gokyuzu.org

Küçük, Yer – Merkezli Teleskoplar Üç Ötegezegen Görüntüledi

Gökbilimciler, küçük ve sade ekipmana sahip bir teleskopla bizim Güneş’imizin ötesinde,  bir yıldız etrafında dolanmakta olan üç gezegenin bir görüntüsünü yakaladı. Bu sürpriz başarıya, San Diego şehrinin kuzeyindeki Palomar Gözlemevi’nde bulunan Hale Teleskopu’nun ufak yardımını alan NASA’nın Kaliforniya – Pasadena’daki Jet İtki Laboratuvarı’nda (Jet Propulsion Laboratory – JPL) çalışan bir ekip tarafından ulaşıldı.

Bu görüntüde 120 milyon ışık yılı uzaklıktaki yıldızın üç gezegeni görülüyor. HR8799 yıldızı “X” işareti ile gösteriliyor. Telif Hakkı : NASA/JPL-Caltech/Palomar Gözlemevi

Daha önce biri 10 metrelik Keck Gözlemevi’ndeki teleskoplardan bir tanesi diğeri 8 metrelik Gemini Kuzey Gözlemevi’ndeki teleskop olmak üzere dünyadaki en büyük teleskoplardan ikisi kullanılarak bu gezegenlerin görüntüleri elde edilmişti. HR 8799 yıldızı etrafında dolanmakta olan bu gezegenler doğrudan görüntülenen ilk gezegenler olma özelliğini taşıyor ve bu keşif Kasım 2008’de duyurulmuştu.

Bundan önceki görüntüleri kızılötesi ışıkla alınan gezegenlerin bu yeni görüntüleri ise Hale Teleskopu’nun aynasının sadece 1.5 metre çapındaki kısmı kullanılarak alındı. Bu gökbilim ekibi, böyle küçük bir aynayı son teknolojiyle birlikte kullanabilmek için titizlikle çalıştılar ve iki teknik kullandılar: uyarlamalı optik ve bir koronagraf (yıldızın parlamasını önlemek ve çevresindeki daha sönük gezegenleri ortaya çıkarmak için kullanılır). JPL’de astrofizikçi olarak çalışan Gene Serabyn, “ Bizim kullandığımız teknik, gezegenlerin daha yakından görüntülerinin alınması için büyük, yer – merkezli teleskoplarda da kullanılabilir ya da parlak yıldızların yakınındaki olası Dünya benzeri gökcisimlerinin bulunması için küçük teleskoplarda kullanılabilir.” diyor. Serabyn ayrıca Nature dergisinin 15 Nisan’da yayınlanacak sayısında bulguların yer aldığı raporun baş yazarı.

Gökbilimciler, Güneş Sistemi’mizin ötesindeki gezegenlerin bir fotoğrafını çekebilmek için  Palomar Gözlemevi’ndeki (San Diego şehrinin kuzeyinde) Hale Teleskopu’nun küçük bir kısmından yararlandılar. (Resmi büyültmek için üzerine tıklayınız) Telif Hakkı : Caltech/Palomar Gözlemevi

HR8799 b, c ve d olarak adlandırılan bu üç gezegenin, Jüpiter gibi gaz devi oldukları düşünülüyor, ancak ondan daha ağırlar. Yıldızlarının etrafında Güneş ile Yer arasındaki uzaklığın yaklaşık 24, 38 ve 68 kez daha uzağında dolanıyorlar ( Jüpiter ise yaklaşık Güneş-Yer uzaklığının 5 katı kadar uzaklıkta ). Dünya gibi katı gezegenlerin yıldızlarına yakın dolanma olasılığı vardır ancak şu anki teknolojiyle yıldızlarının parlaklığından onları görmek olanaksızdır. HR 8799 yıldızı bizim Güneş’imizden biraz daha ağır ve Güneş’in 4.6 milyar yıllık yaşıyla karşılaştırılırsa daha genç ( yaklaşık 60 milyon yıl ). Kahraman (Perseus ) Takımyıldızı’nda 120 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Bu yıldızın gezegen sistemi hala etkin, geçen yıl NASA’nın Spitzer Uzay Teleskopu’nun da ortaya çıkardığı üzere gökcisimleri birbirleriyle çarpışmaya devam ediyor. Tıpkı fırından yeni çıkmış ekmekler gibi, gezegenler hala sıcak ve teleskopların görmelerini sağlayan kızılötesi radyasyon yaymaya devam ediyorlar.

