracını çok güçlü ve iki yanda bulunan büyük itiş motorları ile donattı. Bu motorlar devreye girdiğinde anlık olarak rota değiştirme mümkün olacak. Ayrıca bu noktada, Juno’nun tam kapasite çalıştığında Jüpiter’in bir kutbundan diğerine çok kısa sürede gidebilecek.

Juno’nun içinde, bilimsel ölçüm cihazlarının yanı sıra, iletişimi sağlayacak antenler de bulunmakta. Saniyede 54 Megabit hızda veri gönderebilme kabiliyetine sahip bu cihazlar çok düşük enerjilerde bir sorun çıktığında bile veri gönderebilecek şekilde ayarlanmış durumda. Tüm bu teknik ekipmanlar ile beraber Juno, bir de İtalya Uzay Ajansı’na ait plaka bulundurmakta. Plaka’da Jüpiter’i ve uydularını bir teleskop ile ilk defa gören Galileo’nun el yazısıyla onları tarif ettiği not defterinin taratılmış bir hali bulunmakta. Galileo, tam bir ay boyunca aynı saatte ve aynı yerde Jüpiter’i teleskobu ile izlemiş, ardından da çevresindeki cisimlerin, Jüpiter çevresinde hareket ettiğini fark etmişti. Bu ise Galileo’nun kaleminden şöyle tercüme edilebilir:

“…Ayın 11’inde baktığımda Jüpiter’e en yakın konumda bulunan ‘yıldız’ın, gezegene olan uzaklığını arttırdığını gördüm. Civarındaki diğer ufak yıldızlar da, uzaklıklarını neredeyse yarıya indirmişlerdi. Tüm bu gözlemlerimden anlayabildiğim kadarıyla söyleyebilirim ki Jüpiter’in etrafında dört tane yıldız var ve dördü de bir şekilde bu gezegenin etrafında belirli bir düzen çerçevesinde hareket etmekte. … …”

Juno, yukarıdaki yazının Latince olarak yazılı olduğu plaka ile Jüpiter’in en büyük 4 uydusu olan Galileo Uydularına selam verecek. Bu planların dışında Juno; Galileo’yu, tanrı Jüpiter’i ve eşi Juno’yu sembolize eden LEGO figürler bulundurmakta. Ancak LEGOlar, plastikten yapıldığından ve plastiğin bunca yola dayanmama ihtimali olduğundan şirket, bu özel üç LEGO’yu Aliminyum metal alaşımlarından yaptı. Bu özel seri LEGO’lardan sınırlı sayıda satışa da çıkarıldı Juno ilk kez fırlatıldığında.

Jüpiter Bilimciler ve Öte-Gezegen çalışan astrofizikçiler, Juno’nun kocası Jüpiter’e kavuşmasını dört gözle bekliyorlar. Elde edilecek tüm veriler sayesinde bilgi dağarcığımızı arttırarak sonraki nesillere daha geniş kapsamlı bir bilimsel yapı bırakabileceğiz. Böyle son derece ciddi bilimsel araştırmalarda bile kültürümüzü temsil eden figürler götürüyor olmamız, bizden önce gelenlere saygımızı iletiyor olmamız da, uluslar arası bir toplum yaratmaya başladığımız şu günlerde, nasıl bir toplumsal kültür oluşturmamız gerektiğini göstermekte.

Medeniyetimiz, kültürünü ve binyılların mirasını kendi Güneş Sistemine yaymaya devam ederken, bilgi dağarcığımız da aynı hızda artmaya devam etmekte. Koşar adımlarla bilim dolu bir geleceğe adım atabilecek güzel bir potansiyelimiz varken, bu bilgileri edinebilecek ve ilerlemeye katkı sağlayabilecek insan kitlelerinin daha da artmasını umut etmek, bu değerli gaye ve gelecek, uğruna yılmadan çalışmaya değer.

Her zaman daha da ileriye!

*: Genel Görelilik Kuramı’na 1918 yılında yapılan eklemeden sonra gelen Frame-Dragging yöntemi ile Einstein alan denklemlerinin bazı çözümleri, bizlere kütle çekimi ve manyetik alan değerlerini bildiğimiz bir cismin açısal momentum değerlerini de hesaplamamıza olanak tanımakta.

