gokyuzu.org

Zeyrek Bir Gökbilimci: Janet Akyüz Mattei

Janet Akyüz Mattei (1943 – 2004)

Dünyanın dört bir yanında yer alan amatör ve profesyonel gökbilimcilerin anılarında yer edinmiş gökbilimci, yönetici, lider ve eğitmen olan Janet Akyüz Mattei 2 Ocak 1943 tarihinde Bodrum’da dünyaya geldi. NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu’ndan amatör gökbilimcilere gözlem zamanı verilmesi konusunda anahtar rolü oynayan Dr. Akyüz Mattei; 1911 yılında Harvard gözlemevinde kurulmuş, 1954 yılında bağımsız bir özel araştırma kuruluşu statüsü kazanan AAVSO (Amerikan Değişken Yıldız Gözlemcileri Birliği)’ne 30 yılı aşkın başkanlığını yaptığı süre boyunca önemli katkılarda bulunmuştur. Aynı zamanda birçok NASA üst düzey kurulunda yönetici ve üye olarak görev yapmıştır. Çocukken Bodrum’daki yıldızlı gecelerin kendisine gökbilim sevdası aşıladığını belirterek, yaşamı boyunca birçok genci astronomi ve bilimsel araştırmanın heyecanını keşfetmeleri konusunda desteklemiş olup ortaöğretim düzeyindeki öğrenciler tarafından yapılan 150’den fazla projeye rehberlik etmiştir. Kısa ömrüne 500’den fazla makale ve 180 kadar bilimsel yayını sığdırmış ve pek çok ödüle layık görülmüştür. 22 Mart 2004’te Boston’da lösemiden vefat etmiştir.

Janet ve Michael Mattei

Eğitim ve Kariyer

Ortaöğrenimini Özel İzmir Amerikan Lisesi’nde yaptıktan sonra Dr. Akyüz Mattei, Wien Uluslararası Burs Programı çerçevesinde gittiği Brandeis Üniversitesi’nden “General Science (Fizik)” dalında BA (Bachelor of Arts) derecesi ile 1965 yılında mezun oldu. 1 buçuk yıl boyunca bir kardiyopulmoner laboratuvarını denetledikten sonra lisede matematik ve fizik eğitimi vermek üzere Türkiye’ye döndü. Çok geçmeden Ege Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine başladı. Nantucket’teki Maria Mitchell Gözlemevi’ndeki yaz burslarını öğrenen Janet, gözlemevinin yöneticisi Dorrit Hoffleit’e ABD’ye geri dönme ve değişken yıldızları öğrenme fırsatı için başvurdu. 1969’un yazında değişken yıldızları öğrendi. AAVSO ve gelecekteki eşi Michael Mattei ile burada tanıştı. 1970 yılında Ege Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlamasının ardından, 1972’de, T-Tauri yıldızlarıyla ilgili bir tezi ile Virginia Üniversitesi’nden ikinci yüksek lisans derecesini aldı. Eğitimini tamamladıktan sonra Michael Mattei ile evlendi ve AAVSO genel merkezinde Margaret Mayall’ın yanında asistanlığa başladı.

Mayall 1973’de emekli olmaya karar verdiğinde AAVSO konseyi Janet’dan dernek başkanı olmasını istedi. Bir anda büyük sorumluluklar üstlenmiş olan Janet, organizasyonun yönetiminin yanı sıra günlük bilimsel aktiviteleri de sürdürmeye çalışıyordu. Bir süre sonra, maliyetleri artan AAVSO’yu daha iyi yönetebilmek için geceleri ekonomi ve yönetim ile ilgili dersler almaya başladı. Ancak astronomi eğitiminin eksik kaldığı düşüncesiyle, bu zor dönemlerde, tezini yazmayı tamamladı ve 1982’de Ege Üniversitesi’nden doktora derecesiyle mezun oldu.

Yer Aldığı Komiteler

  • Uluslararası Gökbilim Birliği’nin Değişen Yıldızlar Komisyonu
  • NASA Astrofizik İnceleme Paneli
  • NASA Astrofizik Bölümü Bilimsel ve Yürütme İşlemi Çalışma Grubu
  • Astronomi Pasifik Topluluğu Yönetmeliği

Ödüller

  • Fransız Astronomi Cemiyeti Yüzyıl Madalyası, 1987
  • Amerikan Astronomi Cemiyeti George Van Biesbrock Ödülü, 1993
  • Astronomi Derneği Leslie Peltier Ödülü, 1993
  • İtalyan Astronomi Severler Derneği Giovanni Battista Lacchini Ödülü, 1995
  • Kraliyet Astronomi Cemiyeti Jackson-Gwilt Madalyası, 1995

AAVSO 

Türkiye’nin de bulunduğu 40 ülkedeki üyeleriyle birlikte AAVSO Uluslararası Veritabanı, 20 milyondan fazla değişken yıldız tahminine sahiptir. Kâr amacı gütmeyen AAVSO’ya, maddi manevi katkıda bulunmak isteyen tüm astronomi severler üye olabiliyor. Şu anda AAVSO üyeleri tarafından yılda 300 binden fazla gözlem yapılıyor.