Kaynak : NASA

Yuri’s Night Reloaded – Kostümlü Parti

Uzaya Çıkmayan Kalmayacak!!!

(Yer ve program değişikliği yapılmıştır)

Rus Kozmonot Yuri Gagarin’in uzaya çıkışının 49. yıldönümünde uzaya çıkmayan kalmayacak.

‘Yuri’s Night Reloaded – Kostümlü Parti’

(isteğe bağlı olarak ödüllü)

Bütün Dünya’da kutlanan ‘Yuri’s Night’ etkinliğinin Türkiye ayağı olan ‘Yuri’s Night Reloaded’ herkese farklı bir deneyim tattıracaktır. Gece boyunca gerek görsel gerekse simulatif bir çok sürpriz, katılımcılara unutamayacakları bir gece yaşatacaktır.

Albüm tanıtım konseriyle saat 22:00’da KORA, saat 1:00’da da ZAKKUM konserleri olacaktır.

En yaratıcı kostüm yarışmasının galibine 1 şişe viski hediye edilecektir.

Bunun haricinde de sürpriz hediyeler konukları beklemektedir.

Tarih: 16 Nisan 2010 Cuma
Yer: 312 Concept Selanik Cd. No:70
Kapı Açılış: 20:00
Giriş: 15 TL (50 cl Efes + Sex on the beach dahil)
(50 cl Efes : 3.5 TL)

Ulaşım yerleşkeden sağlanan ringlerle yapılabilecek!

Hareket Saati: 19:30 (Sunshine önünden)
İstendiğinde kostüm, maske, makyaj, aksesuar vb. sağlanacaktır. (Sınırlı sayıda)

Bilet Satış Noktaları:
• ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu Odası Fizik Böl. Zemin kat Z-26
• 312
• ODTÜ Standları:
12-13 Nisan Pazartesi – Salı: Hazırlık Binası
14 Nisan Çarşamba: Kütüphane
15-16 Nisan Perşembe – Cuma: ODTÜ Çarşı

Etkinliğin dünya sayfasına buradaki linten çıkan haritadan Ankara üzerine gelerek ulaşabilirsiniz.

Gün Batımı Gezegenleri

Güneş Sistemi’nin en içteki gezegenleri güzel bir şova hazırlanıyor.

30 Mart’taki Venüs – Merkür yakınlaşması. Bu görüntü Japonya – Saitama’da alındı. Telif Hakkı : Mitsuo Muraoka

Bu hafta Merkür, Güneş’in parlamasıyla ortaya çıkıyor ve Venüs’le düz bir hat üzerinde yel alıyor. Hafta sonunda ise, bu iki gezegen birbirinden sadece 3 derece uzaklıkta bulunuyor ve gün batımının koyu mavi alacakaranlığında gökyüzünün göz alıcı çifti oluyorlar.

Bu gezegenleri, en iyi 3 ve 4 Nisan günleri gözleyebilirsiniz. Günün sonunda dışarı çıkın ve batı yönüne bakın.  Alacakaranlıkta ilk önce Venüs parlıyor, ince bulutlarından ardından görülebilecek kadar. Ardından Merkür onu takip ediyor (Haritada gösteriliyor).

4 Nisan Akşamı Batı Ufku

Venüs, gökyüzü gözlemleri için eski bir arkadaş; Merkür de öyle sayılabilir. Güneş’ten itibaren ilk gezegenimiz Merkür, çoğu zaman Güneş ışığına maruz kalıyor. Ancak bu tarihlerde onu gözlemek kolay olacak ve Venüs’le gerçekleştirdiği bu güzel buluşma 2011 Kasım ayına kadar görülemeyecek.

O zamana kadar da Merkür’ü gözlemek için iyi bir şansa sahibiz.