Yazan: Özgür Can Özüdoğru

Kaynaklar: NASA, Juno Sayfası

Bu sayfadan, Juno’nun şu anda nerede olduğunu görebilirsiniz

Güney Batı Araştırma Enstitüsü Juno Sayfası

“Not: Bu yazı Bilim ve Gelecek Dergisi Haziran 2016 Sayısında yayınlanmıştır.”

NASA, Hubble Uzay Telekobu’nun Bilim Çalışmaları Sözleşmesini Uzatıyor

NASA, sözleşmeye bağlı olarak Hubble Uzay Teleskobu’nun görev süresini 5 yıl uzatıyor. Ajans, tek kaynak sözleşme uzatılmasını Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü’nün (STSCI) Baltimore’da yürütülen Hubble bilim çalışmalarının devamına destek olmak için Üniversiteler Birliği Astronomi Araştırmaları’na (AURA) perşembe günü verdi.

Bu eylem, performans süresini 1 Temmuz’dan 30 Haziran 2021’e kadar uzatıyor. Sözleşme değeri, toplam 2.03 milyar dolardan yaklaşık 196.3 milyon dolar artacak.

Hubble Uzay Teleskobu

Telif Hakkı: NASA

Bu sözleşme uzatımı, Uzay Telekobu Bilim Enstitü’nün Hubble görevinin, bilim programının devamı için gereken işi kapsayacak. Bu destek, Hubble için bilim sistem mühendisliğinin yürütülmesi için gereken ürün ve servisleri, bilim zemin sistem geliştirme, bilim operasyonları, bilimsel araştırma, hibe yönetimi ve kamu sosyal desteğini; Uzay Teleskopları için Mikulski Arşivi görevlerine veri arşivi desteği içeriyor.

Hubble, 2009’daki son uzay mekiği servisi görevinden beri her zamankinden daha iyi. Hubble’ın, 2020’lere kadar değerli veri sağlayabilmesi; tarihteki yerini, kendi güneş sistemimizden uzak evrene kadar menzili olan, müthiş bir genel amaçlı gözlemci olarak garantilemesi bekleniyor.

2018’de, NASA’nın James Webb Uzay Teleskopu, Hubble keşiflerinin efsanesi üzerine katkıda bulunarak ve evrenin bazı büyük sırlarını deşifre etmede yardımcı olarak dünya çapında astronomlara hizmet etmek üzere 2020’lerin öncül gözlemcisi olarak uzaya fırlatılacak.

Nasa ve ajans programlarıyla ilgili bilgi almak için : http://www.nasa.gov

Çevirme İşlemi: Güzin Turkay

Kaynak: NASA

Dünya’nın En Büyük Teleskobu E-ELT İçin Sözleşme İmzalandı

Bugüne kadar inşa edilen optik teleskoplardan en büyüğünün inşası yakında başlayacak.

Bugün(25 Mayıs), Avrupa Güney Gözlemevi(ESO) Şili’deki Atacama Çölü’nün dağlarında kurulacak olan dünyanın en büyük teleskobunun kubbesini ve ana tesisini inşa etmesi için bir müteahhit seçtiğini duyurdu.

European Extremely Large Telescope(E-ELT)

Telif Hakkı: ESO

E-ELT(European Extremely Large Telescope)’nin birincil aynasının çapı 39 metre olacak. Kıyaslama yapacak olursak, günümüzde faaliyet gösteren optik teleskopların ayna çapları 10 metre mertebesinde. Dünya’nın gökyüzündeki en büyük gözü olarak da adlandırılan E-ELT optik ve kızılötesi dalgaboyunda araştırma yapacak.

E-ELT gibi devasa teleskoplar evrenin optik resimlerinin çözünürlüğünü artıracak, bilim insanlarına evreni anlamaları için daha önce hiç olmadığı kadar izin verecek. En sönük ve çok uzaklardaki cisimleri araştırmalarını ve fizikteki, astronomideki, kozmolojideki çözülmemiş soruları cevaplayabilmelerini sağlayacak.

E-ELT ile diğer teleskop kubbelerinin karşılaştırılması.