HEAO-1 adlı X-ışını teleskobu’ndan alınan verilere göre SS Cyg’nin en parlak olduğu hali; tahminler doğrultusunda gözlemlenmiş olup, bu başarı gökbilim camiasında AAVSO’ya saygınlık getirdi. Daha sonra yaklaşık 600 yıldızın da farklı uydularla gözlemlenmesi sonucu benzer başarılar elde edilmiştir.

Anısına;

AAVSO  konseyi, 93. toplantılarında Janet Akyüz Mattei adına araştıma bursu verileceğini kararlaştırdı.

Tedavi gördüğü zamanlarda dahi özel günlerde arkadaşlarına kart göndermeyi ihmal etmeyen Janet’in ölümünden sonra AAVSO’nun internet sitesinde yayınlanan 200’den fazla “anma” notu; onu tanıyan herkesin – kısa bir süre tanımış olsalar bile – onu bir arkadaş, akıl hocası, bilim insanı ve liderin güzel bir örneği olarak gördüğünü göstermektedir.

AAVSO’nun düzenlemiş olduğu bazı görsellere buradan ulaşabilirsiniz.

“Stars are the flowers of the Universe –
Flowers are the stars of the Earth.”

-Janet Akyüz Mattei

Kaynakça

http://physicstoday.scitation.org/doi/10.1063/1.1881910

https://www.aavso.org/biographical-information-janet-mattei

https://www.aavso.org/memoriam-janet-aky%C3%BCz-mattei

Meteor Yağmuru Peşinde: Beypazarı Gözlem Etkinliği

Gözlem yapmak için en uygun yer; ışık kirliliğinden uzak olan her yerdir! Günümüzde şehir ışıklarından kaçmak ne yazık ki çok zor. Buna rağmen Ankara’da bile ışık kirliliğinden uzak yerler bulabilirsiniz: Beypazarı.

Tarihi yapısı ile dikkat çeken Beypazarı merkezinde bile gökyüzü görülmeye değer. Akşam üzeri merkezde biraz gezip tarihi dokuyu hayranlıkla inceledikten sonra merkezden uzaklaştık. Her adımda gökyüzü biraz daha güzelleşiyordu. Gözlem yapacağımız vadiye geldiğimiz zamansa zifiri karanlıkta birbirimizi görmek çok zor olmuştu. Ama Ankara’da gökyüzünü bu kadar güzel göreceğim aklımın ucundan geçmezdi. Gözlerim kamaşmıştı.

Bölümümüzün değerli hocalarından Vedat Tanrıverdi de bize eşlik etmişti. Kendi teleskobunu da getirmişti elbette. *-* Bir yandan teleskoplar kuruluyor, bir yandan gündüz hep beraber topladığımız odunlar arabadan indiriliyordu. Hava çok soğuktu. Bu nedenle kontrollü şekilde küçük bir ateş yakarak arada ısınabilirdik.

Matlar serildiğine göre artık her şey hazırdı. Ama gökyüzü bize birazcık ihanet etti. Bütün sitelerde bulunduğumuz konumda hava açık gözükse de, nemden kaynaklı bir bulut tabakası oluşmuştu. Gökyüzünün güzelliği bulutların arkasına saklanmıştı. Biz de hava açana kadar sohbet etmeye karar verdik.

Bu sırada bir yandan Özgür yeni üyelere teleskop kurma ve astrofotoğrafçılık konularında bilgi veriyor, bir yandan Vedat hocamız bilim felsefesi hakkında bilgilerini bizimle paylaşıyordu. -İbni Heysem hakkında öğrenecekleriniz sizi çok şaşırtabilir.-

Bu süreç içerisinde bulutlar inatla gökyüzünü terk etmiyordu. Biz de kaderimize küsüp ateşte pişen Marshmallow, kestane ve patatesle karnımızı doyurmaya başladık (Astronom üşümez, uyumaz, yorulmaz ama acıkır sonuçta).

Gece yarısına yaklaşmıştı saat. Bulutlar bir anda azalmıştı. Bu sırada teleskoplar Orion Bulutsusu’nu aramaya başladı. Hepimiz yere uzanıp meteor görmek için gözümüzü dört açmıştık. Kimisi daha hiç meteor göremeden kimisi de 3 meteor görmüşken bulutlar yeniden gökyüzünü kaplamıştı.

Artık hava iyice soğumuş, uzaktan orman sakinleri de varlıklarını belli etmeye başlamıştı. Çöplerimizi toplayıp, ateşi söndürüp yola çıktık. Benzin almak için durduğumuz yerde kafamızı bir kaldırdık ki ne görelim, gökyüzü alabildiğine tertemiz. Şansımıza üzülürken neden teleskobu burada kurmayalım dedik. Evet, benzin istasyonunda neden kurmayalım? Bir yandan Vedat hoca ve birkaç arkadaşımız teleskopları kurarken diğer yandan ben de içeride uyuyanları uyandırıyordum. Uyandırmam sadece 2 dakikamı aldı. Ama ben arabaya binip geri inene kadar gökyüzü tekrardan bulutlarla dolmuştu. Teleskop da kurulmuştu oysa. Gökyüzü resmen bize fake atmıştı. Böylece bir gözlem etkinliği daha sona ermişti.