NASA’nın Messenger uzay aracı ise, Merkür yolunda ilerliyor ve 2011 Mart ayında gezegenin yörüngesine yerleşen ilk uzay aracı olacak. Bu görev boyunca Messenger, gezegenin yüksek çözünürlükteki görüntülerini yayınlayacak.

Messenger ile 2008 ve 2009 yıllarında yapılan üç uçuşta da daha önce görülmemiş görüntüler elde edilmişti.

Örneğin; Merkür, gezegenin yörünge hareketi ile eşzamanlı Güneş’in etrafında uzanan, uzun ve kuyrukluyıldız benzeri bir kuyruğa sahiptir. Bu kuyruk, Merkür’ün oluşumu sırasında ortaya çıkmıştır. Atom ve moleküller güneş radyasyonu, güneş rüzgarı bombardımanı ve atmosfere giren göktaşlarının gaz haline gelmesiyle gezegenin yüzeyine ulaşıyor ve bu sırada Merkür’ün ince atmosferinin (ekzosfer) maddeleri oluşuyor. Araştırmacılar, bunun tüm Güneş Sistemi’ndeki en aktif ekzosfer olduğunu söylüyorlar.

Görüntüde Merkür’ün kuyruğu. Telif Hakkı : Uzay Fiziği Merkezi, Boston Üniversitesi

Messenger ayrıca Merkür’ün manyetik alanının hala canlı olduğunu buldu. Bu da muhtemelen gezegenimizdeki manyetik dinamoya benzeyen Merkür’ün içindeki aktif bir dinamo sayesinde oluşuyor. Acımasız güneş rüzgarlarıyla mücadele eden Merkür’ün manyetosferi, Dünya’daki kutup ışıklarına enerji veren ve Güneş’teki güneş patlamalarını tetikleyen aynı fiziksel süreçten geçmektedir. Merkür muhtemelen Messenger yörüngeye oturduğunda keşfedilmesi beklenen bir jeomanyetik aktiviteye de sahip.

Merkür’ün dev Caloris Havzası’nın renklendirilmiş bir görüntüsü. Havzanın kenarındaki turuncu bölgeler muhtemelen yanardağ delikleri. Bu görüntü, Messenger’ın 14 Ocak 2008’deki uçuşu sorasında alındı. (Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız.) Telif Hakkı : Bilim / Amerikan Bilimsel İlerleme Derneği (Science / AAAS)

Merkür, çukurlaşmış yüzeyine rağmen ilginçtir. Dev Caloris Havzası, neredeyse Güneş Sistemi’ndeki diğer tüm kraterlerin yanında cüce kalır ve yüzeyi hafif ama güzel renklerle boyayan yanardağ delikleri ile çevrilidir. Yüksek uçurumlar ise geçmişteki büzülmelere cevap olarak “büzülmüş bir gezegen”in bir hikayesini anlatmaktadır. Ve gezegenin tüm yüzeyindeki kraterlere Picasso ve Rembrandt gibi isimler verilmiştir.

Merkür kesinlikle bakmaya değer. Gün batımından sonra şov başlıyor!

Kaynak : Science@NASA

Mars Semineri

07 Nisan 2010 Çarşamba günü Fizik Bölümü 3. kat Cavid Erginsoy Seminer Salonu’nda Mars Semineri verilecektir. Seminer saati 18:00’dir. Semineri topluluk üyelerimizden Suat Çiftçi verecek olup tüm gökbilim severleri 2. dönemin altıncı seminerine bekliyoruz.