Telif Hakkı: ESO

Hazırlayan: Seda Baştürk

Kaynak: space.comESO

Hindistan Mini Uzay Mekiği Fırlatıyor

Pazartesi günü, Tekrar Kullanılabilir Fırlatma Aracı(RLV-TD) Sriharikota, Hindistan’dan fırlatıldı.

Telif Hakkı: EPA

Hindistan insansız bir uzay mekiği fırlatarak, tekrar kullanılabilir uzay aracı geliştirme yarışına katılmış oldu. 7 metrelik model araç Andhra Pradesh’den fırlatıldı ve denize düşmeden önce atmosferde yaklaşık 70km(43 mil) yüksekliğe çıkması bekleniyor.

Nasa uzay mekiği programını 2011’de durdurduğundan beri alternatif tekrar kullanılabilir uzay araçları tasarlanmasında uluslararası ölçekte büyük bir rekabet var. Bu gibi araçların yapılması, uzay araştırmalarının masraflarını ciddi derecede azaltabilir. Son zamanlarda Hindistan uzay programlarına önemli miktarda araştırma olanağı ve kaynak ayırıyor. 2013’de fırlattıkları olan ve Mars’ın yörüngesine oturan uydu, şimdiye kadar yapılmış olanlardan en yüksek standartlısı oldu. Bu gelişmelerin ardından tamamen tekrar kullanılabilir olan bir uzay mekiğinin, bu yüzyıl içinde fırlatılabilmesi umuluyor.

Hipersonik Hız

Pazartesi günü fırlatılmış olan Tekrar Kullanılabilir Fırlatma Aracı (RLV-TD)Sriharikota’dan yapıldı.

Telif Hakkı: @NARENDRAMODI

1.75 tonluk olan uzay aracının uçuşu atlatması beklenmiyordu, yalnızca Hindistan Uzay Araştırmaları Örgütü’nün hipersonik hızlar ve otomatik inişle ilgili önemli bilgiler toplaması için tasarlanmıştı. Bu model son beş yıl içinde yaklaşık olarak 1 milyar rupi ($14m; £9.6m; ₺44m) harcanarak geliştirilmişti. Bu gelişmelerin sonucunda Başbakan Narendra Modi, bilim insanlarının gayretli çalışmalarını övdü.

ABD uzay mekiği programlarını durdurduğundan beri, milyarder Elon Musk’ınSpeaceX şirketi ya da Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin’i gibi özel şirketler açığı kapatmaya çalışıyor. Fakat bu şirketlarin çalışma alanları yatay iniş yapabilen kanatlı araçlar yapmanın aksine, genellikle geleneksel roktetleri tekrar kullanabilir yapmak üzerine.

Ayrıca Japonya, Avrupa ve Rusya da benzer uzay mekiği teknolojilerini test etme aşamasındalar.

Çevirme İşlemi: Mina Meşe

Kaynak: BBC News India

Son 10 Yılın En Parlak Mars’ı

Akşamları gökyüzünü süsleyen gezegenlerden biri olan Mars, neredeyse Jüpiter kadar parlak görünüyor. -2.06 görünür parlaklığıyla son 10 yılın en parlak Mars’ını, güneydoğu yönüne baktığımızda kırmızı rengi sayesinde ayırt edebiliriz. Kızıl gezegenin parlaklığı günler ilerledikçe azalacak ancak yine de parlak Mars’ı görmek için vaktimiz var. Kızıl gezegene eşlik eden iki gökcismi daha var! Akrep Takımyıldızı’nın kalbi olarak da bilinen Antares ile Satürn. Görselde görüldüğü gibi, bu üç gökcisminden en yüksekteki Mars, en soldaki Satürn, diğeri ise Antares. Oluşturdukları üçgen sayesinde gökyüzündeki yerlerini kolaylıkla tespit edebilirsiniz. Bunlara ek olarak batı yönüne doğru bakacak olursak Jüpiter’i de görebiliriz.

Gökyüzünüz açık olsun!

Telif Hakkı: EarthSky

Kaynak: EarthSky

25 Mayıs, Havlu Günü

DON’T PANIC!

*Paniğe kapılma!