Biz ışık kirliliğinden kaçarken bulutlara yakalanmış olduk…

Yazan: Aylin Açıkgöz

Astrofotoğrafçılık Atölyesi

Gökyüzü fotoğrafları… Hepimizi büyüleyen muhteşem gökyüzünden bir zaman parçasını edinmek gibi bir şey adeta. İnce detayları olmakla birlikte, temel prensipleri bakımından fotoğrafçılığın herhangi bir alanına benzeyen astrofotoğrafçılık hakkında, topluluğumuzun astrofotoğrafçılarından ufak bir sunum, ardından da, fizik bölümü çatısında interaktif bir atolye ile yıldız çocuklarına eğitim vereceğiz.

14 Aralık Perşembe 18:00’da Fizik Bölümü 3. katta bulunan Cavid Erginsoy Seminer Salonunda gerçekleşecek olan astrofotoğrafçılık atolyemize tüm yıldız çocuklarını bekleriz.

Görsel Şölene Hazırlanın, Geminid Meteor Yağmuru Geliyor!

‘Her yıl aralık ayında gözlemlenen ‘’Meteor Yağmurlarının Kralı” olarak bilinen Geminid, bu yıl da 13 Aralık’ı 14 Aralık’a bağlayan gece,en yoğun halde, gözlemlenebilecek.’

‘Peki, Geminid meteor yağmuru nedir, nereden geliyor?’

 Meteorların İkizler Takımyıldızı’ndan çıkıp geliyormuş gibi görünmesi sonucu Geminid (İkizler) olarak adlandırılan meteor yağmuru aslında 3200 Phaethon adlı asteroidin, yörüngesinde dolanırken, Güneşe yakınlaştığı kısımlarda bazı parçalarının kopması sonucu ardında bıraktığı izlerden oluşuyor.

‘Uygun koşullarda, saatte ortalama 120 meteorun atmosfere girmesi beklenen bu göktaşı yağmuru 17 Aralık’a kadar azalarak devam edecek.’

Şimdi ışık kirliliğinden uzak bir yerde,  bakışlarınızı göğe çevirin ve görsel şölenin tadını çıkarın!

Kaynaklar:

https://www.space.com/34921-geminid-meteor-shower-guide.html

http://www.wikizero.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvR2VtaW5pZHM

https://www.timeanddate.com/astronomy/meteor-shower/geminids.html

http://www.wikizero.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvRmlsZTozMjAwX1BoYWV0aG9uX29yYml0X2RlY18yMDE3LnBuZw

https://10tvprod.cdntdpc.com/sites/10tv.com/files/nasa-geminids.JPG

Yazan: İrem Karaçin

Astronomi Projeleri Etkinliği

Sevgili Yıldız Çocukları,

Yarın saat 18:30’da ODTÜ Fizik Bölümü 2. Katta bulunan P250 sınıfında yıldız çocuğu Özgür Can Özüdoğru, Akademik Proje Etkinliğinde yetiştiremediği kısımları anlatacak. Bu sefer akademik projeden ziyade bahsedilecek olayların biraz daha arka plan bilgisine girecek.

İçerik sırasıyla:

– X-Işını Gözlemleri nasıl yapılır? Veri Nedir?

– ds9 ile M83 Gök Adasının yıldız oluşum bölgelerinin sınıflandırmasını yapmak

– Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Uluğ Beğ Gözlemevi 150 Teleskobu ile ötegezegen transiti gözlemi ve analizi

– Machine Learning nasıl çalışır? Kozmoloji Uygulamaları

-ESO’ya ait European-Extremely Large Telescope’un enstrümantasyon yazılımı SIMCADO’nun çalışırlığını test etmek

Bol yıldızlı geceler

2018 Yılında Bizi Bekleyen En Etkileyici 7 Astronomik Gelişme

2017 yılında astronomi ve astrofizik alanında birbirinden etkileyici birçok gelişme meydana geldi. Tam Güneş tutulması, iki nötron yıldızının çarpışmasından kaynaklı kütleçekim dalgalarının gözlemlenmesi gibi olayların yanında, ülkemiz bilim insanlarının gerçekleştirdiği iki büyük keşif de  yer almaktadır; SXP 1062 isimli çift yıldız sistemindeki nöron yıldızının 18 dakikalık periyodundaki kaymanın varlığını keşfedilmesi ve  Türk bilim insanlarının ilk kez bir ötegezegen keşfetmesi.

Astronomi alanı için oldukça verimli geçmiş olan bu güzel seneyi geride bırakırken, yeniden gökyüzü ile dolu bir yıla girmenin heyecanıyla size bu sene  astronomi, astrofizik ve kozmoloji alanında gerçekleşecek olan bazı olaylardan bahsedeceğiz.

1) Tutulmalar:

Bu sene tam bir Güneş tutulması olmayacak; ancak 3 tane parçalı Güneş tutulması ve 2 tam Ay tutulmasını gözleme şansımız olacak.

  • 31 Ocak- Avustralya, Kuzey Amerika, Doğu Asya ve Pasifik Okyanusu’ndan izlenebilecek tam Ay tutulması.
  • 15 Şubat- Antarktika, Şili ve Arjantin’den izlenebilecek parçalı Güneş tutulması.
  • 13 Temmuz- Antarktika ve Avustralya’nın güney uç kısmından izlenebilecek parçalı Güneş tutulması.
  • 27 Temmuz- Avrupa’nın, Afrika’nın, batı ve orta Asya’nın çoğundan ve Batı Avustralya’dan izlenebilecek tam Ay tutulması.
  • 11 Ağustos – Kuzeydoğu Kanada, Grönland, Kuzey Avrupa ve Kuzeydoğu Asya’dan izlenebilecek olan parçalı Güneş tutulması.