WISE ile Karanlık Asteroitlerin Keşfi

NASA’nın geliştirdiği WISE (Wide-field Infrared Survey Explorer – Geniş Alan Kızılötesi Araştırma Kâşifi) aracı, cüce yıldızlar, büyük toz bulutları veya asteroit gibi ‘karanlık’ cisimleri bulmak için sürekli gökyüzünü tarıyor. Bunu da cisimlerin ısısından kaynaklanan ve çoğu teleskopun yakalamakta zorlandığı kızılötesi ışıkla yapıyor.
WISE ile Karanlık Asteroitlerin  Keşfi
Sanatçının gözünden WISE Uzay Aracı.
WISE’ın baş araştırmacısı California Üniversitesi’nden fizikçi Ned Wright şöyle diyor: “Aracımız her gün bizim daha önceden bulamadığımız asteroitleri keşfediyor. WISE gerçekten bu işte çok iyi.” Görünür ışıkta yapılan gözlemlere dayanarak tutulan geçmiş asteroit bilgileri, WISE’ın bulduğu asteroitler ile karşılaştırılınca oldukça yetersiz kalıyor. WISE’ın bulduğu çoğu asteroit, Jüpiter ile Mars arasındaki Asteroit Kuşağı’nda yer alıyor. Ama bunların bir kısmı dinozorların öldürdüğü düşünülen Dünya’ya çarpan asteroite benziyor. “WISE üç aydan beri yörüngede olmasına rağmen ‘potansiyel tehlikeli yakın cisim1‘ (Potentially hazardous near Earth object – NEO) sınıfına giren bir düzine asteroit keşfetti. Bunlardan birisi de önceden keşfedilip ama sonradan WISE tarafından tekrar keşfedilen bir asteroit. WISE bulduğu her ‘potansiyel tehlikeli yakın cisim’ sınıfındaki asteroiti 30 saatliğine izliyor ve gelecek haftalarda izleyeceği yolun bir taslağını çıkartıyor. Tüm bu bilgiler NASA tarafından finanse edilen Boston’daki Cüce Gezegenler Merkezi’ne (Minor Planet Center) gönderiliyor. Buradan da asteroitleri takip etmek isteyen araştırmacılara ve amatör gözlemcilere bilgiler ilan ediliyor. Dinozorları yok eden asteroitin 10 – 15 km çapında olduğu düşünülüyor. Böyle bir cismin yakın zamanlarda Dünya’ya çarpma ihtimali oldukça düşük gibi gözükse de insanlığın tehlikede olmadığı söylenemez. Daha ufak cisimler uzayda çok yaygın ve bunlar da zarar verebilirler. 1908 yılında Rusya, Tunguska’ya düşen onlarca metre çapındaki bir göktaşı, yüzlerce kilometrekarelik ormanlık arazinin yok olmasına neden olmuştu. Wright sözlerine şöyle devam ediyor: “Ufak bir cismin verebileceği hasarlar oldukça ciddi. Biz tüm gökyüzünü tarayarak ‘potansiyel tehlikeli yakın cisim’leri ve izleyeceği yolları ortaya çıkartmak zorundayız. Eğer gerçekten yakın ve tehlikeli bir cisim bulursak onlarla baş edebilecek zamanımızın olması lazım.”    
WISE’ın ilk keşfettiği Dünya’ya yakın asteroit kırmızı nokta ile gösterilmiş. Telif Hakkı: NASA/JPL-Caltech/UCLA Dünya üzerinde bir sürü teleskop araştırmaya devam ediyor. LINEAR (Lincoln Near Earth Asteroid Research – Lincoln Dünya’ya Yakın Asteroitlerin Araştırılması),  the Catalina Sky Survey Catalina (Catalina Gökyüzü Araştırması), Spacewatch (Uzay Gözlemi), NEAT (Near Earth Asterid Tracking – Dünya’ya Yakın Asteroitlerin İzlenmesi), LONEOS (Lowell Observatory Near  Earth Object Search – Lowell Gözlemevi Dünya’ya Yakın Cisimlerin Araştırılması) gibi programlar2 da bu işin içinde. Yıllardır birlikte çalışarak binlerce tehlikeli cisim buldular. WISE’ın bu işe katkısı gerçekten çok fazla. Wright, nisanla ekim sonu arasındaki zaman zarfında, WISE’ın çoğunluğu Asteroit Kuşağı’nda ve yüzlercesi de Dünya’nın etrafında olmak üzere yüz binden fazla asteroiti keşfedeceğini tahmin ediyor. Notlar: 1- Bir cismin ‘Potansiyel Tehlikeli Yakın Cisim’ ünvanını alabilmesi için Dünya’ya yaklaşık 7.5 milyon kilometre kadar yaklaşma ihtimalinin olması lazım. Bu kategoride bulunan cisimlerden birisi Dünya’ya yaklaşık 1.5 milyon kilometre kadar yaklaşacak. 2- Tüm programları görmek için tıklayın. İlgili Bağlantılar: NASA (NASA’nın WISE görevi sayfası) UCLA (California Üniversitesi’nin WISE görevi sayfası) WISE’ın İlk Görüntüsü (WISE Uzay Aracı hakkında bilgi) WISE Uzayın Derinliklerine Doğru (WISE Uzay Aracı hakkında bilgi) Dinozorları Öldüren Göktaşı (Dinozorları öldüren göktaşı hakkında bilgi) Kaynak: Science@NASA

Gözlem Araçları Semineri

31 Mart 2010 Çarşamba günü Fizik Bölümü 3. kat Cavid Erginsoy Seminer Salonu’nda Gözlem Araçları Semineri verilecektir. Seminer saati 18:00’dir. Semineri topluluk üyelerimizden Seda Oturak verecek olup tüm gökbilim severleri 2. dönemin beşinci seminerine bekliyoruz.

Not: Hava uygun olursa gözlem yapılacaktır.

Ay-Ülker Yakınlaşması

20 Mart 2010, cumartesi günü Güneş, Dünya’nın üzerinden çekildiğinde Dünya gündüz ile eşit bir geceye girecek. Bu duruma ekinoks ya da gün dönümü deniyor.
Ay - Ülker Yakınlaşması
Stellarium programıyla 20 Mart 2010 günü gün batarken batı ufkunun durumu.
Gündönümünde Güneş ışınları ekvatora tam dik gelir ve bir yarımkürede bahar başlarken diğerinde güz başlar. Bu zamanlarda gece ve gündüz süreleri birbirine eşittir. Aynı gün bir gökyüzü olayı var. Gökyüzü kararır kararmaz batı ufkuna bakarsanız hilal evresinden yavaş yavaş çıkan Ay’ı görebilirsiniz. Yanında da Ülker Açık Yıldız Kümesi (Pleiades, Yedi Kızkardeşler) olacak. Amerika kıtasında bu yakınlaşma bir örtülemeye dönüşecek ve Ay, Ülker’in sönük birkaç yıldızını örtecek. (Ama ne yazık ki bu örtülme ülkemizden gözlenemeyecek.) Bu örtülme 2023’e kadarki en iyi Ay – Ülker yakınlaşması olarak belirtiliyor. Ülker, 440 ışık yılı uzaklıkta genç yıldızlardan oluşan bir küme. Yıldızlararası gaz bulutundan meydana gelmiş olan bu kümenin oluşumu günümüzden 100 milyon yıl öncesine uzanıyor. Astronomiye göre bu tarih oldukça az. Dünya’nın yaşı ise bu zamanın 50 katı. Ülker’in oluşumundan daha önce Dünya’ya dinozorlar hâkimdi. Ülker’in yalnız 9 yıldızı çıplak gözle görünür durumda. Yedi kızkardeşler olarak da bilinen küme şu yıldızlarla ünlüdür: Sterope, Merope, Electra, Maia, Taygete, Celaeno, Alcyone. Mitolojiye göre bunlar Yunan Tanrısı Atlas ve Pleione’in kızları. Bunlar birlikte ufak bir cezve şekli oluşturur. Ay - Ülker Yakınlaşması  
Stellarium programıyla Ülker Açık Yıldız Kümesi Gözlemcilere ilk başta Ay’ın kraterlerine, dağlarına bakmaları tavsiye edilir. Unutulmamalıdır ki şu aralar etkin olan ‘da Vinci’ parlaması yardımıyla Ay’ın karanlık tarafını da görmeniz mümkün. Daha sonra da rahatlıkla fark edilen Ülker’e bakılması tavsiye edilir. İlgili Bağlantılar: Açık Yıldız Kümesi (Açık Yıldız Kümesi hakkında bilgi) İncecik Bir Hilal (‘da Vinci’ Parlaması hakkında bilgi) Ay-Ülker-Merkür Kavuşumu (‘da Vinci’ Parlaması hakkında bilgi) Kaynak : Science@NASA

Sonunda ‘Normal’ Bir Gezegen

CoRot uydusu yeni bir gezegen daha keşfetti. Ama gaz devi olan bu gezegen, sıvı suyu yüzeyinde tutabilecek kadar ılık olabilir. Corot-9b Güneş benzeri yıldızının etrafında yaklaşık Güneş- Merkür arası uzaklıkta dönüyor. Bu mesafe Güneş Sistemi dışında geçiş yöntemi ile bulunan gezegenlerin arasındaki en büyük yörüngelerden biri. Gezegen de yapı olarak Jüpiter ve Satürn’e oldukça benzemekte. Keşfi yapan 60 bilimadamından biri olan Claire Mouto şöyle düşünüyor: “Güneş Sistemi dışı gezegen araştırmacılığında bu keşif bir kilometre taşı.” Sonunda 'Normal' Bir Gezegen
Sanatçının gözünden Corot-9b. Telif Hakkı: ESO/L. Calçada
Corot-9b, resmi olmayan ismiyle ‘Carrot Nimby’, yıldızının önünden 95 günde bir, 8 saatte geçiyor. Bu gezegenin konumu ise Dünya’dan Yılan Takımyıldızı’na doğru 1500 ışıkyılında. “Aynı tipte olan diğer sistem-dışı gezegenlere oranla Corot-9b hakkında daha fazla bilgimiz var. Bu da soğuk ya da orta soğukluktaki gezegenler hakkında yeni bilim dallarının açılmasına sebep olabilir.” diyor Didier Queloz. Corot-9b’nın yıldızı Güneş’ten çok daha soğuk, bu yüzden astronomlar Corot-9b’nin sıcaklığının -23 ile 157 oC arasında olduğunu düşüyor. Gezegen, aynı zamanla Jüpiter’in %84 kütlesine sahip olup çap bakımından Jüpiter’in 1.05 katı kadar. Bu da yoğunluğunun 0.9 g/cm3 olduğunu gösteriyor. 400’den fazla bulunan sistem-dışı gezegenlerden 70’i geçiş yöntemi ile bulundu. Bu yöntemle bulunanlar arasında Corot-9b özel bir yere sahip çünkü yörüngesi, geçmişte bu yöntemle bulunan gezegenlerin en büyük yörüngelisinin 10 katı. “Gaz devleri gibi, bu gezegen de çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşmuş durumda. Yüksek sıcaklıklarda ve basınçta 20 Dünya kütlesi kadar başka malzeme de barındırıyor da  olabilir.” diyor grup elemanı Tristan Guillot. İlgili Bağlantılar: Nature (Çalışmaların yayınladığı dergi) ESO (European Southern Observatory – Avrupa Güney Gözlemevi) Kaynak: Universe Today

Bilim Kurgu ve Astronomi Semineri

24 Mart 2010 Çarşamba günü Fizik Bölümü 3. kat Cavid Erginsoy Seminer Salonu’nda Bilim Kurgu ve Astronomi Semineri verilecektir. Seminer saati 18:00’dir. Semineri topluluk üyelerimizden Barış Şahin verecek olup tüm gökbilim severleri 2. dönemin dördüncü seminerine bekliyoruz.

Not: Hava uygun olursa gözlem yapılacaktır.

Burçlar Işığı’nın Gizemi Çözüldü

Önümüzdeki akşamlar, Kuzey Kutup’taki gözlemciler açısından, Burçlar Işığı olarak bilinen ve gece gökyüzünde görülen parlaklığı gözlemek için oldukça iyi bir zaman. Esrarengiz ve tanımlaması zor bu parlama, akşam alacakaranlıktan sonra görülür ve yeterince karanlık koşullarda belli belirsiz ışık konisi şeklinde tutulum çemberi boyunca takip edilebilir.
2009 Eylül ayında Avrupa Güney Gözlemevi’nin (ESO) Şili’deki La Silla Gözlemevi’nden alınan bu görüntüde, Burçlar Işığı kusursuz bir şekilde yükselmekte. Telif Hakkı : ESO / Y. Beletsky
Burçlar Işığı, güneş ışığının İç Güneş Sistemi boyunca sürüklenmiş olan sayısız küçük toz parçacıklarından dağılması ile oluşur. Yıllar boyunca da bilim insanları bu olguyu açıklamaya çalışmışlardır. 1990’ların ortalarında teorisyenler, bu parlamanın tutulum çemberi boyunca çok parlak olduğunu ve böyle olmasında asteroitlerin büyük rol oynadığını düşünmüşlerdir. Ancak son zamanlarda bunun, kuyrukluyıldızların bıraktığı tozlardan oluştuğunu fark etmişlerdir. Geçen yıl, David Nesvorný (Güneybatı Araştırma Enstitüsü) önderliğindeki dinamik alanında çalışan 5 bilim insanından oluşan takım, dinamiğin ilkelerinden yola çıkarak Burçlar Işığı’nın kökenini bulmaya karar verdiler. Asteroit çarpışmaları, Oort Bulutu’nda düzensiz bir yörüngeye yerleşmiş kuyrukluyıldızlar ve özellikle yörüngeleri Jüpiter tarafından yönlendirilen ve 20 yıldan daha az olan kuyrukluyıldızlardan açığa çıkan tozlarla hangi olayların gerçekleştiğini görmek için bir model yaptılar. Daha sonra, yaptıkları model Burçlar Işığı’nın görünüşü ile eşleşene kadar çeşitli düzenlemeler yaptılar. Ancak bu; modelin, güneş ışığının güçlü bir şekilde dağıldığı Dünya’nın yörüngesindeki parçacıklardan ileri gelen bu görünür parlamayla eşleşebilmesi için yeterli değildi. Model aynı zamanda Dünya’nın yörüngesi dışında uzanan tozun yoğunluğu ve büyüklüğüne de uymak zorundaydı. Başlangıçta, Nesvorný (tutulum çemberi boyunca uzanan parlamanın tepe noktasını eşleştirmek için) asteroitlerden ve (parlamanın dikey genişliğini açıklamak için) Oort Bulutu’ndaki kuyrukluyıldızlardan yayılan tozları toplayarak iyi bir uyum yakalayacağını düşünmüştü. Fakat model çok farklı bir cevap vermişti: hemen hemen tüm toz, Oort Bulutu’ndaki kuyrukluyıldızların küçük bir katkısıyla birlikte kısa-devirli kuyrukluyıldızlardan gelmeliydi.  Yüzde 10’undan daha azı Asteroit Kuşağı’ndan gelebilirdi. Jüpiter’in yörüngelerini yönlendirdiği bu kuyrukluyıldızlar, sadece yörüngeleri arasındaki tozları serpmezler; aynı zamanda ömürleri boyunca defalarca kalıntılar püskürtürler. Yani kuyrukyıldızlardan yayılan tozlar mükemmele yakın bir uyum sağlarken, asteroitlerden yayılan tozlar gerçekle çok az uyuşuyor. Nesvorný ve ekibi, Burçlar Işığı’nda 20 trilyon ton ağırlığında toz olması ve Dünya’ya da her yıl 100.000 ton ağırlığında madde düşmesi gerektiğini düşünüyorlar. Ekibin ayrıntılı analizleri, Güneş Sistemi’nin kuyrukluyıldızlarla dolup taştığı milyarlarca yıl öncesinde ne gibi bir durumun söz konusu olduğunu da göz önünde bulunduyor. O zamanlar ise Burçlar Işığı şimdikinden yüzlerce hatta binlerce kat dahaparlak olabilir. Bu durumda;  gökyüzündeki “doğal” ışık kirliliği ile yıldızlara bakmaya çalışmayı bir hayal edin… zodiacal lightBilgisayar ile oluşturulan ve asteroitlerden elde edilen tozlarla yaratılan bir model (üst grafikte düz çizgi), enlemesine gözlenen dağılımla (kesik çizgi) çok az uyuşuyor. Öte yandan, bu parlamaya neden olan toz neredeyse tamamen kısa-devirli kuyrukluyıldızlardan (alt grafikte düz çizgi) elde edilmiş olmalıydı. Gri çubuklar Samayolu’ndaki etkileşimleri gösterir. Telif Hakkı : D. Nesvorný & Ekibi       Kaynak : Sky & Telescope