Tam da final dönemine yaklaştığımız bu dönemde gayet makul (ya da duruma göre, fazlasıyla yersiz!) bir öneri gibi duruyor, değil mi? Douglas Adams’ın tüm o yazdıklarının ötesinde, kendisiyle özdeşleşen iki kısacık kelime bu: Öyle ki bilim kurgu yazınının en büyük ustalarından Arthur C. Clarke bunun insanlığa verilmiş en iyi nasihat olduğunu söylemiş. Peki kim bu Douglas Adams? Havlu Günü’yle ne ilgisi var? Havlunun GÜNÜ mü olurmuş?!

“Bir de başımıza 42 çıktı!”

Bilmiyor musunuz? ÇOK AYIP.

Neyse… Douglas Noel Adams, (nam-ı diğer DNA), ne tesadüf ki DNA’nın yapısının keşfinden azıcık önce doğmuş, Beatles ve Machintosh hayranı, doğa dostu, zamanında Doctor Who’nun da ucundan tutmuş İngiliz bir yazar. 1978’de BBC’de radyo serisi olarak başlayan Otostopçunun Galaksi Rehberi öyle çok tuttu ki 5 kitaplık bir “üçleme”ye, diziye, bilgisayar oyununa, tiyatro oyunlarına, çizgi romana, havluya ve hatta kıytırık bir Hollywood filmine bile uyarlandı. Komediyle bilim kurguyu harmanladığı kitaplarında ironinin ve geyiğin dibine vurdu ama bunları öyle sarsıcı tespitlerle birlikte yaptı ki ufkunuzun açılmaması için Vogon olmanız lazım. Yani kitapları okumadıysanız sahiden… anlayamazsınız… Okumanız gerek!

Ne mutlu ki final döneminde hiç ders çalışmadan kitaplarını okuyarak oyalanabileceğiniz kadar yazmış Douglas, hani bir gün kütüphanede çalışmaya karar verirsiniz falan 😉

(Bu kadarı da size yetmediyse, DNA’nın “deadline”ları yıkıp geçme alışkanlığını öğrendiğinizde kendisine belki biraz daha sempati besleyebilirsiniz…)

Demek isterdim ki Douglas Adams şu an üçlemenin sekizinci kitabını yaz(ama)makla meşgul. Fakat kendisi, 11 Mayıs 2001’de, henüz 49 yaşında geçirdiği kalp krizi yüzünden aramızdan ayrıldı. Bu zamansız kayıp, Pan Galactic Gargle Blaster’ın yarattığı etkiden bile daha büyük bir şokla DNA hayranlarını aldı götürdü. “Kayıp giden bu parlak dehayı nasıl anabiliriz?” fikrinin sonucu olarak da hayranları ölümünden iki hafta sonrasını, 25 Mayıs’ı, “Havlu Günü” yapmaya karar verdi.

Peki neymiş bu havlu ki bu kadar önemli? Kitapları okumadığımız ne kadar da belli! Bari Rehber’den kontrol etseydiniz… Rehber der ki:

“Bir havlu yıldızlararası seyahat eden bir otostopçunun sahip olabileceği neredeyse en işe yarar şeydir. Bir kere pratikte büyük değeri vardır – Jaglan Beta’nın soğuk aylarında yol alırken ısınmak için ona sarınabilirsiniz. Santraginus V’in ışıl ışıl mermer kumsallarında baş döndürücü deniz buharını içinize çekerken üzerine yatabilirsiniz; çöl dünyası Kakrafoon’un kıpkırmızı ışıldayan yıldızlarının altında onu üzerinize örtüp uyuyabilirsiniz; ağır ağır akan Moth ırmağı üzerinde seyrederken mini salınıza yelken yapabilirsiniz; yumruk yumruğa dövüşlerde kullanmak üzere ıslatabilirsiniz; zehirli gazlardan korunmak ya da Traal’ın kurt gibi acıkmış Cırtlak Canavarı’nın bakışlarından (aşırı aptal bir hayvandır, onu göremiyorsanız sizi göremediğini sanır ve sizi görmez – ot kadar aptal ama çok çok açtır) kaçmak için başınıza sarabilirsiniz; acil durumlarda havlunuzu imdat işareti olarak sallayabilirsiniz ve tabii ki, hala yeterince temiz görünüyorsa onu kullanabilirsiniz. …”