2) Meteor Yağmurları:

Her sene insanları büyüleyen meteor yağmurları bu sene de aynı şekilde kendilerini göstermeye devam edecekler bize. Meteor yağmurları bu sene topluluğumuz için çok daha fazla anlam ifade etmektedir, ancak şimdilik sürpriz olsun diyelim ve yazımıza devam edelim 

12-13 Ağustos tarihinde pik yapacak olan Perseid meteor yağmurunda saatte yaklaşık 60 meteorun atmosfere girmesi beklenirken; 13-14 Aralık tarihinde pik yapması beklenen Geminid meteor yağmurunda bu sayının saatte 120 meteora ulaşacağı tahmin ediliyor.

3) Bir Karadeliğin Olay Ufkunu Gözlemleyebileceğiz (En sonunda!) :

Bu yılın Nisan ayında, Olay Ufku Teleskobu adı verilen çok teleskoplu bir proje ile, karadeliğin olay ufkunun -ışık dahil hiçbir şeyin kaçamayacağı kadar çok güçlü çekiminin olduğu bölgeye verilen isim- gözlemlenmesi planlanmaktadır.

Galaksimizin merkezinde yer alan Sagitarrius A isimli karadeliğin gözlemlendiği ve fotoğaflarının çekildiği 5 gecelik sürenin sonunda neler çıktığı 2018’in erken zamanlarında belli olacak ve bizler gerçekten de bu gelişmeyi büyük bir heyecanla beklemekteyiz.

4) Ay Keşfi Girişimleri:

Yıldız çocukları, artık resmileşti ki insanlık Ay’a yeniden gidiyor! Ay’a son adım atan kişi 1972’de NASA astronotu Eugene Cernan’dı; ancak gelecek sene direkt Ay’a adım atılamayabilir.

Başlangıç için, Hindistan ülke tarihinde ilk defa Ay’ın yüzeyine bir  rover yani ”gezgin”-gezegenlerin yüzeyine inerek orada araştırma yapan robotlar- göndermeyi planlamakta.

Uzun süredir bu konuda sessizliğini korusa da SpaceX, Ay’ın yörüngesine iki insan ile birlikte bir gezi planlıyor. Ayrıca Çin, Chang’e 4 ve Chang’e 5 isimli iki araç ile Ay’ın karanlık- Dünya’dan görünmeyen yüzü- yüzüne bir keşif gezisi yapacak.

Bunların yanı sıra, Amerika da  Ay  yüzüne insan göndermeyi planlıyor, ve unutmamalıyız ki Google bu konuyu destekleyen Lunar XPrize isimli bir yarışma da düzenlemektedir.

5) Asteroidler:

Rosetta ve Philae uzay araçlarının 67P / Churyumov-Gerasimenko’yla randevuları ve daha sonraki araştırmaları hakkında heyecanlıysanız 2018 yılını çok seveceksiniz! Bu yıl bir değil, iki ayrı hedef ile buluşacak olan asteroid avcılarımız var!

Haziran ayında, JAXA’nın 2014 yılında fırlatılan Hayabusa uzay aracı, Dünya’ya yakın bir yörüngede olan C ve G tipi Ryugu asteroidi ile buluşacak. Aynı zamanda NASA’nın OSIRIS-REx isimli uzay aracı da Bennu isimli bir asteroid ile randevusuna yaklaşmakta.

6) Pulsar Havai fişeği:

Galaksimizde bulunan en parlak yıldızlardan birinin yakınında bir pulsar gerçek anlamda patlayacak! Bu pulsar patladığında bir kozmik havai fişek gösterisi açığa çıkacak. Ancak bu olayın ne zaman olacağını tam olarak söylemek çok zor.

7) Merkür’ e Sonda Gönderiyoruz:

Bu sene Cassini’ni aramızdan ayrılışını gördük, Juno hala daha Jüpiter’de çalışmalarını sürdürmekte ancak daha fazla gezegen avcılarına ihtiyacımız var ve şanslıyız ki BepiColombo burada!

ESA ve JAXA, bu sene Merkür’e yola çıkmak üzere bir uzay aracı fırlatacak. Evet, belki BepiColombo 2025 yılına kadar Merkür’e ulaşamayacak; ama bize getireceği bilgiler bunu beklediğimize değecek.

Sevgili yıldız çocukları, astronomi ve gökyüzü dolu yepyeni bir seneye girmek üzereyiz. Bu sene bütün yıldız çocuklarının -yani bizlerin ve sizlerin- umutları, hayalleri ve hayatları Vega’nın ışıkları kadar güzellik dolu olsun. Hepinize mutlu seneler kozmik okyanusun gezginleri !

Kaynak: https://www.sciencealert.com/7-reasons-to-turn-your-eyes-to-the-sky-in-2018

Çeviri: İlkcan Erdem

Var Olmaması Gereken “Dev” Gezegen

‘Canavar’ Gezegenin Keşfi Oluşum Teorisini Zora Soktu

Uzak bir yıldızın etrafında, Gezegen Oluşum Teorisine göre var olması muhtemel olmayan dev bir gezegen keşfedildi. Sunulan yeni araştırma Kraliyet Astronomi Cemiyeti Dergisi’nde yayımlanmak için onay aldı.

‘Canavar’ gezegenin (NGTS-1b) varlığı, gezegen oluşum teorisine, bu boyuttaki bir gezegenin böylesine küçük bir yıldız etrafında dolanmasının mümkün olmadığını söyleyen teoriye, kafa tutuyor. Bu teoriye göre; bu denli küçük yıldızlar kolaylıkla taştan gezegenler şekillendirebilir ama Jüpiter boyutlarında bir tanesini asla.

NGTS-1b her halükârda bir gaz devi. Boyu ve sıcaklığından dolayı ‘sıcak Jupiter’ olarak da bilinir. Bu tip gezegenler -bizim Güneş Sistemi’mizin Jüpiter’ine, %20 daha az kütleye sahip olması dışında- çok benzer. Yine de Jüpiter’den farklı olarak NGTS-1b yıldızına çok yakın. Sadece Dünya ve Güneş arasındaki mesafenin %3’ü kadar ve yörüngesini 2.6 günde tamamlıyor. Yani NGTS-1b için bir yıl yaklaşık iki buçuk Dünya günü.

Buna karşın, ev sahibi yıldızı çap ve kütle olarak Güneş’imizin yarısı kadar küçük. Warwick Üniversitesi’nden Profesör Peter Wheatley, lanse edilen karışıklığı şöyle yorumladı: “Canavar bir gezegen olmasına rağmen NGTS-1b, bulmak için çok zordu. Çünkü yıldızı çok küçük ve sönük.” Zor şartlar dikkate alındığında, bu keşfin ne denli önemli olduğuyla devam etti. “Bu kırmızı cüce gibi küçük yıldızlar evrende en sık rastlananlardan, yani çok daha fazla dev gezegen bulunmayı bekliyor olabilir.”

NGTS-1b, 12 sıra teleskopuyla göğü didik didik arayan Yeni Nesil Transit Gözlem tarafından belirlenen ilk gezegen oldu. Araştırmacılar keşiflerini; karanlık göğün bölümlerini aylarca devamlı olarak görüntüleyerek ve yıldızdan gelen kırmızı ışığı yenilikçi kırmızıya karşı hassas kameralar ile tespit ederek gerçekleştirdi. Yıldızın ışığının, 2.6 günde bir periyodik olarak malum dev gezegenimiz tarafından bloke edilmesini dikkate aldılar.

Bu bilgileri kullanarak, gezegenin yörüngesini belirlediler ve dairesel hızını ölçerek boyutunu, kütlesini ve konumunu hesapladılar. Aslında bu yöntem; yıldızın, gezegenin kütle çekimselliğinden kaynaklanan yalpalanmasının ölçümüydü. Bu da NGTS-1b’nin boyutunu ölçmenin en iyi yoluydu.

Yine Warwick Üniversitesi’nden çalışmanın başyazarı Dr. Daniel Bayliss: “NGTS-1b’nin keşfi bize tam bir sürpriz oldu. Böylesine büyük gezegenlerin bu kadar küçük yıldızların etrafında var olmasını hiç beklememiştik. Sıradaki hedefimiz bu tip gezegenlerin galakside ne sıklıkla bulunduğunu, sadece bu iş için özenle yerleştirdiğimiz yeni Yeni Nesil Transit Gözlem’in yardımıyla bulmak.” diye açıklamada bulundu.

Yeni Nesil Transit Gözlem, Şile’deki Atacama Çölü’nün tam kalbinde Avrupa Güney Gözlemevi’nin Paranal Gözlemevi’nde bulunuyor ve bu yer Birleşik Krallık Üniversiteleri, Warwick, Leicester, Cambridge ve Queen Belfast Üniversitesi de dahil olmak üzere Cenevre Gözlemevi ve Almanya Gökyüzü Merkezi ve Şile Üniversitesi ile birlikte dışarıdan kişiler tarafından yürütülen ender yerlerden biri.

Yeni Nesil Transit Gözlem’i yöneten Profesör Peter Wheatley, şaşırtıcı sonuçlardan memnun olarak: “Yeni Nesil Transit Gözlem’in teleskop düzenini geliştirmek için neredeyse 10 yıl harcamış olmanın karşılığı olarak yeni ve tahmin edilmemiş gezegenler görmek nefes kesici. Daha ne kadar şaşırtıcı gezegenler keşfedebileceğimizi görmek için sabırsızlanıyorum.” dedi.

Kaynak:phys.org

Çeviri: Ertuğrul Ceylan

Ay’ın Bir Zamanlar Atmosferi Vardı

Elde edilen yeni bilgiler, 3 veya 4 milyar yıl önce büyük yanardağ patlamalarından çıkan gazlarla; ve bu gazların Ay’ın yüzeyine çıkışı, uzaya sızmasından çok daha hızlı olmasıyla; Ay’ın atmosferinin oluştuğunu ortaya koydu. Bu çalışma Dünya ve Gezegen Bilim Dergisi’nde (Earth and Planetary Science Letters) yayımlandı.

Ay’a baktığımızda onun yüzeyinde; yüzeyini karartan volkanik karataşların – göktaşlarının çarpmasıyla oluşan – yüzeyindeki büyük havzaları kapladığını görürüz. Bu engin volkanik karataş denizi (Maria), Ay’ın hala sıcak olduğu zamanlarda yüzlerce kilometreyi bulan magma patlamalarıyla oluştu. Apollo’dan gelen örneklerin incelenmesiyle Ay’dan çıkan magmaların içinde karbon monoksit, su bileşenler, kükürt ve başka uçucu maddeler gibi pek çok gaz halinde bileşenler olduğu keşfedildi.

Bu yeni araştırmada, NASA’nın Marshall Uzay ve Havacılık Merkezi’nin Araştırma Görevlisi Dr. Debra H. Needham ve Ay ve Gezegenler Enstitüsü’nde Üst Düzey Personel Dr. David A. Kring, yanardağlardan çıkan gazların miktarını ölçtü ve bu gazların Ay’ın etrafında birikerek geçici bir atmosfer oluşturduğunu ortaya koydu. 3.5 milyar yıl önce, yanardağların en aktif olduğu zamanda, atmosferin en kalın halinde olduğu tahmin ediliyor, bununla birlikte uzaya saçılmadan önce atmosferin neredeyse 70 milyon yıl boyunca durduğu sanılıyor.

Fotoğrafta, Ay’ın Imbrium Havzası’nda bulunan yanardağların patlamasıyla çıkan gazların atmosferi oluşturması tasvir edilmiştir. Telif Hakkı: NASA MSFC

3.5 ve 3.8 milyar yıl önce; en büyük iki gaz atımı, lav denizinin Serenitatis ve Ibrium havzalarını doldurdu. Bu lav kıyılarını keşfedenler de Apollo 15 ve 17 görevlerinin astronotları oldu. Astronotların kıyılardan topladığı örnekler patlamaların olduğu zamanı belirlemede yardımcı olmakta kalmadı, yaşanan patlamalardan dolayı gaz çıkışlarının olduğunu da kanıtladı.

Ay hakkında edindiğimiz bu yeni bilgiler gelecekte yapılacak keşifler için aynı zamanda bir anahtar. Needham ve Kring’in araştırması, uçucu maddelerin Ay’ın kutuplarına yakın soğuk ve kalıcı karanlık bölgelerinde bulunan buz kaynaklarının içinde olduğuna işaret ediyor, bu da uzun süreli bir keşif için olan ihtiyaçları karşılayabilir. Buzlu kaynaklarda saklanan uçucular Ay’da (ve belki başka uzay keşifleri için) görev alacak astronotlar için yakıt ve hava kaynağı olabilir.

Yeni araştırma, Kring tarafından yönetilen ve NASA’nın Güneş Sistemi Keşif ve Araştırma Sanal Enstitüsü (Solar System Exploration Research Virtual Institute) tarafından desteklenen LPI-Johnson Uzay Merkezi Ay Bilimi ve Araştırmaları Merkezi’nden (Center for Lunar Science and Exploration) başlatıldı. Needham, Linux Uzmanlık Enstitüsü’nde (LPI) eski bir doktora sonrası araştırmacıdır.

Kaynak:

NASA Marshall Uzay ve Havacılık Merkezi , Ay ve Gezegenler Enstitüsü 

Referans:

Debra H. Needham, David A. Kring. Lunar volcanism produced a transient atmosphere around the ancient Moon. (Ay’daki yanardağ patlamaları Ay’da geçici atmosfer oluşturdu) Earth and Planetary Science Letters, 2017; 478: 175 DOI: 10.1016/j.epsl.2017.09.002

Ay ve Gezegenler Enstitüsü’nden alınmıştır. İçerik yazının uzunluğu ve anlaşılır olması için değiştirilmiş olabilir.

Makale Science Daily Sitesi’nden çevrilmiştir.

Çeviri: Tolga Can Menekşe

Zombi Yıldız; Patladı, Yılmadı, Bir Daha Patladı

Carnegie Mellon Üniversite’sinden Nick Konidaris ve Benjamin Shappee’nin de dahil olduğu uluslararası bir astronomi ekibi, 50 yıl içerisinde birden fazla patlama yaşanan bir yıldız keşfetti. Nature dergisinde yayımlanan bu keşif, yıldızların ölümü hakkındaki mevcut bilgilerimizle tamamen çelişmekte. Konidaris’in yaptığı cihaz da, bu olgunun incelenmesiyle ilgili tam burada hayati bir rol oynamıştır.

2014 Eylül’ünde Caltech ‘’Palomar Transient Factory’’ den bir grup astronom, gökyüzünde yeni bir patlama tespit etti: iPTF14hls.

Patlama sonucu ortaya çıkan ışık, patlamada saçılan maddelerin bileşimini ve hızını anlamak maksadıyla incelendi.

İnceleme sonucunda, bunun bir Tip IIp süpernova patlaması olduğu belirlendi. Keşifle ilgili her şey sıradan görünüyordu. Ta ki, birkaç ay sonra süpernova tekrar parıldamaya başlayana kadar.

Yıldızın, Palomar Rasathanesi Gök Araştırmaları tarafından 1954’deki patlamasında çekilen fotoğrafı (solda), 1993’deki çekilen 2. fotoğrafı (sağda). Süpernovalar genellikle birkaç ay süren bir parıldamanın ardından söner ancak iPTF14hls patlamayı 60 yıl civarı bir süre içerisinde 2 sefer patlama yaşadı. Arcavi et al. 2017, Nature. POSS/DSS/LCO/S. Wilkinson.

2-P tipi süpernovalar genellikle 100 gün kadar ışıldar. Ancak  iPTF14hls 600 günden fazla ışık saçmaya devam etti. Dahası, arşiv verileri, 1954’de tam da aynı noktada bir patlamanın daha olduğunu ortaya koydu.

Yarım asırdan daha uzun bir süre önce patlamış olan bu yıldızın, her nasılsa varlığını sürdürdüğü ve 2014’te tekrar patladığı anlaşıldı.

Kaliforniya Üniversitesi (Santa Barbara) ve Las Cumbres Rasathanesi başyazarı Iair Arcavi: “Bu patlama, süpernovaların nasıl gerçekleştiğine ilişkin bildiğimizi sandığımız her şeyi alt üst etmektedir.”

Konidaris tarafından yapılan bir cihaz, üç yılda beş kere sönüp-parlayan iPTF14hls’in yaydığı ışığı analiz etmede kilit noktasıydı.

SED Makinesi olarak isimlendirilen Konidaris’in cihazı, süpernovaları ve kısa ömürlü astronomik olayları hızlı bir şekilde sınıflandırma kapasitesine sahip. Konidaris ve Caltech’deki meslektaşlarının cihazı ilk yaptıkları dönemde, uzaydaki bu türden sözde geçici nesneleri sınıflandırmada yeni bir bakış açısı büyük bir ihtiyaçtı.

iPTF14hls iki yılda beşten fazla kez parlaklaştı ve tekrardan söndü. Bu daha önce hiç görülmemiş bir durum. Arcavi et al. 2017, Nature. LCO/S. Wilkinson.

Yıldız patlamaları, astronomlara evrenimizi oluşturan maddelerin kökenini anlamaları için çok büyük bir imkan sunuyor. Kim bilir, belki de Güneş Sistemi’mizin oluşmasını da bir süpernova patlaması tetiklemiştir.

Konidaris’e göre: “Ancak, çok da uzun olmayan bir süre evvel, kısa ömürlü göksel olguları tanımlamak; sınıflandırmak ve bize öğretebileceklerini belirlemekten daha kısa sürerdi. İşte tam da bu yüzden SED’i yaptık ancak bu tuhaf ‘zombi yıldız’ı incelememize olanak sağlayacağını hiç beklemedim.”

Gözlem Müdürü John Mulchaey de “Nick’in keşifteki rolü bize sahip olunan enstrümanların varlığının önemini gösterdi. Bu da çoğu üniversitede gitgide nadir görünen türden bir değer.” şeklinde eklemede bulundu.

Kaynak: www.phys.org

Yayın: Nature Journal

Çeviri: Ertuğrul Ceylan

Şahane Süper Ay’ı Kaçırmayın

68 yılın en büyük, en parlak dolunayını kaçırmak istemezsiniz… Bu dolunayı neyin bu kadar özel yaptığını ve onu en iyi nasıl gözlemleyebileceğinizi de öğrenmek istersiniz.(diye düşündük…)

Dolunayın doğuşu, 14 Kasım Pazartesi günü saat 17.52’de (Ankara’ya göre)  gerçekleşecek.

Ay’ı kocaman görmeye hazır olun! Pazartesi gecesi, gezegendeki tüm gök gözlemcileri 26 Ocak 1948 tarihinden bu yana gerçekleşen en büyük, en yakın, en görkemli  dolunaya şahit olacak. Hepimiz önümüzdeki gecelerin bulutsuz olmasını umuyoruz çünkü böyle bir Ay , ne yazık ki 25 Kasım 2034 yılına kadar bir daha gözlenemeyecek.

“Süper Ay” terimi çok da eski sayılmaz aslında. Genel olarak 2011 yılında kullanılmaya başlansa da, izlerini kendini sertifikalı profesyonel astrolog olarak tanıtan Richard Nolle tarafından 1979’da yapılan şu açıklamada görmek mümkün; “…yeni ay veya dolunayın kendi yörüngesinde Dünya’ya en yakın (%90 oranında) olduğu zamanlar.”

Ay’ın ilginç, eliptik yörüngesi her devrinde Dünya’ya olan uzaklığının değişmesine yol açar. En yakın nokta ‘perigee’ yani yerberi; en uzak nokta ise ‘apogee yani yeröte olarak adlandırılır.

Ay’ın yörüngesinin çembersel yerine eliptik olmasından dolayı Dünya’ya olan mesafesi yerberide 363,400 km ve yerötede 405,550 km arasında değişmektedir. Uzaklığın değişmesi, Ay’ın parlaklığının ve boyutunun da değişmesine sebep olur aynı zamanda. Yerberi ya da süper ay, normal dolunaydan %7 daha büyük ve %16 daha parlaktır. Ama normalden daha yakın yerberide  gerçekleşen dolunay, yerötede gerçekleşen dolunaydan %12-14 daha büyük ve %30 daha parlak olabilir.

Dolunayın, Dünya’ya en yakın (solda) ve en uzak konumlardayken sahip olduğu boyutların karşılaştırılması. Mesafedeki değişim, iki dolunayın boyutlarını farklı algılamamıza yol açar.

Gökyüzünde aynı anda sadece tek Ay görebildiğimiz için Mikro ve Makro dolunayları karşılaştırmamız pek mümkün değil, yani normal dolunayın görüntüsünü aklınızda tutup Süper Ay ile karşılaştırmamız gerekecek ya da Süper Ay ile 8 Haziran 2017’de gerçekleşecek olan Mikro Ay’ı. Peki ya size buna gerek olmadığını söylesem?

Bir ölçü aleti yapmaya ne dersiniz?

Öncelikle bir makas, bir kağıt ve bir kaleme ihtiyacınız olacak. Makasla bir kağıda farklı derinlik ve genişliklerde kesikler açın, gece olduğu zaman kağıdı yüzünüze paralel tutun ve kolunuzu tamamen uzatıp bir gözünüzü kapatarak Ay’a bakın, Ay’ın boyutuna uygun kesiğin altına tarih atın. Bu şekilde bir sonraki Ay ile, boyutunu ölçtüğünüz Ay’ı rahatlıkla karşılaştırabileceksiniz.

Aynı prosedürü Süper Ay’a uyguladığınızda rahatlıkla boyut farkını görebilirsiniz. Bu yöntemle en iyi görüntüyü gökyüzünün en parlak olduğu şafak vaktinde yakalayabilirsiniz, fakat bulutsuz bir gecede de bu işlemi gerçekleştirmek mümkün.

Her yıl, yılda birkaç defa dolunay yerberide bir-iki gün kalır, bu da Süper Ay’ları bir bakıma yaygın yapar ama bu eşdeğer oldukları anlamına gelmez. Süper Ay, yerberi ve dolunay aynı zamana denk geldiklerinde gerçekleşir. Bu Kasım’daki dolunay yerberi konumunda olmanın yanı sıra Ay’ın yörüngesindeki “esneklik” dolayısıyla normalden daha yakın, yani daha büyük görünecek.

Bu paneller geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki Süper Ay’ların konumlarını ve Dünya’ya olan uzaklıklarını göstermektedir. Ay’ın, 14 Kasım’da Dünya’ya en yakın konumda olacak olmasına rağmen ortadaki panelde tarihin 13 Kasım olarak belirtilmesinin sebebi, saat farkı nedeniyle ABD’de tarihin 13 Kasım’a denk gelecek olması.*Panellerin kaynağı: Stellarium

Bazen Ay’ın yörüngesi Güneş, Dünya ve Ay’ın birbirlerine göre konumlarına, Dünya’nın küresel olmayan şekline ve hatta diğer gezegenlerin kütleçekim kuvvetlerine göre daha yuvarlak, bazen ise daha eliptik olur. Bu etkilerden dolayı Ay’ın çembersel yörüngesinden sapma oranı 0.026 ile 0.077  arasında, yani %5.5 oranında değişir. Bu, Ay’ın uzaklığının değiştiğini, yani büyüklüğünü farklı algıladığımızı gösterir.

Eğer yeni ay veya dolunay yerberi ya da yeröte noktasında gerçekleşirse, Ay’ın yörüngesi biraz değişir, sonuç olarak da yerberide gerçekleşen dolunay daha yakın olur. Yani Süper Ay gerçekleşir. Yerberide gerçekleşen yılın en yakın dolunayına “proxigee*” denir. (*Güneş’in ve Dünya’nın kütlesel çekiminden ötürü Ay’ın yörüngesinde meydana gelen düzensizlikten dolayı oluşan yakın yerberi.)

Yeni ayın, ya da dolunayın konumlarına bağı olarak yerberi ve yeröte konumları değişkenlik gösterir. Güneş, Dünya ve Ay aynı hizada olduğu zaman birbirlerini kütleçekimsel olarak en büyük oranda etkilerler. Kütleleri daha büyük olduğu için Güneş ve Dünya, Ay’ı daha çok etkiler. Eğer aynı hizada olma durumları Dünya’nın Güneş’e en yakın olduğu, Güneş’in Ay’ı kütleçekimsel olarak en çok çektiği zamanlarda olursa Ay bize hiç olmadığı kadar yakın görünür. Bu Kasım ayından 2017 senesinin Şubat’ına kadar Dünya, Güneş’e en yakın konumunda olacak.

Bütün bu olayların bir araya gelmesiyle 14 Kasım’daki dolunay, 2034 yılına kadar gerçekleşen en görkemli dolunay olacak.

Eğer bulunduğunuz bölgede hava kapalıysa Süper Ay’ı yine de takip edebilirsiniz. İtalyan astronom Gianluca Masi Süper Ay’ı, kendi “Sanal Teleskop Projesi”nde 14 Kasım günü saat 17.00’dan itibaren canlı olarak yayınlayacak.

Yeni ay ve dolunay zamanları Güneş, Dünya ve Ay’ın konumlarından dolayı gelgitler her zaman daha fazla olur. Süper Ay gibi normalden daha yakın bir Ay, normalden daha fazla gelgit anlamına gelir. Eğer deniz kıyısında yaşıyorsanız Süper Ay’ın yanısıra takip eden birkaç günlük süre içerisinde gelgitlere de dikkat etmenizi öneririz.

Böyle küçük kütleçekimsel değişimlerin bu kadar eşsiz olaylara yol açması ne kadar da harika değil mi? Bu tarz durumlar kozmosla ne kadar iç içe yaşadığımızın birer hatırlatıcısı adeta. Gözünüz daima yukarılarda olsun Yıldız Çocukları!

Telif Hakkı: Bob King

Kaynak : Sky&Telescope

Çeviri: Deniz Gamze Sanal