Peki, Havlu Günü’nde ne yapılır? Çok basit: 25 Mayıs’ta yanınıza bir havluyla gezin! Gerisi size kalmış; ister Radiohead’in Paranoid Android’ini dinleyin, ister birkaç arkadaşınıza Rehber’den bir kuple okuyun. Hatta kampüsümüzün kültürünü harmanlayıp havluyla otostop bile çekebilirsiniz. Çok mu saçma? Yok canım! Tam tersi, havluyla geçen bir günden sonra eminim bundan önce havlusuz nasıl yaşamışım diyeceksiniz. Hem Ankara’nın ülkemiz kadar (hadi abartmayalım) dengesiz mayıs havasını düşünürseniz, kurulanmak için gayet faydalı. En kötü, soranlara “döneme havlu attığınızı” söylersiniz (Yalan mı?).

Belki de KKM önünde elinizde havluyla otostop çekerken bir Vogon gemisi sizi alıp uzayın derinliklerine götürüverir, kim bilir?

Yazan: Çağatay Kerem Dönmez

Tarihi Beypazarı Gezisi ve Gökyüzü Gözlemi

ODTÜ Amatör Astronomi ve Tarih Toplulukları olarak, koskoca yorucu bir dönemin ardından, tam da finaller öncesi bir Beypazarı gezisi ile sizleri hem tarihi ve kültürü öğrenmeye hem de gökyüzü gözlemi yapmaya davet ediyoruz. ODTÜ’nün köklü ve çalışkan iki topluluğu, Amatör Astronomi ve Tarih Toplulukları olarak 30. yıllarımızı kutluyoruz, etkinliklerimize Beypazarı Gezisi ile devam ediyoruz! Beypazarı, Anadolu coğrafyasının İstanbul ve Ankara arasındaki bir bölgede, önemli bir kültürel geçiş ve etkileşim, ve tabii ekonomik bölgesinde bulunur. Bu gezimizde, Beypazarı’nın Romalılardan Selçuklulara onlardan da Osmanlılar ve Cumhuriyet dönemine kadar olan tarihi, sosyal, kültürel, şehirsel ve ekonomik gelişimine bakacağız. Ve yine Beypazarı’nın apaçık ve ışık kirliliğinden nispeten uzak gökyüzüne bakacağız. Yüzlerce yıllık konakları, çarşısı, fırınları, kıraathaneleri, insanları ve tertemiz gökyüzü ile capcanlı şehir hayatının yaşandığı bu kente yapacağımız gezimizi kaçırmayınız!

Etkinlik Bağlantısı:

II. ODTÜ Bilim Günleri

Pek değerli bilim severler,

ODTÜ Bilim Toplulukları olarak bu yıl ikincisini düzenleyeceğimiz “II. ODTÜ Bilim Günleri” etkinliğimiz, 14-15 Mayıs 2016 tarihlerinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecektir. Herkesi bekleriz.

MERKÜR’LÜ GÜNEŞ TUTULMASI

En son 2006 yılında gerçekleşen Merkür Geçişi, bu yıl 9 Mayıs’ta yeniden gözlendi. Biz de, kaptık teleskoplarımızı ve Merkür’ün gözlerimizin önünden süzülmesini bekledik. Hava çoğunlukla kapalıydı, açtığı zamanlarda da çok az gözlem fırsatımız oldu. Fakat yılmadık ve teleskoplarımızın başında bulutların geçmesini bekledik. Sonunda Güneş yüzünü gösterdi bize ve yaklaşık 45 dakika boyunca gözlem yapıp fotoğraf çekme şansımız oldu.

ODTÜ AAT Merkür Geçişi Gözlemi

ODTÜ Merkür’ün Güneş önünden geçişini izliyor! En son 2006’da olan, bir sonraki ise 2019’da olacak bu nadir gök olayını özel teleskobumuz ile gözlemek isterseniz, izlemek için sizleri 15:00 ile 17:00 arasında ODTÜ Fizik Çimleri’ne bekleriz.

Etkinlik Bağlantısı: